- Kategori
- Felsefe
Dışarıda hayat var!!!

Hayatın uzun yollarında sürüklenirken bir bakıyorsunuz, hayal ettiğiniz veya hiç ummadığınız yaşam tarzları var. Sorumluluk yok, eğlence sınırsız ve öylece yanıbaşınızdan akıp giden bir hayat...
Bazı şeyleri tutmak için çabalarken ne kadar çok şey kaçırdığınızı farkediyorsunuz ve emin olun bu hiç hoş olmuyor. En zor olanı da ayakta durmak için çabalamak, yıkılmak, tekrar kalkmak...
Denizin mavisine, güneşin sıcağına, doğanın sesine yabancı kalmak. Bir avuç gökyüzü, bir avuç tuzlu su için defalarca teşekkür etmek. Çıplak ayaklarına, suda hareket eden bedenine hayran kalmak.
Ne için, kim için kısıtlıyoruz bedenlerimizi? Bize ait bir hayatı acımadan kilitleyip başka hayatlar yaşıyoruz. Beynimizi, duygularımızı, kalbimizi dondurup eski lahit mezarlar gibi, toprağın binlerce kilometre altına gömüyoruz. Ruhlarımızı zincirleyip, azap çekiyoruz.Neden?
Klimanızdan rüzgarın uğultusu geliyor mu? Tepenizde yanan florosan sizi ısıtıp, iliklerinize kadar enerji pompalıyor mu? Yeni aldığınız elbise su gibi yalayıp geçiyor mu teninizi? Peki ayakkabılarınız, kum taneleri kadar rahat mı?Ruhunuz size mi ait? Gördüğünüz herşey sadece gördükleriniz kadar mı?
Bilmediklerimiz, duymadıklarımız... Dünyanın diğer ucunda ne var biliyor musunuz?
Kocaman bir hayat var. Eni-konu dolu dolu bir hayat... Kuvvetli ışınların sizi sonsuzluğun ortasına atması gibi bir hayat... Telaşsız, sakince... Bütün dünyayı kucaklamak kadar kuvvetlice...
Yanıbaşımızdan bir hayat akıyor. Dışında kalıp bakmak kendimize yaptığımız en büyük kötülük... Hayata katılın... Doya doya katılın...