- Kategori
- Gündelik Yaşam
Dışarıların çiçeği

Yeni evin balkonu pek havadar, pek açık önü.
Bahar geldi, ortancayı çıkardım hemen, çünkü o aslında dışarıların çiçeği. Yavrum, yapraklarının yeşili solmuştu kışın kaldığı kapalı balkonda.
Onu bir hastamın annesi taa Bolu'dan kendi bahçesindeki kocaaaa ortancanın bir kenarından alıp getirmişti. Büyük derin bir saksıya diktim, önce afalladı, doğal tabii, o dışarıların çiçeğiydi. Sonra yaprakları dirildi, kökünden kökler ve yapraklar verdi. İki yıl oldu, yaprak kök..suladım durdum. Toprak ekledim geçen bahar. Kışın içeri almak zorunda kaldım, o zaman soluklaştı yapraklarının rengi. Çiçeğinin rengini bilemedim, çünkü hiç görmedim.
Bizim balkon pek havadar, söylemiştim değil mi? Öyle açık ki önü bir daha söylemek istedim. Ortancayı balkona çıkaralı 1 ay oldu, solmuş saramış zorla ayakta duran dalları daha ilk günden canlanıverdi. Yeni yeni tomurcuklar birbirini izledi, soluk yeşil yaprakları bir bir kopardım, ardından zümrütleri geldi. Bir sabah kökünün dibinde, en dibinde bir tuhaflık farkettim. Yaprak değil taş değil...koparacağım eğildim: Aaaa çiçekti. Çiçekti ama açık yeşil renkli yapraktan hallice tuhaf bir şeylerdi.
Bekledim, ortancamın çiçeği rengini usul usul değiştirdi, serpildi pembenin maviye göz kırptığı bir buluşmaydı sanki. Tanrım o ne özgür, o ne özgün bir renkti. Derken bir çiçek daha, bir tane daha...
Yaprakları zümrüt yeşili, çiçekleri pamuk şekeri pembesi, havadar balkonumdaki ortanca, bir canlandı, bir güzelleşti.
Eeee, o dışarıların çiçeği...Rüzgarı sevdi, yağmuru, gecenin serinliğini, sabahın nemini, öğlenin sıcak bezginliğini. O da yeni balkonu pek sevdi.
Her akşam gün batmadan suluyorum onu, rahmetli anneannemin yaptığı gibi sohbetimi esirgemiyorum,bir an geliyor, içim burkuluyor, engelleyemiyorum. Bunu her akşam yaşıyorum:
Yeni balkon havadar, rüzgarı da var ama, ortancanın yeri bu saksı değil ki diye geçiriyorum.
Çünkü biliyorum,
'O balkonun da değil, en dışarıların çiçeği...'