- Kategori
- Şiir
Divan-ı aşk

Ruh-i revanımın aşkından müstakim oldu bu aşık mizacım.
Aşk-ı sadık eyledim ben beni yardan gayrı.
Beyan-ı halden bilen kalmadı ey dilber-i ranam!
Vuslata dek verecek bize Mevlam bin hayrı.
Hicran pınar eder didelerimi senli vakitlerde Leylim,
Gam-ı firkat sarar bedenimi, lal olur dilim.
Nar-ı aşk bende, senden gayrısına yok meylim,
Deva sende, elem örtüsünden kalmadı mecalim.
Şehr-i İstanbul ki nice ahvalime vakıf olan,
Nurefşan cemalin kamervaridir, semada duran.
İlm-i aşka akıl sır erdiremez, gelse allame-i cihan
Aşık ki, hakikat kapısında aşk tokmağına vuran.
İkrar vermem beyhude sevdalara, sanadır yolum,
Gülistan olur çehrem, yüreğimde senden bir nişane.
Derman arar bade-i aşkın her katresinde solum,
Doldur Saki, elimde aşk kadehi kılar beni mestane.
Ey aşk !
Seni taşımayan kalbin haline acırım. Sen olmadan atan kalbin yorulmasına acırım. Sen ki hakikatın kendisi, sen ki yaradılışın sebebisin. Seni yaşamadan gelip geçen ömürlere acırım.
Senin divanın öyle mübarektir ki, aşıklar sofrasında seni tabire lüzum yoktur. Zira, bilenler susar seni sorduklarında.
Ey aşk !
Ben seni aramıyorum, sen zaten içimdesin...