​ Doğal afetler karşısında belediyeler, halk ve bürokrasi / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '09

 
Kategori
Siyaset
 

Doğal afetler karşısında belediyeler, halk ve bürokrasi

Bugün İstanbul'a baktığımız zaman dere yatağı kenarlarına yapılmış bir çok apartman vb. yapılar görebilirsiniz. Doğal olarak bu apartmanlar sadece AKP belediyesi görevde olduğunda yapılmamış. Ve bu kadar çok binanın yada yapının düzenlenmesi de 10 yılda yapılacak birşey değildir. Tüm belediyeler sorumludur bu felaketlerden. Kabul ediyorum ancak, benim asıl eleştirdiğim bir çaba sarf edilmemesi.

Bu durum için felaketi için şunları söyleyen kişiler de bulunmakta :

" İstanbul'da 80 yıldır bu kadar yoğun bir yağış görülmedi. "

" Yıllardır alınamayan önlemler 10 yılda nasıl alınsın? "

" İstanbul'un nüfusu aslında 20 milyon. Bu kadar insanın yarattığı sorunlara hiç kimse çözüm bulamaz "

Bu mazeretler bir çok kişiye mantıklı gelebilir. Ancak şunu da düşünmez isek mantıklı düşünmüş olmayız. Yukarıda tırnak içinde belirttiğim söylemlere neden olanlar, halkımızın gözünü boyayan, halkımızı duygusuzlaştıranlar siyasetçilerdir. Ve sadece sel değil, deprem, toprak kayması vb. doğa olaylarının felakete dönüşmesine sebep olanlar da yine siyasetçilerdir. Buna ilave olarak da Bürokrasi, halkımızın bilinçsizliği ve dar siyaset ise bizim başımıza gelen asıl felaketlerin de bir sebebidir. Genel hatları ile sizlere belirtmeye çalışacağım.

Ülkemizde çıkara dayalı siyaset olduğu için, onlarca ne işlevi olduğu belli olmayan işlemleri uzatan kurumlar olduğu için hiç bir Belediye bu imar sorununa çözüm bulamaz. Sadece imar sorunu değil pek çok sorundan bahsediyorum aslında. Maalesef bizim ülkemizde siyaset "çıkar sağlamak" kurumuna dönüşmüş durumdadır. Siyasi partilere bakalım. Kurulan küçük bir siyasi partinin amacı bile 6 7 kişiye çıkar sağlamak için kurulabiliyor. Bunların örneklerini görebiliyoruz. Neyse konuyu dağıtmayayım ama parçadan bütüne gidersek bu sorunlara çözüm bulabiliriz diye düşünüyorum.

Şimdi bu felaket olduktan sonra hiç üst düzey bir bürokrat suçlandı mı ? Hiç bir Belediye görevlisinin cezalandırıldığını yada herhangibi birisine dava açıldığını gördünüz mü ? Hiç bir hükümet görevlisinin suçu yok mu ? Neden yok biliyormusunuz? Büyükşehir AKP'nin ancak bazı Belediyeler CHP'nin. Ortada var olan imar izni karmaşasınıa birde, Vakıflar Kurulu, bilmem ne müdürlüğü gibi ne idüğü belirsiz bir çok kurum giriyor.Bu sel felaketinde olmasa bile herhangibir faciada saçma sapan kurumlar işin içine giriyor.

Ancak en son malum İl Başkanları arasında yaşanan tartışmaya geldiğimiz zaman olayın bir başka yönünü görebiliyoruz.:

AKP'li il başkanı Aziz Babuşçu:

"Biz imar izni vermeyecektik ama CHP olarak dava açtınız ve oraya imar izni verildi. CHP kulis yapmıştır ve ıslah çalışmaları iptal edilmiştir. Halkı galeyana getiren CHP'dir"

Demek istiyor. Yani tam olarak bu ifadeleri kullanmasalar da böyle diyorlar.

Madem bu sel felaketinden ( En azından Bolluca Deresi yatağı etrafında ) CHP sorumlu ise ben anlamadım aynı CHP Meclis Cumhurbaşkanı seçerken, yada AKP yasa çıkartırken de kulis yaptı neden başarılı olamadı ? Bunuda geçtim o zaman bu sel felaketinin ardından yapılacak olan ıslah çalışmalarını, CHP tarafından verilen dilekçeye göre iptal eden Mahkeme Heyeti'ne neden dava açılmadı ? Neden dilekçe veren CHP'lilere dava açılmadı ? Neden Aziz Babuşçu kendileri açıkça suçlanınca bu açıklamayı yaptı ?

Bu sorular aklıma geldiğinde ertesi gün Gürsel Tekin'den bir açıklama geliyor. Öğreniyoruz ki meğer davalar kişisel olarak açılmış. Ben bunu da anlamadım. Ben CHP'de yada bir partide üye olacağım ve kişisel olarak ıslah çalışmasına engel olunması için dava açacağım. Peki ben ıslah istemeyen kişilere yardım edersem acaba bu yardım ettiğim vatandaşlar kime oy verecekler ? Burada acı ile gülümsüyorum. O zaman AKP neden bunu belirtmedi? Acaba oy kaybı istemedi mi? Yada "a" partisine üye olan birisinin bireysel başvurusu ne demek ? Herhalde bu da bir nevi " Derin Siyaset " olsa gerek.

" TSK'nın Başakşehir'deki tank taburunda bulunan doğal gölet'in yıkılması yüzünden sel Tetiklenmiş olabilir " diyen yani birde suçu kabul etmeyip farklı bir kurumu suçlayan bir Belediye Başkanı için neden kimse tavır almıyor? Bir Belediye Başkanı cevaplar üretiyor ama çözüm üretmek yok. Suçlamak var ama sorumluluk almak yok. Bu ülkede şehirler kimler tarafından yönetiliyor? Dünya'da bizim gibi yönetilen ülkeler içinde belkide ilk defa bir ordu kurumu sel felaketine sebep olmak ile suçlandı galiba. Ama pardon aklıma gelmedi o anlamda demek istememiştir belki de değil mi !

Sayın Başbakan bu felaket ile ilgili atasözü destekli açıklamalar yaptı. Sanki İstanbul Belediyesi onun döneminde 16 yılda hiç bir dere yatağında imar izni vermedi mi ? Ama bizim bürokrasimiz Sayın Başbakan'a söz hakkı vermiştir. Sayın Başbakan mahkemelerin sürekli davaları engellediğini, hizmete engel olanların CHP zihniyeti ve mahkemeler olduğunu söylemiştir. Zaten nedense Mahkemeler iktidar partilerinin istediklerini yaparsa çok güvenilir, ancak o partinin aleyhinde karar verirse o mahkemeler hemen statükocu olabiliyor. İşte size yalana dayalı siyaset. Bu tür sözleri tüm iktidar partileri söyler. AKP sadece bir örnek. CHP'de aynı tavırları sergilemiştir. Yada DP yada AP bu partileri de örnek verebiliriz. Neyse yine uzaklaştık galiba.

Bizim meclisimizin gücü bu imar izinlerinin iptali için yetesiz mi ? Meclis koltuklarını boş bırakan siyasetçilerimiz ne yapıyorlar acaba? İl Genel Meclisi ne iş yapar?

Hadi birisni suçlayalım:

Suçlu, insan taşımak için yapılmamış araca çalışanları bindiren ve kaza olduğunda çalışanların ölümüne sebep olan şoför mü? yoksa işveren mi ? Yada düşünemedim pardon dere kenarına bina yapan halkımız asıl sorumlu olabilir mi ?Belkide 20 milyon vatandaş çok fazla geliyo İstanbul'a? Belkide 80 yıldan beri hiç o kadar şiddetli yağmayan yağmur suçlu? He yine unuttum binaları yapan müteahhitler deprem felaketlerinden sorumlu pardon! Bunların hepsi göz boyamak.

Bırakın bu işleri sayın siyasetçiler. Denetlemek ile yükümlü olanlar ne iş yaparlar peki? Maalesef makam sahiplerine göre suçlu kendilerinden başka herkes. Bu ülkede siyaset maalesef böyle işliyor. Oy verenler bile sel felaketinden oy verdikleri kişileri suçlayamıyor. Yani 30 kişi ölüyor yinede oy verdiğimiz partiyi savunuyoruz.

Gelelim bürokrasiye. Bürokrasinin yanlışları kendi içinde çözülüyor. Belediye Meclisi karara varıyor bu karara itirazı muhalefete ait belediye yapıyor ( Nasıl oluyor ise kurumsal değil şahıs olarak başvuru yapmış CHP'li üyeler. Böyle bir siyaset sistemide var ülkemizde demek ki ) ve kararı mahkeme bozuyor suçlu kim oluyor? Bu soruya cevap arar iken bir bakıyoruz ki başka bir haber çıkıyor medyada ve herkes yeni haberin peşinden koşuyor. Ve bürokraside rahatlıyor kimse olayların üzerine gitmiyor. (Bu durumdan biraz da medya sorumlu.) Sonuçta ne oluyor? Vatandaşlarımız balık hafızalı insanlar haline getiriliyor.

Bir kere bu kadar Bürokrasiye dayalı kurumlar bu kadar çok olursa 20 milyon kişinin yaşadığı şehirde her türlü felaket olur. Yetki karmaşasının yaşandığı bir ilde bu kadar ilçe belediyesi neden var? Bir kere Belediye'ye bağlı olan bir kurumun sel için Belediye'ye rapor sunması ne kadar etkilidir? Bu raporu hazırlayanlar ne kadar tarafsız olabilirler? Yani ortada soru çok ama hiç bir sorumlu yok!

Ama yok çözüm bulunur ne mi yapılır? İş vereni suçlu yaparsın olur biter. İşveren yada şoför yada hangi emir kulu olursa olsun, kurala uymaz kurala ve uymadığı için ceza verilmez. Yada günah keçisi ilan etmek istenilen birisi arandığında deprem sonrasında ölenlerden kim sorumlu olur? Müteahhitler suçludurlar. (Asla onları savunmıyorum) Maalesef denetleme yapan organlar suçlu olmazlar. Suçlu hep vatandaştır yada siyasilerden başka alt kademelerde ki herkes suçludur. Çünkü herkes bakanlara, parti başkanlarına yağ çektiği için, onlardan çıkar beklediği için ekmek kapısına baş kaldıramaz. Yoksa işlerinden olurlar. Bu yüzden de onların kurbanı olurlar.

Daha da ileri götüreyim, bu ülkede siyasetçiler gençleri kışkırtırlar her gün birisi ölür. Darbe meydana geldiği zaman da siyasetçilere hiç bir şey olmaz. Ölen, işkence gören yine vatandaşlar olur. Yani her kötü olayda siyasetçiler rahattırlar.

"Derenin İntikamı Acı Olur" atasözününi söyleyen bir Başbakan olursa bende "Balık baştan kokar sözünü söylemek isterim. Sayın Başbakan bir kere en azından benimde hatam var diyebilmeli. Çünkü siyaset yaşamında 16 yıldır bir şekilde İstanbul'u yönetiyor. Diyebilirsiniz Belediye Meclisi'nin hepsi AKP'nin değil. Zaten ben hedef olarak siyaset kurumunu gösteriyorum. Ancak şunu da söylemeliyim 16 yıldır bir şekilde İstanbul'u en yetkili olarak yöneten birisi böyle konuşamaz.

Ama işte herkes topu birbirine atar. (Kurumlardan bahsediyorum ve sadece sel felaketi ile ilgili değil) Bir CHP'li yada bir AKP'li Belediye Meclis Üyesin'den kimseye birşey olmaz. Bir İlçe Belediye yada bir İl Belediye Başkanı suçlu olmaz ama başka herkes suçlu olur. Bedeli kim öder halkımız öder.

Yakınlarını kaybetmeyen AKP'ye oy veren vatandaşlar da " Yıllardır bu şehir böyle AKP bir anda nasıl düzeltsin bu imar sorununu diyenleri de anlamıyorum. Burada sel olan yer CHP belediyesine ait bir belde de olabilir. Öyle olunca CHP de savunulacaktır aynen bu şekilde. Ama Maalesef halk olarak da bir siyaset bilinci yerleştiremedik. Bu ülkede takım tutar gibi siyasi partilere oy vermekteyiz. Onlar bizim düşüncelerimize göre hareket edeceği yerde, biz siyasetçilerin yalanlarına inanıyoruz. Böyle olunca da sel felaketinde yakınları ölenler gibi düşünemiyoruz. Bu da beni çok üzüyor. Bu kadar gaddar ve umursamaz bir halk olduğumuz için çok üzülüyorum. Şunu soruyorum AKP'yi savunanlar yada CHP'yi savunanlar :

"Kendi yakınlarınız bu felakette hayatını kayıp etseydi ama ciddi olarak düşünün babanız, anneniz, karınız, kocanız, çocuklarınız ölseydi ne derdiniz ? En üstte yazdığım gibi düşünür müydünüz?"

Son olarak şunu belirtmekte fayda var. Halk olarak bilinçlenmez isek, Siyasi parti tutar iken takım taraftarı gibi davranmayı bırakmaz isek, medya sosyal sorumluluklarını ihmal eder ise, her gün aynı haberleri ( En azından İnternet ortamında ) verir ise, siyasetçiler çıkara dayalı siyaset yapmaya devam ederler ise, bürokrasi bu kadar yoğun şekilde işler ise ve bu kadar fazla kurum, siyasete bu kadar etki eder bu facialar devam edecektir.

 
Toplam blog
: 5
: 589
Kayıt tarihi
: 27.03.09
 
 

1986 yılında İstanbu'da doğdum. "Halkla İlişkiler ve Reklamcılık" bölümü önlisans mezunuyum. Şu a..