Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '09

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
2978
 

DOĞAL ÇEVRE KORUMA ÖNCELİKLİ BİR EYLEM ALANI

DOĞAL ÇEVRE KORUMA ÖNCELİKLİ BİR EYLEM ALANI
 

İstanbul Küçükçekmece ve Büyükçekmece Gölleri


İSTANBUL KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ [1]”

ÖZET : İstanbul Metropoliten Alanı için önemli bir doğal kaynak olan Küçükçekmece Gölü’nde oluşan çevre sorunları ile bu sorunların çözümüne yönelik yapılan ve yapılması gerekli çalışmalar bu bildirinin konusudur. Göle karışan atık suların nitelikleri, tasfiye tesisi yer seçimi, İç ve Dış Kumsal kesimindeki yapılaşmalar ile bu kesime ilişkin yapılmış koruma amaçlı planlama çalışmaları sunulmaktadır.

SUMMARY : Environmental problems, solutions and actions towards solving that problem at İstanbul, Küçükçekmece Lake and Lagoon system is the subject of this paper. The composite of the wastewater, location of wastewater treatment plant, structural environment and preservation aimed plans will be presented.

Anahtar Kelimeler : Göl, Lagün, Su Kirliliği, Doğa, Park, Arıtma, Tasfiye.

Key Words : Lake, Lagoon, Water Pollution, Nature, Treatment, Purification

I. AMAÇ

Her yıl yaklaşık 400 000 artan nüfusu ile İstanbul Metropolü bir “Megalopolis” olma yolundadır. Nüfusun artış hızının yüksek oluşu ve bunun bir sonucu olarak kaçak yapılaşma ve sanayileşme ile çevre sorunlarının artışı, son 30 yılda İstanbul çevresinde ve Marmara Denizinde insan sağlığını tehdit eden boyutlarda aşırı kirliliğe neden olmuştur.

Küçükçekmece Gölü ve çevresi; İstanbul Metropoliten Kent Bütünü içerisinde Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana geleneksel olarak dinlenme, eğlenme ve rekreasyon bölgesi olarak önemini korumuştur. Ancak, bu kesimde son 15-20 yıldır denize girilmesi sakıncalı, deniz ürünlerinin yenilmesi, sağlık açısından tehlikeli hale gelmiştir. Marmara’da canlı yaşamının hemen hemen tükenmesine ve ekolojik bir felakete neden olan bu kirliliğin bir diğer önemli nedeni de Karadeniz’den gelen sanayi kökenli kirliliktir. Küçükçekmece Gölü de; Haliç’ten sonra belki de en önemli kirlilik yüklerini taşıyan bir doğal lagün sistemidir.

Bu bildirinin amacı; İstanbul’da doğal çevrenin korunmasında öncelikli bir eylem alanı olan “Küçükçekmece Gölü’ nün sorunlarını irdeleyerek çözümlere yönelik öneriler geliştirmektir.

Alandaki sanayi varlığı ve kirlilikleri irdelenecek, yapılan planlama çalışmaları değerlendirilerek alınması gerekli önlemler için öneriler geliştirilecektir.

2. NAZIM PLAN KARARLARI

İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım Planı’nda (1/ 50 000) Küçükçekmece Gölü ve çevresinin; Doğal Sit Alanı olarak korunması ve kentsel rekreasyon amacıyla kullanımı öngörülmektedir.

Bu bölgede yer alan kullanım türleri için Nazım Plan’da aşağıdaki hükümler bulunmaktadır (Nazım Plan Raporu (1995).

· GÜNÜBİRLİK - REKREASYON ALANLARI : “ Rekreasyon amaçlı düzenlenen alanlarda, sadece halkın eğlenme ve dinlenme gereksinimlerini karşılamaya dönük (piknik, plaj, spor alanları, botanik parkları vb.) mekan düzenlemeleri, günübirlik kullanışa yönelik alanlarda ise (plaj tesisleri, kafeterya, lokanta, kabin, iskele vb) toplum yararına ayrılan hafif yapılı tesisler yapılabilir. Bu alanların düzenlenmesi ile ilgili kararlar alt ölçekli planlarla belirlenecektir” .

· KENTSEL HİZMETLER (KH) : Nazım Planda, Küçük Çekmece kesimine “Kentsel Hizmetler” kararı da getirilmiştir. “Bu alanlar, E-5 üzerinde batıda Dünya Ticaret Merkezi-Şirinevler ile doğuda Göztepe-Bostancı kavşağı arasındaki akslardır. Bu alanlar, büro hizmetlerinin ağırlık kazandığı, kısmen yönetim ve ticaret fonksiyonlarının yer aldığı alanlardır.” hükmü yer almıştır

· DENİZ ULAŞIMI : Nazım Planda; Avcılar ve Ataköy’de Deniz Otobüs İskelesi, Ataköy’de Yat Limanı, Yeşilköy, Yeşilyurt ve Küçükçekmece’de balıkçı barınakları önerilmiştir. Yeşilköy’de Araba Vapuru İskelesi’nin yer alması da bir Nazım Plan kararıdır.

3. TARİHSEL GELİŞİM

Küçükçekmece adının kaynağı oldukça tartışmalıdır. Genel olarak kenarında kurulduğu gölle ilgili olduğu kabul edilir. “Çekmece” olarak anılan iki gölün boyutlarıyla adları uygunluk göstermemektedir. Büyükçekmece Gölü’nden daha büyük olduğu halde tam tersi bir ad taşımasının genel kabul gören açıklaması, gölün deniz bağlantısını sağlayan geçit üzerindeki köprünün küçüklüğüdür. Osmanlı döneminde yazılmış birçok batılı kaynakta bu köprü, “Küçük Köprü” anlamında “Ponte Piccolo” adıyla geçer. İki göle de verilmiş olan “Çekmece” adının, balık tutmak için denize açılan geçitlerde kurulan ve yukarı çekilerek açılan kafesli setlerden geldiği kabul edilir (İstanbul Ansiklopedisi, S.156-157) * .

15.yy’ın ikinci çeyreği Türklerin Trakya’daki etkinliklerinin çoğalmaya başladığı bir dönemdir. Rhegion, Nisan 1453’ de Rumeli Beylerbeyi Karaca Bey tarafından ele geçirilmiş ve 1455’te kışı geçirmek için Edirne’den İstanbul’a gelen Fatih Sultan Mehmed’in emriyle imar edilmiştir. Böylece önemli bir konaklama noktası haline gelen Rhegion, İstanbul’un Rumeli’ye açılan kapısıydı. İstanbul’a giriş ve çıkışlar köprü üstüne kurulmuş olan bostancı karakolundan denetlenirdi.

Çevresi tarıma elverişli alanlar ve ormanlarla kaplı bu eski Rum köyüne Türkler de yerleşti. 16.yy.’da Çekmece-i Sagir, daha sonra da Küçükçekmece olarak anılan bu köy gelişerek kasaba haline geldi.

Bu gelişme yerleşimin göl kıyısına doğru inmesi biçiminde gerçekleşmiş, yüksekte kalan eski yapıların kalıntıları yeni binalarda yapı taşı olarak kullanılmış; eski ve yeni yerleşimler arasındaki yamaç, zaman içinde mezarlığa dönüşmüştür.

Küçükçekmece’de; Kanuni döneminde yaptırılan medrese, zaviye, imaret ile Padişahlara ait kasır ve av köşkleri, elçilik heyetlerinin konakladıkları bir de kervansaray vardı.17. yüzyıla ait bazı kaynaklara göre 12 gözlü olarak tanımlanan Küçükçekmece Köprüsü’nün uzunluğu da yaklaşık 200 m. idi.

19. yy’ın ortalarında halkının çoğunluğu Türklerden oluşan Küçükçekmece Kasabasındaki 80 kadar evde yaklaşık 300 kişi yaşamaktaydı. Bu sıralarda veba salgınına uğrayan kasaba neredeyse tümüyle boşalmış olup, 1847’de yalnızca 3 Türk ve 4 Rum hanesi kalmıştı.

Eskiden İstanbulluların sayfiye ve gezi yerlerinden biri olan Küçükçekmece, kebapçı dükkanları ve kasaplarıyla ünlüydü. O zamanlar belediye sınırları dışında bulunması nedeniyle buradaki kasap dükkanlarında satılan etler kente göre daha ucuzdu. Her mevsim özellikle hafta sonlarında, çoluk çocuk Küçükçekmece’ye genellikle banliyö trenleriyle gelenler, kebapçılarda daha çok odun ateşinde pişirilen etlerden yer, evlerine dönerken de kasap dükkanlarından alışveriş ederlerdi. Yerleşme, giderek bu özelliğini yitirmiştir.

4. İDARİ YAPI ve NÜFUS GELİŞİMİ

Küçükçekmece Kasabası 19.yy’da Çatalca’ya bağlı bir köy statüsündeydi.1908’de aynı statü ile Bakırköy’e (Makriköy) bağlanan Küçükçekmece, Cumhuriyet’in ilk döneminde de bu konumunu korudu. 1935’de 707 olan nüfusu 1941’de 780’e çıktı. Oysa 1878 tarihli vilayet salnamesinde buranın erkek nüfusu 1824 olarak gösterilmektedir.

Eskiden tek hat olan demiryolunun 1951’de çift hat olmasıyla banliyö treninden düzenli biçimde yararlanılması, sonraki yıllarda hemen kenarından geçen Londra Asfaltı adlı karayolunun tamamlanması Küçükçekmece’nin gelişmesinde önemli roller oynadı.

1950-1955 arasında nüfusu üç kata yakın artan Küçükçekmece’de belediye örgütünün kuruluşu 1956’ya rastlar. Daha sonra gelişimini büyük bir hızla sürdüren Küçükçekmece’nin nüfusu 1970’de 43 385’e ve 1980’de 81 503’e ulaştı (İstanbul Ans., s.157). 1924 ve 1935’de Yunanistan göçmenleri, 1954’de ise Yugoslavya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler Küçükçekmece Kasabasına yerleştirildi.

1924 ve 1935’de Yunanistan göçmenleri, 1954’de ise Yugoslavya ve Bulgaristan’dan gelen göçmenler Küçükçekmece Kasabasına yerleştirildi.

1990 Nüfus Sayım sonuçlarına göre eski Küçükçekmece Kasabası’nın çekirdeği niteliğindeki İstasyon çevresinde yer alan Fatih Mahallesi’nin nüfusu ise 12 494’tür. Cennet (26 054), Cumhuriyet (26 467), Kanarya (33 990) ve Yeni (13 459) Mahalleleriyle birlikte ele alındığında Küçükçekmece’nin nüfusu 1990’da 112 264’e yükselmiştir.

Küçükçekmece, Bakırköy gibi gelişme ve büyüme işlevini genel olarak tamamlamış, arazi değerleri mutlak değer olarak yükselmekle birlikte rant seviyeleri düşmekte olan bir kesimdir. Değişim ve dönüşüm söz konusu olmadığı için kentsel arazi değerlerinde önemli bir değişiklik

gerçekleşmemektedir (Nazım Plan Raporu, S.115, (1995) .


5. GÖL’ÜN DOĞAL YAPISI ve KORUMAYA YÖNELİK KARARLAR


Küçükçekmece sahilleri, özellikle düşük gelir grubunun yoğun olarak denizi kullandığı bir mekandır. Sahil boyunca, doğrudan plaj kullanımlarına yönelik eşya sergileri ve seyyar satıcılara çokça rastlanmaktadır.

Küçükçekmece İç ve Dış Kumsal kesiminde sahilde yer alan konutlar genelde tek katlı, daha çok sebze ekilmiş bahçeler içinde sayfiye evi görünümünde, orta kalitede binalardır. Yerleşim alanına girdikçe kat adeti artmakla birlikte, bina kalitelerinde önemli bir farklılık gözlenmemektedir.

Kanallardaki küçük tekneler, kıyıdaki lokantalar, su kenarında dinlenen veya yürüyüş yapanlar sanki İstanbul metropolünde değil de güneyde sahil kasabalarından birinde bulunuluyormuş etkisi yaratmaktadır. Ancak, suyun kalitesi ve kirlilik, koku yolu ile kendini hissettirmektedir. Kıyı doğal bitki örtüsünü korumakla birlikte, kıyı ve yakın gerisinde yoğun yapılaşmalar yer almıştır.

Kamu kampları (32, 82 %) ve ticari rekreasyon (26, 76 %) alanları bu kesimin hakim kullanımlarıdır. Aktif yeşil alanın yoğunluğu (24, 26 %) da bu alanda önemli bir veri olarak görülmektedir.

Kent bütününden Küçükçekmece Gölü’ne ulaşım, RTTS, demiryolu, D-100 (E 5) ve sahil yolu ile karadan; deniz otobüsü ile denizden mümkündür. Ülkenin en büyük ve kapasiteli hava limanı olan Atatürk Hava Limanı Gölün hemen doğusunda yer almaktadır.


TABLO 1 : KÜÇÜKÇEKMECE KIYI KESİMİ ÇİZGİSEL KULLANIMLARI



KIYI KENARININ DURUMU (Km.)

ORAN

(%)

KIYI KENARININ ARKASI

(Km.)
ORAN

(%)

DOĞAL
2, 666
100, 0

TİCARET
0, 079
2, 97




TURİZM
0, 155
5, 82

TOPLAM
2, 666
100, 00

KAMU KAMPLARI
0, 875
32, 82




AKTİF YEŞİL
0, 647
24, 26




TİCARİ REKREASYON
0, 714
26, 76




KONUT
0, 197
7, 38










TOPLAM
2, 666
100, 00

1976 yılında Gölü, Marmara Denizi’ne bağlayan iç ve dış kumsal kesimi ile Göl kenarında doğal güzelliğe sahip Soğuksu Çiftliği Doğal Sit Alanı olarak belirlenmiştir (GEEAYK, 9509 Sayılı Kararı (1976). Bu karara rağmen, doğal sit alanının kontrolsüz yapılaşmalar neticesinde doğal güzelliğini kaybetmekte olduğu görülmüş, yeni yapılanmalara müsaade edilmemesi (İstanbul KTVKK, 2691 Sayılı Kararı (1991), Doğal Sit Alanı içindeki mülkiyetlerin belirlenmesi ve doğal ve arkeolojik sit alanlarında acilen koruma amaçlı imar planının yaptırılması (İstanbul KTVKK, 2700 Sayılı Kararı (1991), kararlaştırılmıştır. İç ve Dış Kumsal Doğal Sit Alanı ile yakın çevrede yer alan “Rhegion Antik Kenti” Arkeolojik Sit alanını kapsayan “Koruma Amaçlı Planı” hazırlanmış ve onanmıştır (İstanbul KTVKK, 3212 Sayılı Kararı (1993). Koruma Planı ile birlikte yürürlük kazanan Plan Notları’na göre doğal ve arkeolojik sit alanlarında, özel mülk ya da kamuya açık ve yarı açık tüm alanlardaki her türlü yapım, onarım ve peyzaj düzenleme faaliyeti Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından denetlenecektir.


Aşağıda plan notlarının doğal çevre ile ilgili olanları verilmektedir:

.

· İç-Dış Kumsal ile Doğal Sit Alanı içindeki mevcut yapılardan, uygun işlev alanlarında kalanlar, yasal mülkiyet haklarına uygunluk ve yapısal durum saptama paftalarında belirlenen bilgiler gözetilerek ıslah edilecek, ya da yeni imar koşullarına göre yenilenecektir. Söz konusu düzenlemeler, Yapı Koruma Koşulları ve Yeşil Alan Düzenlemeleri Paftalarında belirtildiği biçimde yapılacak ve ilgili ilçe belediyesi tarafından, planın yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak yapı sahiplerine birer yıllık süreler verilerek gerçekleştirilecektir. Doğal sit alanı içindeki ruhsatsız ve inşaatı sürerken durdurulmuş yapılar planda verilen imar koşullarına uygun hale getirilecektir.

· Doğal Sit Alanı içinde, Küçükçekmece Gölü kıyısında, su sporları alanı ile park ve ağaçlandırılacak alan olarak ayrılan kesimlerde, kıyı doğal eğim ve çizgisiyle korunacak, mevcut betonarme rıhtım düzenlemeleri kaldırılarak doğal sahil bandının sürekliliği sağlanacaktır. Su sporları alanında Göl üzerinde yapılacak iskele vb. uzantılar doğal görünümü bozmayacak biçimde olacaktır.

· İç-Dış Kumsal Bölgesinde, kanalın doğu kıyısında yer alması planlanan, İSKİ’ye ait kanalizasyon deşarj istasyonunun çevresiyle ilişkileri etüt edilecek, burada gerekli peyzaj düzenlemeleri de yapılarak kanal kıyılarında oluşturulmak istenen çevresel değerleri bozucu etkiler oluşturulması önlenecektir.

6. KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ NİTELİĞİ, OLUŞUMU VE ÇEVRE SORUNLARI

Küçükçekmece Gölü’nün yüzölçümü 15.22 km2, kuzey-güney doğrultusundaki uzunluğu 10 km, en geniş yeri yaklaşık 6 km.dir. Fazla olmayan derinliği güney kıyı yakınlarında 20 m’ye ulaşır. Göl acı su içermekte ve lagün tipi bir nitelik taşımaktadır.

Marmara Denizi’nin kapalı bir havza olduğu dönemde Büyükçekmece ve Küçükçekmece Gölleri’nin bulunduğu alanda oldukça derin kazılmış akarsu vadileri vardı. Son jeolojik dönemdeki buzullaşma sona erince denizlerin yüzeyi yükseldi ve Çanakkale Boğazını yaran Akdeniz suları Marmara çukurluğunu doldurdu. Bu deniz istilası ya da basması sonucunda eski vadi ağızları boğularak “ria” lar ortaya çıktı. Göl dibinde eski dere vadilerine ait olukların günümüzde bile izlenebilmesi, bu küçük girintilerin deniz basması sonucunda oluştuğunu gösterir (İstanbul Ans., S.158).

Koyun önü zaman içinde kıyı kordonuyla kapanarak lagüne dönüşmüştür. Lagünü denizden ayıran kıyı kordonunun sona erdiği doğu kesimde derinliği ancak 1, 5 m olan bir geçit bulunmaktadır. Denizle göl arasındaki bağlantıyı yakın zamana kadar bu geçit sağlardı. Bu nedenle göl suları az tuzluydu. Son yıllarda kıyı kordonunda yapılaşmanın artması, gölü besleyen akarsuların cılızlaşması gibi nedenlerle bu geçit ender olarak bağlantı sağlamaktadır.

“Büyük” sözcüğü bulunmasına rağmen 12 km2’lik Büyük çekmece Gölü, eskiden Küçükçekmece Gölü’nden daha az bir alanı kaplardı. Ancak İstanbul’un su gereksinmesinin bir bölümünü karşılamak amacıyla önüne baraj kurulan Büyükçekmece Gölü’nün günümüzdeki yüzölçümü 43 km2’ye ulaşmıştır.

Küçükçekmece Gölü’nü, Çatalca Yarımadası’nın iç kesimlerinden kaynaklanan üç küçük akarsu beslemektedir. Bunlar Nakkaşdere, Sazlıdere ve Eşkinoz Deresi’dir. Göl, bu dere ağızlarının binlerce yıl önce deniz basması sonucunda oluşmuştur.

Çeşitli tarihsel kaynaklara göre, eskiden Küçükçekmece Gölü balık açısından çok zengindi. Lagün ağzı yakınında kurulan dalyanda çok miktarda balık avlanırdı. Ancak 1970 sonrası çevredeki alanların konutlarla dolmaya başlaması sonucunda sanayi ve evsel atıkların göle karışması, çöp gömme çukurlarından kaynaklanan kirlilikler, derelerin cılızlaşması, denizle ilişkisinin kesilmesi gibi nedenlerle göldeki balık yaşamı büyük ölçüde zarar görmüştür. Ekonomik açıdan önemli olan balık türleri arasında ilk sıraları turna, kızılkanat, kefal, yılan balığı, pisi ve levrek türleri almaktadır. 1959 yılında bu gölde yakalanan balık miktarı ortalama 15 000 kg olarak rapor edilmiştir (Topçuoğlu, Güngör ve Kırbaşoğlu, S.59, (1997) .

Son yıllarda bu gölde yaşayan balık türleri anlamlı ve dramatik bir şekilde azalmıştır. 1985 yılına kadar DSİ ve İSKİ tarafından kullanılan ve işletilen kirlenmemiş Göl suyunun 1984-1985 ile 1989 yıllarına ait su kimyası analiz verileri değerlendirildiğinde, Gölde doğal kirlenmelerin dışında yapay veya insanlara bağlı kirlenmelerin varlığı, 1995 ve özellikle 1997 yıllarına ait analiz verilerinde ise ağır metal kirlenmelerin olduğu saptanmıştır. Çevre kirlenmesinin en önemli nedenleri şunlardır:

· Hızlı nüfus artışı ve altyapı tesislerinin yetersizliği,

· Bölgenin havza koruma alanı dışında tutulması,

· Kanalizasyon, evsel ve sanayi sıvı atıklarının göle akması,

· Halkalı çöplüğünden sızan suların göle ulaşması, .

· Su havzasındaki Sazlıdere üzerinde bir barajın yapılması ve yapay olarak kirlenen Gölün, en büyük besleyicisi Sazlıdere’den de yoksun bırakılması,

· Göl kıyısında kıyı genişletmek, park yapmak veya başka amaçlar için Gölün doldurulması,

· Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi laboratuarları sıvı atıklarının göle boşaltılması.


Sudaki bu kirlilikler Gölün tabanında zenginleşip, zamanla göl suyuna tekrar karışmaktadır. Su kalite sınıflarının yıllara göre değişimi incelendiğinde ise Küçükçekmece Göl suyunun aşırı derecede kirlenmiş olduğu söylenebilir (Pehlivan ve Yılmaz, S.81-83, (1997).

Bir başka araştırmada Küçükçekmece Gölü’nün seçilen 4 istasyonunda mevsimsel olarak monitoring çalışması yapılmış ve kirlilik saptanmıştır (Topçuoğlu, Güngör ve Kırbaşoğlu, S.89, (1997) .

Bu kirliliğin azaltılması ve giderek önlenebilmesi amacıyla, havza bazında önlemlere gereksinim bulunmaktadır. İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım Planı kararlarında; “Doğal Sit Alanları” için (Nazım Plan, S.331, (1995) :


· Doğal çevreyi ve tabii değerleri korumaya yönelik olarak yasal düzenlemelerle statüsü belirlenerek koruma altına alınmış doğal sit alanlarının düzenlenmesinde, doğal yapının korunması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.

· Doğal sit alanları veya doğal değerlere sahip diğer alanlar İstanbul için kentsel gelişme neticesinde yetersiz kalan rekreasyon alanları olarak değerlendirilerek, bu bölgelerin peyzaj ve doğal değerlerini koruyacak düzenlemeler yapılmalıdır.

· Doğal değerlere sahip alanlarda, siluet değerleriyle, tarihi ve kültürel dokuyu tahrip eden, görsel olarak uyumsuzluk gösteren bütün yapılanmalar alt ölçekli plan ve projelerde ele alınarak, bu yapıların bulunduğu alanların yoğunlukları tedricen düşürülmeli ve gerekli sıhhileştirmeler yapılmalıdır.

· Gerek sit alanlarının, gerekse yerleşim alanlarının içinde kalan koru ve mesire alanlarının, tarihi karakteri analiz edilerek, sonuçları alt ölçekli planlarda değerlendirilmelidir.


denilmektedir.


Göl ve çevresinin Doğal Sit Alanı olmasına karşın, İSKİ Genel Müdürlüğü ile Bakırköy Belediye Başkanlığı tarafından geliştirilen ve Küçükçekmece İç Kumsal Mevkiinde inşa edilmesi planlanan “Mekanik ve Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisleri” nin doğal sit yönünden sakıncalı olmadığına ilişkin Koruma Kurulu kararı alınmıştır (İstanbul KTVKK, 266 Sayılı Kararı (1988).


Ayrıca, “Çekmece Gölleri’nin E-5 Karayolundan merkez yönünde yaklaşırken denizle birlikte görünümü, siluet ve doğal peyzaj değerlerinin korunması” önemle vurgulanmaktadır. Olimpiyat Oyunları için Küçükçekmece Gölü’nün kano ve kürek gibi su sporları için kullanılması

hedeflenmektedir (Nazım Plan, S.331, (1995).

6.1. D-100 KARAYOLU’NUN ETKİLERİ :

Küçükçekmece kesiminde sahil bandı içinden geçen D-100 Karayolu (eski Londra Asfaltı ve E-5 Karayolu) kentsel ve bölgesel trafiğin yanı sıra özellikle Trakya Böl­ge­sinden kaynaklanan kentler arası trafiğe de hizmet vermektedir. Karayolu, Kü­çük­çekmece Gölü ile deniz arasındaki yeşil alanın bütünlüğünü zedeleyerek doğal karakteri korunarak bütünleştirilmesi gereken bu alanı ikiye bölmektedir. Hatta eskiden Göl ile deniz bağlantısını sağlayan bazı kanallar yolun inşası esnasında kapatılmış ve bu kesimler bataklık hale gelmiştir.

Küçükçekmece’de D-100 Karayolu üzerinde sabah zirvesinde 07:00-08:00 arasın­da 4.200 düzeyinde aracın kente girdiği, akşam zirvesinin yayılması sebebiyle 2-3 bin ta­şıt düzeylerinde zirve trafik akımına erişildiği görülmektedir. Hafta sonu trafik değerlerinde belirgin bir zirveleşme görülmemekle birlikte trafik yo­ğun­luğu Cumar­tesi günleri 08:00’den, pazar günleri ise 11:00’den itibaren sürekli ola­rak saatte 3.000-3.500 taşıt düzeylerinde seyretmektedir. Bu taşıt trafiği ile taşınan yolcu sayısının hafta içi günlerde zirve saatte merkeze doğ­ru 20.000 yolcuya ulaştığı ve zirve saatten sonra gün boyu 10-12 bin düzey­le­rinde ol­duğu, hafta sonlarında ise belirgin bir zirveleşme göstermeden 13-14 bin düzeylerin­de devam ettiği görülmektedir. Taşıt trafiğinin büyük bölümü otomobil­ler­den oluşurken yolcuların %30-50 düzeyindeki bölümü toplu taşım araçlarıyla taşınmaktadır. Yaz mevsiminde trafik değerlerinin cuma, cumartesi, pazar ve pa­zar­tesi günlerinde yoğunlaştığı gözlenmektedir. Bu trafiğin gürültü ve hava kirliliği ile Göle karışan kurşun vb zehirli metallere yol açtığı gözlenmektedir.


· Küçükçekmece Kavşağı: D-100 Karayolu ile Sahil Yolunun kesişme noktasın­da­ki bağlantının geliştirilmesi amacı ile daha önce Karayolları Genel Müdürlüğü tara­fın­dan hazırlanan bir katlı kavşak projesi henüz onaylanmamış olup UKOME ka­rarını beklemektedir. Bölgenin Doğal Sit alanı olması nedeniyle, Koruma Ku­ru­lu tarafın­dan incelenmeye alınan Küçükçekmece kavşak projesinin, bölgenin doğal sit ka­rak­teri göz önüne alınmadan projelendirilmiş olması, 1/5000 ve 1/1000 plan­larının onaylanması aşamasında planın yeniden değerlendirilmesini gündeme ge­tirmiştir. Büyükşehir Belediyesi Planlama Birimi tarafından 1/5000 ölçekli plan üze­rinde, böl­genin doğal sit alanı kriteri göz önüne alınarak alterna­tifler üretil­mek­tedir.

· E-5 (D-100 )Koridoru Çevre ve Trafik Planlaması Projesi: Bu Proje ile D-100 Karayolunun Büyükşehir Sınırları içinde kalan kesimlerinin çevre ve trafik koşullarının geliştirilmesi amaçlanmaktadır. Proje kapsamında Kara­yo­lu­nun sahil ban­­dı içinden geçen kısımlarında (Küçükçekmece’de) Doğal Sit kararı­na uygun tra­fik mühendisliği düzenlemelerin yapılması beklenmektedir. Tuzla-Harem arası raylı sisteminin bir parçası olacak bu kesim, yer yer viyadük, aç-kapa tünel olarak ve büyük ölçüde Ankara Asfaltı (D-100) yolunun refüjünde hemzemin olarak tasarlanmıştır. Hizmete girdiğinde minimum 2, 5 dakika aralıklarla çalışması planlanan raylı sistem saatte 15 000 yolcu taşıyabilecek kapasitededir.

7. SANAYİNİN KİRLETİCİ ROLÜ, ÇÖZÜME YÖNELİK ÇALIŞMA ve ÖNERİLER


Kirlenmeye karşı endüstriyel kaynaklara getirilecek önlemler “Atıksuların kanalizasyon Şebekesine Deşarj Yönetmeliği” bünyesine göre çözümlenmelidir. Bu esaslar temelde “önemli kirletici kaynaklara” ön arıtma uygulanmasını gerektirmekte ve yönetmeliğin 13. Ve 15. Maddeleri ile tanımlanmaktadır. Önemli kirletici kaynağın tanımı da aynı maddelerle birtakım teknik ölçütlere bağlanmıştır. Kirlenmeyi önleyecek kural ve esasların temelinde, havza bazında akılcı bir yaklaşımla kirlenme olayının boyutları ile kirleticilerin önem ve önceliklerinin saptanması ile önlemlerin en etkili bir biçimde büyük kaynaklarda yoğunlaşması yatmaktadır. Küçükçekmece Havzası, özellikleri nedeniyle “İçme ve Kullanma Suyu Temin Edilen ve Edilecek Olan Yüzeysel Su Kaynağı” niteliği taşımaktadır.


7.1. ARITMA TESİSİ YER SEÇİMİ


Bu havzanın atıksularını toplamak üzere yapılması öngörülen arıtma tesisi; yaklaşık 500 000 nüfusa hizmet verecek şekilde ele alınmıştır. Ancak, bu tesis yer seçimi yanlışlığı nedeniyle mevcut sahada inşaatın tamamlanan kısmının terk edilerek, arıtma tesisinin bölgedeki olası başka bir sahaya kaydırılarak maliyet tasarrufu yapılmasına ilişkin bir çalışma yapılmıştır (İTÜ AR-GE Raporu). Gölün kuzey kesimindeki mevcut alan, uzun bir giriş ve çıkış tüneli gerektirmekte olduğundan, bu alanda dolgu ve sınırlı sayıdaki temel kazıklarının çakılması dışında çok az inşaat yapılmış ve uygulama askıya alınmıştır. Tesisin yerinin değişmesi ile en önemli maliyet kalemi olan tünellerin bir kısmına veya tamamına duyulacak olan ihtiyacı ortadan kaldıracağı düşünülmüştür. Atıksu Arıtma Tesisi yeri için :

1. Gölün güney kısmında, gölü denizden ayıran sahil şeridi üzerindeki alan,

2. Gölün batısında, Yakuplu ile Avcılar arasında Haramidere’nin oluşturduğu vadideki alan,

3. Gölün batısında, Köşkburnu mevkiindeki alan.


Seçenek olarak düşünülmüştür. Bu üç seçeneğin değerlendirilmesinde, yeri değişecek olan tesise bağlanacak kuşaklama kollektörü ve tünel sistemi planlarının geliştirilmesi, yeni alanların getirebileceği ilave maliyetlerin değerlendirilmesi ve tesis yerinin değiştirilmesinden kaynaklanabilecek çevresel etkilerin değerlendirildiği belirtilmektedir (ÇED Çalışması, S.6-1).

Her üç seçeneğin, maliyetleri analize dahil edildiği, olası sahalar ile mevcut alan arasında maliyeti etkileyen en büyük fark gereken kuşaklama kollektörü ve tünel uzunluğu, pompaj ihtiyaçları ve zemin ıslahı ile ilgili gereklilikler olduğu vurgulanmaktadır. Bütün alanların yatırım ve işletme maliyetleri tahmin edilerek sahil şeridindeki alanın maliyet açısından Haramidere’deki alandan daha avantajlı olduğu; ancak deniz doldurulurken önceden tahmin edilemeyen güçlüklerle karşılaşılabileceği ve yatırım maliyeti avantajının azalabileceği belirtilmektedir (İTÜ AR-GE Raporu, S.6-5). Sahil şeridindeki saha ile ilgili çevresel etkiler de göz önünde bulundurulmalıdır uyarısı yapılmaktadır. Çünkü, denizde 70 hektarın üzerinde bir alanın doldurulmasının yol açacağı etkiler Marmara Denizi’nde sorunlara yol açabilecektir. Ayrıca, bu alan Belediye’nin kıyılardaki arazilerin rekreasyona ayrılması politikasıyla da çelişecektir. Ancak, bu alanın Doğal Sit olduğu göz önünde bulundurulmadan ekolojik dengeyi alt üst edecek, doğal kumsalı yok edecek, göl ile deniz arasındaki bu çok hassas alan İSKİ tarafından seçilmiştir. Bu alanın Avcılar yönüne kaydırılması önerileri ise red edilmiştir (İSKİ Yazısı, (1997). Sadece ekonomiklik kıstasına göre böyle bir yer seçim kararı tamamen yanlıştır ve yeniden gözden geçirilmesi Belediyenin başka birimleri tarafından da istenmiştir. Nitekim İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Yatırım Planlama dairesi tarafından Küçükçekmece İç ve Dış Kumsal Kesimi için hazırlanan kentsel Tasarım ve Peyzaj Projelerinde bu alan tamamen bir “Doğa Parkı” olarak tasarlanmıştır (Bkz. PLAN 1).

7.2. KİRLETİCİ YÜKLERİ NİTELİKLERİ VE SORUNUN ÇÖZÜMÜNE YÖNELİK ÖNERİLER

1990’ların başında Küçükçekmece Gölü çevresinde 160 civarında sanayi tesisi bulunmaktadır (Orhon, Çetiner, Zeren, ve diğerleri, S.190, (1988). Tüm bu tesisler kirlenme bazı esas alındığında 24 grup oluşturmaktadır. Bu tesislerin 82’si Sefaköy’de, 77’si ise Avcılar’da yer almaktadır. Yapılan sınıflandırmaya göre havzadaki tesislerin % 47’sini;

· 45 Tesis Metal Son İşlemleri ,

· 30 Tesis Plastik İşleme tesisleri oluşturmaktadır.

· 1990 verilerine göre bölgedeki toplam sanayi atık su debisi 1372 m3/gün’dür. 300 000 nüfus ve 200 Lt/N/gün kabulleri ile bölgenin evsel atık su debisi 60 000 m3/gün olarak varsayılırsa, sanayi atıksu debisinin toplamın ancak % 2.2’sini oluşturduğu görülmektedir. Bu debinin % 65’i Sefaköy’den, % 35’i ise Avcılardan kaynaklanmaktadır (Orhon, vd, S.190, (1988).

· Sanayi proses atık suları 800 m3/gün değeri ile de toplam sanayi atık suyunun % 58’idir. Evsel nitelikte atık su miktarı % 38’i bulmaktadır.

· Boya ve mürekkep üretimi ile kimyasal madde üretimi kategorilerindeki atıklar zararlı atık niteliğindedir.

· Sanayi yükü havzanın ancak % 6.5’ini oluşturmaktadır.

Atık suları arıtma sistemine toplayan bir kanalizasyon düzeni İSKİ tarafından öngörülmüştür. Bu sisteme göre bölgedeki tüm sanayi kaynaklı atık suları toplamak, göle boşalmalarını önlemek ya da hatalı bir uygulama olan vidanjör sistemini önlemek ve Gölün korunmasını sağlamak hedeflenmektedir. Biyolojik ortak arıtma sisteminin öngörülmüş olması ve sanayinin organik yükünün düşük olması göz önüne alınarak atık suyun zehirlilik mertebesine dikkat edilmesi öngörülmektedir. Ön arıtma istenecek kuruluşlar için Deşarj Yönetmeliği Madde 13 (a) hükümleri uygulanması, proses atığı olan tüm kimya sanayileri ile, metal işleyen ve prosesinde banyosu olan tüm tesislere ön arıtma uygulaması gereklidir.


8. KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜNDE KORUMAYA YÖNELİK PLANLAMA ÇALIŞMALARI


Küçükçekmece Gölü ve kumsal kesiminde temel gelişme öngörüsü, 1/50 000 Ölçekli Nazım Plan’a uygun olarak, rekreatif kullanımlardır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, tarafından hazırlanan 1/1000 ve 1/ 500 ölçekli “Ataköy - Büyükçekmece Arası Sahil Düzenlemesi Avan Projesi”, Kentsel Tasarım ve Peyzaj Proje çalışmasında (UTTA, S.82, (1997) Dış Kumsalda bulunan ada ve doğal sit alanının tümü “Doğa Parkı” olarak düzenlenmiştir * (Bkz. PLAN 1).

Dış Kumsal kısmında yer alan konut dokusunun yerinde bırakılması hatta geliştirilmesi, Doğal Sit Alanı’nın varlığını ve geleceğini iyice tehdit edecektir. Bu nedenle Projede bu alanda konut dokusunun kalmaması ve alanın doğal niteliklerine uygun olarak, ikinci bir “Sa’dabad” olarak doğa onarım projeleri ile geliştirilmesi ve “Barış ve Ekoloji Yüzyılı” olması öngörülen 21. Yüzyıla İstanbul’un bir armağanı olması hedeflenmiştir (UTTA, S.82, (1997).

Doğa Parkı’nda; doğa tarihi koleksiyonları ( Doğa Tarihi Müzesi) ve botanik bahçesi, egzotik bitki ve hayvanların sergilendiği “Mini Hayvanat Bahçesi” nin yer alması planlanmıştır. Dinlenme, su sporları ve mesire amaçlı kullanımlar, var olan okul yapısının dönüşümü ile “Kültür ve Sanat Merkezi” planlanmıştır.

Denizin kanallardan içeri doğru girerek körelen ve bataklık niteliğindeki kesimin eskiden olduğu gibi Göl ile bağlantısının kurulması ve bu kısımda bir “Su Parkı” oluşturulması planlanmıştır. Denize girmenin uzunca bir süre kirlilik nedeni ile sakıncalı olacağı düşünülerek, bu kesimde yüzme havuzları oluşturulması, yanı sıra giriş tesisleri, odak noktaları gibi kamuya gelir getirecek kullanımların da konumlanması önerilmiştir. Bu kesimde; İstanbul halkına deniz sevgisini ve çevre bilincini aşılamak üzere bir “Yunus Gösteri Merkezi” planlanmıştır. Burada çeşitli su gösterileri yapılacak, yunuslar ile ilgili çeşitli bilimsel ve rekreasyonel eylemler yer alacaktır. Dış Kumsal kesiminde bulunan Cami ile, İç Kumsal kesiminde bulunan taşınmaz kültür varlığı “Galip Dede Türbesi” Doğa Parkı alanı içerisinde korunarak çevreleri düzenlenmiştir.


9. ÖNCELİKLİ ÖNLEM ÖNERİLERİ


1. Küçükçekmece Lagünü için acil bir eylem programı başlatılmalıdır.

2. Göl ve yakın çevresinin “Çevre Yönetim Planı” acilen hazırlanmalıdır. Büyükşehir Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyeleri bu konuda işbirliği yapmalıdırlar.

3. İç ve Dış Kumsal kesimi için hazırlanan ve bu kesimi “Doğa Parkı” olarak tasarlayan “Koruma Amaçlı Plan” bir an önce uygulamaya sokulmalıdır. Bu amaçla iç ve dış kumsaldaki büyük bir kısmı kaçak, çirkin yapılaşmalar tasfiye edilmelidir. Yapılması planlanan kavşak koruma alanı içinde kaldığından yapılmamalıdır. D-100 otoyolu iki yanında görsel, gürültü ve hava kirliliği yaratan ögelerin bertarafı için özel bir proje çalışması hazırlanmalıdır. Göl ve deniz arasında yeterli yaya bağlantıları sağlanmalıdır.

4. Sazlıdere Barajından Göle düzenli ve dengeli su verilmeli, su kaynakları ve yukarı havzadaki kirlenme nedenleri bertaraf edilmelidir.

5. Göl çevresinde, göle atıksu veren sanayilerin bir an önce denetim altına alınması, arıtma tesisi yapılarak atık deşarjlarının arıtıldıktan sonra verilmesi sağlanmalıdır.

6. Küçükçekmece atıksu tasfiye ve deşarj tesisinin dış kumsal kesiminde kurulması engellenmeli, kuzeyde yeni bir yer seçimi yapılarak arıtılan suyu gölü canlandıracak şekilde yeniden göle verilmesi sağlanmalıdır.


KAYNAKLAR


· 1/50 000 Ölçekli İstanbul Metropoliten Alan Alt Bölge Nazım Plan Raporu, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Planlama Ve İmar Daire Başkanlığı, Şehir Planlama Müdürlüğü, S.115, 158, 331, 375-385, Mart 1995,

· İstanbul Ansiklopedisi, S.156-157.

· G.E.E. Ve A.Y.Kurulu’nun 13.11.1976 Gün Ve 9509 Sayılı Kararı.

· İstanbul K.T.V.K.Kurulu’nun 22.01.1991 Gün Ve 2691 Sayılı Kararı.

· İstanbul K.T.V. K. Kurulu’nun 16.07.1991 Gün Ve 2700 Sayılı Kararı.

· İstanbul K.T.V. K. Kurulu’nun 28.09.1993 Gün Ve 3212 Sayılı Kararı.

· Topçuoğlu, S., Güngör, N., Kırbaşoğlu Ç., 1997, “Küçükçekmece Gölü’nün Saptanan Bazı Çevresel Parametreleri”, Su Ve Çevre Sempozyumu’na Sunulan Bildiri, TMMOB Jeoloji Müh. Odası, Bakırköy Belediyesi, TMMOB İstanbul Şubesi Yayını, No : 1, İst. S.89, 2-5 Haziran 1997.

· Pehlivan, R., Yılmaz, O., 1997, “Küçükçekmece Gölü’nün Su Kalitesi, Kullanılabilirliği Ve Kirlenme Nedenleri”, Su Ve Çevre Sempozyumu, TMMOB Jeoloji Müh. Odası, Bakırköy Belediyesi, TMMOB İstanbul Şubesi Yayını, No : 1, 2-5 Haziran 1997, İst. S.81-83.

· İstanbul I Numaralı Kültür Ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 06.04.1988 Gün Ve 266 Sayılı Kararı.

· Küçükçekmece Atık Su Tasfiye Ve Deşarj Tesisleri Sahasının Saptanması Ve ÇED Çalışması, İTÜ Geliştirme Vakfı AR-GE İşletmesi Çalışması Raporları, ÇED Çalışması, Görev Raporu, TR12, Yayın 2, S.6-1.

· İSKİ Genel Müdürlüğü’nün Projeler Dairesi Başkanlığı’na Yazdığı 10.11.1997 Tarih Ve 310-312-31.00.2240 Sayılı Yazı.

· ORHON, D., ÇETİNER, A., ZEREN, N., GİRİTLİOĞLU C., Ve Diğerleri, 1988, “Küçükçekmece Atıksu Toplam Alanı İçindeki Endüstri Tesislerinin Konumu Ve Kirleti Yüklerinin Belirlenmesi”, İSKİ Gn.Md., S.190.

· “Ataköy-Büyükçekmece Arası Sahil Düzenleme Avan Projesi”, “Araştırma, Değerlendirme, Planlama Rapor”, 1997, UTTA Planlama, Projelendirme, Danışmanlık Tic. Ltd. Şti., Yayınları No : 3, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Projeler Dairesi Başkanlığı Yatırım Planlama Müdürlüğü, S.82.


[1] “TÜRKİYE’DE ÇEVRE KİRLENMESİ ÖNCELİKLERİ SEMPOZYUMU III”, Sunulan Bildiri, Gebze İleri teknoloji Enstitüsü, Çevre Mühendisliği Bölümü & şehir ve Bölge Planlama Bölümü, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi, Enerji Sistemleri ve Çevre Araştırma Enstitüsü, 18-19 Kasım 1999 (Yayınlanmıştır),

* Bugünkü Küçükçekmece’nin bulunduğu yerde ya da yakınında kurulmuş olan en eski yerleşmenin Bathonea olduğu sanılır. Ama Byzantion’a bağlı bir mahalle olan Bathonea’nın yeri kesin olarak saptanamamıştır. Küçükçekmece’nin yüksek kesimlerinde, bazı kaynaklarda Rhegion adlı bir bölge vardı. Rhegion’a ilişkin en eski bilgiler MÖ 2.yy’a ait kaynaklarda rastlanmaktadır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Rusların Küçükçekmece Kasabası’nı yaktığı söylenir. Daha sonra yine meskun hale gelen yerleşim, 1894 depreminde büyük ölçüde zarara uğradı. Bunların yanı sıra, ticari mal ve yolcu taşımacılığının 19.yy’ın sonlarından itibaren denizyoluna kayması, kervan yolunun önemini yitirmesi ve Küçükçekmece’nin sönükleşmesine yol açtı. 20.yy başlarında Rumların azınlıkta olduğu bir yerleşim olan Küçükçekmece’ye Balkan Savaşından sonra Bulgaristan’dan gelen Müslüman göçmenler yerleşti.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 2188
Kayıt tarihi
: 16.04.08
 
 

Kentsel, arkeolojik ve doğal sit alanlarında koruma, ıslah ve yenileme projelerinde, plancı, yöne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster