- Kategori
- Şiir
Doğruluk- esenlik yurdu

Bir doğruluk yurdu özlüyorum
Merhamet belimi sarsın
Dirayet güven versin
Adalet ahımız alsın
Bir ülke özlüyorum
Dinsiziyle anlaşılan,
Dinlisiyle barışılan,
Uygarlığı yükseltmek için yarışılan
Gücümüzü kıran ne varsa atmışız ///> Şiire geçmeden önce kısa ek bilgiye bknz. r.e.
Laiklikte aykırı doğrulara, bakmışız
Örtünen-açılan, konuşan-yazanlar özgür (Uyum hukuku ile!..)
Çemberi hem içten, hem dıştan tutmuşuz
Feyiz çemberi, faik, fariza, fasid daireler
İlerlemeye, gelişmeye bağlanmış haneler
Tasalanmam, ağızlar vardır, sözü çıkınca biter
Sevinçliyim, avazlar vardır, kişi ardınca gider
Sözler, özler ahenkliyse alır, kabul ederim
Ufuklu adamlar konuşmasa artar kederim
Aykırıları tutan, aynılar lazım
Çoğunluklar ederse kolayca hazım
Ne etsen de her fikir, vicdan bir olmaz
Yazsın bilgeler, adil hukuksal nazım
Işığı sınırları çoktan aşmış bir ülke
Kaynağı kurutmamak ondaki baş ilke
Tuğrul gibi gözleyip, süzülen kuşlar
Karmaşadan uzak yürüyen işler.
Evrende dolaşır uç gemilerimiz
Yıldızlar da konuşur kimilerimiz
Fitne ki, eli ulaşmayan dışardan,
Destek bulamayan içerden,
Ahlakın olurunda var ki üreterek kazanmak
Çalışma çağında olmasın bedavaya alışmak
Dağdır, kurt boğmuş, kuzu ölmüş, çakal çalar
Fıtratında var ki akbaba leşe konar
Takip edilmeyen şikâyetler ne işe yarar
Mal gitmiş, can gitmiş, külli zarar
Yap devletsen sağlam bir ayar
Doğru, dürüst bir memleket özlüyorum
Özgün kilimin desenleri sevilsin
Birlik aşkı, ilmek ilmek örülsün
Alsın bu kilimle insanlar bürünsün
Bilinir, kundaktaki bebek değil ki kumar
Verilsin, O taze, hem temiz ana sütü umar
Som devlet temeli ister erdemli elden bir kuruş
Boşaltılmış yığınlar neylesin dosdoğru bir duruş
Başkanların hasleti bol olursa verir itimat
O zaman millet sadakatle yükselir, çıkar kat kat
Mühendisler makineler, icatlar bulsun
Âlimler, aydınlar millete yakın dursun
Bilginler, bilgeler varı var edip kursun
Milyonlar ritimli takibi yapsın isterim
Gök bilimciler göğün taşını saysın
Uzay adamı yörüngelerde kaysın
Ayyuka varanlar gördüğünü versin
Ayyab ayarlı kusursuzluğu görsün
Gönül gözü memlekete dolsun isterim
Öyle bir diyar özlüyorum ki, kurmalıyız
Tarifi var mademki, arayıp, bulmalıyız
Emperyalizmi sağlı, sollu dindirmeliyiz
Fikirde bir olanı, namerde bildirmeliyiz
Bilimcileri düşmanın öldürmesi kader olmasın
Bu pis işler için ülke maşalarla dolmasın
Geleceği çalan harici faizli borç para.
Zavallı ülkelerin göğsünde devasız yara
Büyüklerimizi bilelim, bize kuvvet olsun,
Her yan âlim, arif, bilim bilen dolsun.
Doğudan, batıya güven salınan,
Kuzeyden, güneyden demir atılan,
Düşmanı döşeğinde kolay bulan…
Durmayanı oracıkta durduran…
Ümitsiz, kötü namlı, bedhah karalar
Fen, feyiz, mazlum bedbaht saralar
Dosdoğru bir ülke özlüyorum
Yabancı ya da yerli kirli ellerce
Nesiller yok edilmesin binlerce
Esenlik yurdu bir ülke özlüyorum
Gök mavisi gökle birleşmiş
Semaların bekçileri ünleşmiş
Sınırların bittiği yeri gözlüyorum
Bir memleket özlüyorum hakça alan-sunan
Dünya ve ahretime müsavi duran
Gönüllerin özlemi, ahengi kuran
İlahi sevginin namzedi bir ülke özlüyorum
Hadi durma, “ileri!” çok yakışır öncülük
Adâlet, hakkaniyet, hizmet ehline
Her isteyen ulaşamaz bu yüce erk’e
Gayret, kısmet var, ulaşacak belki tek değil.
Elbirlik olsun, tutunsun kardeş kardeşe
Kaçırma, bakarsın verilir başka bir berk’e
Zayıflar hayal bile kuramaz, olur belki oyuncak
Devletler meydanında gücün varsa, ülkün yaşar ancak
Dağların zirvesinde iklim sert, istersen höyükte bekle
Doğruluk, esenlik yurdunda meşakkatle tutulur sancak
Yiğitler, erenler kahpece işler kurmayı bilmez amma
İblisle kaynaşanlar bilir, tedbir al, sakın ola kanma
Duran Açıkgöz /Nisan 2009
Temaya ilişkin nokta-i temas: Şiirde ki bazı konu geçişleri, kısmi olarak özellikle keskin yapılmıştır