- Kategori
- Gündelik Yaşam
Doğum Günü Çocuğu
Günaydın can kuşum,
Aç karnına kısa bir yürüyüş yaptım. Evet köşedeki ... pastane-fırına kadar. Fırının ismini de yazacaktım ama reklama girer. Ben her şeyin önüne dükkanların ismini de ekleyerek söyleyince gülüyorsun ya bunu seviyorum. Hem sonra söylemesem "çok güzelmiş nereden aldın" gibi sorularla yine anılıyor ve bunda gülünecek ne var anlamıyorum.
Her sabah ki gibi çay demledim, her şeyi hazırladım ama yine yemediler. Dün gece kitap okurken öyle bir kar başladı ki inanamazsın. Hani dört-beş sene önce sokakta hafif-hafif kar yağarken gece Çamlıca'ya çıkmıştık ve orada çok yağıyordu ya aynen öyle. Hırkamı giyip, ev terlikleriyle terasta bir sigara içtim. Bu gün kardan adamı orada yapalım dedim, anne biz arkadaşlarımızla konuştuk birlikte olacağız dediler. Büyüdüler. Seni bilmem ama bende anlamadım ki zamanın nasıl geçtiğini.
Sigaradan sonra, kar beyazının heyecanı, kafamdaki kelimelerin hızıyla uykum kaçtı. Tekrar kitabıma döndüm ama ayrılamadım. Şimdiye kadar okuduğum en güzel fantastik kitap Parfümün Dansı derim ya hatta iki kere okumuştum Ben Kirke aynı şekilde çok güzel beş yıl sonra yeniden okumak isteyeceğim kadar akıcı ve anlatıcı bir kitap. İçtiğim safran çayı beni fazla hafifletmiş ki uykum kar heyecanıyla kaçtı gitti. Aklıma çok güzel cümleler geldi ama yazmak istemedim. Okumak ağır bastı, bitmesine az kaldı ama bitecek diye üzülüyorum.
Şimdi, kahvaltı ederken sana yazıyorum. Hayır, sisten ve kar yüzünden adalar görünmüyor. Her yer bembeyaz. Dün ekmeksiz yemek yedim, bu sabah vazgeçtim, üç günlük dünya taze pide yapmışlar bir tane de ondan almıştım da ... fırınından. Bu gün uzun bir yürüyüş yapmayı düşündüğüm için gönlüm rahat.
Bu birbirinden bağımsız, kalabalık cümlelerin yanında asıl söylemek istediğim özellikle kar yağdığında senin burada olman lazım gibi geliyor bana. Sonra vazgeçiyorum böyleymiş böyle kalsın diyorum. Korkuyorum yaşamın başka bir şekle bürünmesinden, renginin değişmesinden. Artık neyse o, ne kadarsa o kadar tarzı. Hayır boyun eğiş değil bu kabul ediş, akışta kalış diyelim.
Hayat pamuk ipliğine bağlı denir ya, ne getirir neyi-kimi götürür bilmediğim için sadece güzel düşünceler düşünmek ve konuşmak için susuyorum. Evet bu susmuş halim canım. Kafamın hızını bir görsen ya da duysan... Ne demek istediğimi anlayabilir misin? Sanmıyorum. İki paragrafı yazana kadar güneş çıktı, gök gürlüyor, şimşek çakıyor ve sis hafiflediği için adalar görünmeye başladı. Aynı hayat hızında gibiyim keskin bir hızda keskin değişiklikler.
Yeni evlendiğimiz de ne yüzünden ya da kim yüzünden hatırlamıyorum tartışırken "Çok keskinsin, ekmek sepetin, saatin bile kare" demiştin biraz esneyemez misin? Spor yaparken ısınmama bile gerek yok doğuştan öyle esneğim ama... Evet çok haklıydın saksılarımın bile kare olduğunu fark ettim. Zamanla saatlerimi değiştirdim, ekmek sepetimi, servis tabaklarımı, saksılarımı,... Her şey yuvarlak oldu ama ben hala aynıyım yüreğimin çekirdeği. Kendimi ne kadar yavaşlatmaya çalışsam da hala her işimde biraz fazla sistemli bir plan var, hala doğum günlerini bekleyemeyip erken kutluyorum, hala bazı yayık karakterlere bakışım değişmedi, hala densizlikler-densizler midemi bulandırıyor, hala affedemeyişlerimde ki katılık aynı, hala kar yağarken duyduğum heyecan, hala küçücük görünse bile teşekkürler, iyi niyetler başımın tacı, hala gözlerimde kırgınlıklara sebep olanlara bakışım değişmedi, hala gözlerim-yüreğim aynı netlikte gördüğü için böyleyim.
Güneş açtı, her yer bembeyaz olduğu için keskin bir kristal parlaklığında kamaştırıyor gözlerimizi. Elimden geldiğince esnemeye çalıştım ama keskinliğin de kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum sayın bakanım. Yoksa hayat benim için de senin için de ne kadar renksiz olurdu düşünsene. Durağan zekalı bir insan olmadığım için her gün omzumdaki ele şükrediyorum. Güneş o kadar parladı ki karlar yarına çamura dönüşecek diye korkuyorum ama su yerini bulacak diye de sevinçliyim. Gökkuşağı renklerinde hazırlanmış rüzgar gülü görüntüsünde hayat bazen çok acımasız bazen de çok uyumla hazırlanmış gelin buketi gibi huzurlu.
Bulunduğun yerde iyi gelsin diye senin için özel dualarım var her gün dilimde dillenen. Keşke özel büyüler yapabilen bir cadı olsaydım. Adımlarımın hızı yeterli, boyunu uzatıp ikimizin de hayat düzenini bozmadan bir kaç adımda yanına gelmek ve dönebilmek isterdim. Sende ister miydin? Yok kaderin yönünü değiştirmek gücü verilse bile istemezdim çok ağır bir sorumluluk ve yük o.
Hani dedim ya hala doğum günlerini erken kutluyorum diye iki gün sonraki doğum günün kutlu olsun, benimle mutlu ol senelerce, senelerimiz sağlıkla bol olsun can yoldaşım, kendine çok dikkat et bana canlı lazımsın kızlar çok küçük onlara doyana onlar sana doyana kadar uzun yaşa, gönlünde ne varsa hiç yorulmadan kavuş, koyunların senede üç kere ikizler doğursun, kız çobanlarınla yediğiniz her zaman bal lezzetinde olsun, atların yere hep düz bassın, hepsi aynı soydan sağlıklı taylar doğursun, karın hep başınızda, ocağın hep sıcak, kesen dolu, uykuların derin, yüreğin serin, yolun temiz, suyun berrak, çocuklarımızın hepsi mutlu, çorbanda acın bol (acıyı çok seviyorsun diye), işlerin hep kolay, yüzünde içten gülümsemeler, yollarımız uzun, enerjilerimiz bol, gücün-kuvvetin yerinde, çatın hiç akmasın, karın hiç zırlamasın, sıcakta sıcakla - soğukta soğukla denenmeden, her açıdan güvenle severek ve gülerek yaşa,...
Güneş öyle bir açtı ki aynı anda hızla kar yağıyor. Her yerde kar var şarkısını; kalbim senin ömrümce diyerek sana yolluyorum. Senin de bana yolladığın Endamın Yeter şarkısını aldım kabul ettim gönlümün ev sahibi. Zeytinyağlı yaprak sarmayı düşünüyorum sana sürpriz olsun diye ama .... pastanesinden de alabilirim. Doğum günün bu günden itibaren üç gün üç gece kutlu olsun evimin direği, sinirimin iğnesi, yüreğimin çekirdeği, elmamın tamamı, ayaklarımın direnme gücü. Yaşamamın sebebi diyemeyeceğim ama yaşantıma anlam katanım doğum günün defalarca kutlu olsun, iyi ki varsın hep ol lütfen. Buradaki lütfen hem sana hem Yaratana.
Kendine kendin için çok dikkat et sonra da benim için.