- Kategori
- Özel Günler
Doğum günün kutlu olsun Nazım Hikmet

Dünya vatandaşı NAZIM
Nasıl bir insandır vatandaş?
Bir ülkenin nüfusuna kayıtlı olmakla vatandaş olunur mu?
Vatandaş; memleketini, insanlarını, aklıyla, yüreğiyle canevinden sever. Yetmez. Kendini tanımlarken "hamdüsena olsun Türkiye ve Dünya insanlığına ki..." diye başlar söze.
Tüm insani değerlerin savunucusu olarak yaşar.
Vatandaş; bağımsızlık, özgürlük ve toplumsal ilerleme savaşımını tüm kişisel isteklerininin önünde görür.
Vatandaş; düşünce, dil, din, ırk ayrımı yapmaksızın herkes için demokrasiyi, insan haklarını, adalet ve eşitliği savunur.
Vatandaş; savaşa, sömürüye karşıdır. Sömürü ve savaşın dayattığı tüm acıların emperyalizmin ürünü ve oyunu olan büyük soygunun parçaları olduğunu bilir.
Vatandaş; emperyalizme, yerli işbirlikçilere karşı örgütlü mücadele yolunu seçer.
Bilim ve insanlık sevgisiyle aydınlattığı, güçlendirdiği aklını "ümidin düşmanlarının" saldırılarına siper eder.
Vatandaş; baskı görür. İşkenceler, hapisler, sürgünler, ayrılıklar, ölümler ve ölümden beter acılarla "terbiye" edilmeye çalışılır.
Vatandaş; yorgun yüreği durana kadar "Çocuklar öldürülmesin / Şeker de yiyebilsinler" diye haykırır.
Vatandaş; " Yaşamak / Bir ağaç gibi tek ve hür / Ve bir orman gibi kardeşçesine / Bu hasret bizim " yazar dünyanın tüm meydanlarının duvarlarına.
Vatandaş;
"Elbetteki sevgilim elbet
Dolaşacaktır en şanlı elbisesiyle
İşçi tulumuyla
Bu güzelim memlekette hürriyet..."
Dizelerini insanın bilincine umut, zalimlerin alınlarına korku damgası gibi kazıyarak ölümsüzleşir.
Vatandaş tüm dünya dillerinde özgürlüğün şarkısıdır.
Onun gibi yaşamak ve ölebilmek onur kabul edilir. "Che" ailesine, ondan alıntıyla "ölümü bir kayıp olarak değil, Nazım Hikmet' in dediği gibi göreceğim. Mezarıma sadece tamamlanmamış bir şarkının pişmanlığını götürüyorum" yazar bir mektubunda.
Bizim çocuklarımız doğduğunda, adından önce "vatandaş"tan şiirler fısıldanır kulaklarına.
Vatandaş Nazım Hikmet'tir...
O kardeşliğini hayal edebildiği Kozmos'un vatandaşıdır.
Ona "vatandaşlık vermek" kimin haddine,
Sorgulanması gereken, onu sürgüne gönderen, vatan haini diyen ve bugün bir lütuf gibi "nüfusa kaydeden" zihniyetin "vatandaşlığı" olmalıdır.
Yaşıyorsun düşmana inat...
Doğum günün kutlu olsun Nazım Hikmet.
Cezaevi denetimine Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir.
Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
"- Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?" der.
Nazım'i odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
"-Demek Nazım Hikmet sensin", der. Nazım'a oturması için yer göstermez.
Kısa bir konuşma sonrası, "gidebilirsiniz" der.
Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
"-Ömer Hayyam adını duydunuz mu?" diye sorar. Müfettiş hemen atılır:
"-Kim bilmez ki Hayyam'ı"
Nazım:
"-Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?" diye sorar .
Müfettiş şaşırır. Nazım konuşmasını sürdürür,
"Görüyorsunuz, sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak, ama dönemin Adalet Bakanını ve sizi kimse anımsamayacak" der ve çıkar.
Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur, asla geri dönmez.
Sahi, o dönemin Adalet Bakanı kimdi? (ALINTI)