- Kategori
- Güncel
Dolaylı vergiler, karayollarında yeni ücretler ve zorunlu deprem sigortası...

Dün gazetelerde vardı. Türkiye'de dolaylı vergiler yıllar itibari ile artıyormuş. Mesela 1980'de dolaylı vergi %37, 1990'da %48, 2000'de %60 ve 2011'de %68'e çıkmış. Yine Avrupa ile kıyaslandığında dolaylı vergiler Belçika'da %37, Almanya'da %28, Hollanda'da %32, İspanya'da %33, İngiltere'de %46, Macaristan'da %25, Bulgaristan'da %20 Çek Cumhuriyeti'nde %21,Solavakya'da %19, AB(27) ortalaması ise %31'miş. Türkiye'de son 10 yılda dolaylı vergiler ortalama %68'miş.
Türkiye'de vergi kayıp ve kaçağı yüksekmiş. Türkiye'de binlerce "Gelir ve Kurumlar Vergisi" mükellefinden yeterli tahsilat yapılamıyormuş. Sonuçta da gelir ihtiyacı dolaylı vergilerden karşılanıyormuş. Türkiye, otomobilden, akaryakıttan, cep telefonundan, içkiden, sigaradan alınan vergilerde dünya rekorları kırıyormuş.
Örneğin, su, ekmek, peynir, zeytin, şeker, un, yağ, yakıt alan "işsiz vatandaş" da "asgari ücretli vatandaş" da" zengin vatandaş" da aynı vergiyi ödüyor. Bu da tabii insaflı insanlar için çok adaletli olmuyor.
Oysaki geliri düşük olan insanları her daim rahatlatmak lazım. Örneğin asgari ücretlilerden ya hiç vergi alınmaması lazım ya da daha düşük vergi alınması lazım. Mesela ekmek, su, peynir, zeytin, un, şeker, yağ gibi temel ihtiyaç kalemlerinden daha az vergi alınsa bence çok iyi olur.
Yine bugün gazetelerde ilginç bir haber var. Artık karayollarında çevre yolu, köprü, tünel ve viyadüklerden ayrı ayrı geçiş ücreti alınacakmış. E-5 yolu ile Bolu Tüneli de paralı olabilecekmiş. Zaten sürücülerden otoyol ücreti alınıyor, bence yol hizmeti bir bütün olmalı ve ücret bu ücretin içine dahil olmalıdır. Eğer bundan sonra otoyol ücretlerine zam yapmak istiyorlarsa, yapabilirler tabii ama bu kalemleri de bu son ücret içinde pay etmeleri gerekir. Vatandaşa bence bu çağda fahiş yol ücreti çıkarmamak lazım. Sonuçta vatandaş devlete her yönden vergisini de veriyor. Eğer gerçekten köprü, çevre yolu, tünel ve viyadüklerden ücret alınacaksa bu yapılara da iyi bakılması gerekiyor. Zira geçenlerde Zonguldak Çaycuma'da bir köprü bakımsızlıktan çöktü. Minibüs içinde hareket halindeki insanlar da hayatlarını kaybettiler. Yine ülkenin imarı açısından buralardan gelen gelirler yine daha konforlu, güvenli, çağdaş yol, köprü, çevre yolu, tünel harcamalarında kullanılmalı, bu kaynaklar amacı dışında kullanılarak da heba edilmemelidir.
Bugün yine çok ilginç bir haber daha var gazetelerde. O da şimdiye kadar sadece tapu işlemlerinde aranan deprem sigortası, bundan sonra elektrik, su ve doğalgaz aboneliği için de şart olacakmış. Artık zorunlu deprem sigortası yaptırılmayan ev ve dükkanlara elektrik, su ve doğalgaz bağlanmayacakmış. İnşallah bu uygulama ileriye dönük bir uygulama olur. Zira eğer mevcut yapılara da uygulanırsa büyük bir kesmekeş doğabilir. Çünkü halihazırda zorunlu deprem sigortasını yaptırmayan binlerce konut var. Ya bu sigortanın yıllık aidatı çok cüzzi tutulmalı ve vatandaş ödeyebilmeli ya da bu kural bundan sonraki yapılara uygulanmalıdır.
Ülkenin tasarruf mantığına, önlem mantığına, sigorta mantığına yönelmesinde tabii büyük fayda var ancak bu tasarrufların da amacı dışında kullanılmaması, vatandaşa da büyük külfet getirilmemesi gerekir.