DOM-Ek1-tepeden tabana mı; tabandan tepeye mi? / Bilim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '11

 
Kategori
Bilim
 

DOM-Ek1-tepeden tabana mı; tabandan tepeye mi?

DOM-Ek1-tepeden tabana mı; tabandan tepeye mi?
 

Bürokrasi tepedekilerin isteklerine uygun davranmak zorunda kaldığından, hak ve adalet yaralanır.


Hayatın bir amacı vardır: Daha rahat bir duruma ulaşmak. Tüm varlıklar yaşamları süresince buna çabalarlar.
Tek başına yaşayan bir insan sürekli bir koşuşturma içinde olmak zorundadır. Hem ihtiyacı olan sebzeleri, tahılları üretecek, hem tahılları öğütüp un yapacak, hem yiyeceği eti sağlayacak, hem ateş yakacak, hem yemek pişirecek bir fırın yapacak, hem tabak, kaşık yapacak, vs.
Bu kadar farklı görevin hepsini bir insanın tek başına yapması imkânsızdır, çünkü buna ne zamanı, ne bilgisi ne de enerjisi yeter. Toplumsal bir sistem içinde yaşayan bir insan ise, bu görevlerden sadece birini yapar ve diğer insanlarla ürününü veya hizmetini takas ederek yaşar. Bu sayede hem daha az koşuşturur ve hem de çok daha rahat bir yaşam düzeyine kavuşmuş olunur. Toplum denilen ortak yaşam şekli, iş ve meslek dalları arası bir ortaklık sistemidir. Bir daktilograf bir sayfa yazıyı, yaklaşık bir dakikada yazar, hem de klavyeye hiç bakmadan. Bir marangoz bir çekiç darbesiyle bir çiviyi dibine kadar çakar. Bir elektrikçi bir kabloyu 1-2 dakikada duvarın içindeki borudan geçirip, elektrik hattını tamamlar, vs.. Ama bir insan hem daktilo işlerini, hem marangozluk işlerini, hem elektrik işlerini, kendisi yapmaya kalkarsa, bir sayfayı en az bir saatte yazar; bir çiviyi birkaç defa eğip-doğrulttuktan sonra 1-2 dakikada ancak çakar. Görüldüğü üzere, her bir iş için harcadığı zaman en az 60 katına çıkar. İşte bu tam bir zaman savurganlığı örneğidir ve hiç ekonomik değildir. Bu nedenle insanlık, hizmet ortaklıkları oluşturarak birlikte yaşamaya başlamıştır.
Dolayısıyla daha rahat bir duruma ulaşmanın tek yolu vardır: Ortaklıklar oluşturmak!
Ne var ki, daha rahat bir duruma ulaşmak için yapılması gereken işlemleri, kendinden daha akıllı ve bilgili olduğuna inandığı kişilere bırakmışlar ve bu şekilde liderli dediğimiz tepeye bağımlı örgütlenmeli bir sistem ortaya çıkmıştır. 

Tepeye bağımlı örgütlenme (TBÖ) sistemleri ise, toplumsal sorunları çözücü değil, artırıcı olmuşlardır. Şöyle ki: TBÖ’lü sistemlerde:
>Tepeden gelecek yönlendirmelere göre davranacak şekilde programlanan beyinlerde, bilgi oluşturma kapasitesi otomatik olarak sınırlandırılmış olur. Bunun sonucu: verimlilik azalması > geri kalmışlık > huzursuzluk > anarşi ve kargaşadır.
>TBÖ’lü sistemlerde tepedekiler kendilerini devletin sahibi olarak görürler ve kendi görüşlerine uymayanları cezalandırma yetkisine sahip olduklarını sanırlar. Bu nedenle gizli-sinsi eylemlere girişirler. Bunun sonucu, “derin-devlet” mekanizmaları oluşturulur, insanlar şantaj, tehdit, suikast, vs. gibi yöntemlerle susturulmaya çalışılır.
>TBÖ’de farklı görüş sahipleri, yönetimi (devleti) ele geçirme yarışı içindedirler. Bu nedenle, bürokrasi çarkının içine kendi görüşlerine uygun adamlar yerleştirirler. Bürokrasi çarkı bu şekilde farklı görüşlerce parsellenmiş olur. Her biri kendi görüşündekilerin çıkarını savunacak, diğerlerini baltalayacak tutum içinde olduklarından, hak-hukuk sistemi yaralanır: Herkes kendini vatansever görüp, karşıtlarını yok edecek tutum ve davranışlara girdiğinden, bir sürü çeteleşme ortaya çıkar. Susurluk, Ergenekon-davası, faili-meçhul cinayetler, sonuç alınamayan davalar, yolsuzluklar, çeteleşmeler, vs. kaçınılmaz olurlar.
Binlerce iş-ve meslek kolu arasında bir denge ve düzen oluşturulması tepedeki bir liderin yönlendirmesiyle olanaksızdır.
Toplum iş-ve-meslek mensupları arası ortaklık olduğuna göre, toplumsal sistem, tüm iş ve meslek mensuplarının bilgilerine muhtaçtır. Dolayısıyla, hiçbir lider, kral, sultan, bu karşılıklı ilişkinin yerini alamaz, dolduramaz. 

>- Halk bilgili-becerikliyse, üretim iyidir, toplum zengin olur, devlet saygınlık kazanır. Dünya ülkelerine bakarsak, bunun böyle olduğunu görürüz. Amerika, Avrupa, Japonya gibi ülkeler güçlüdür, çünkü halkı bilgili-beceriklidir, toplum olarak üretim iyidir. Bu devletlerin güçlü olması, onları halkın eğitimine verdikleri önemden kaynaklanır. Geri kalmış toplumlarda ise, halk bilgisiz ve bilinçsiz bırakıldığından, toplumsal üretim düşüktür, dolayısıyla devlet olarak da güçsüzdür.
>Her bir insan bedensel yapısına ve donanımına en uygun bir iş-veya meslek edinip, o mesleği en iyi şekilde yaparsa,
>ve diğer insanlara da aynı yöntemi uygulamalarını tavsiye edip, karşılıklı olarak hizmet-alış-verişi içinde yaşarsa,
> meslekler arası eşgüdümü sağlamak için de, “meslekler arası ilişkiler” konusunda eğitim görmüş meslektaşlar arasında bir meclis oluştururlarsa,
liderlere ihtiyaç kalmaz.
Bu sistem tabandan tepeye sistemidir ve sistemin sahibi sizsinizdir. 

>Ama toplumsal sisteminizin sahipliğini tepeye yerleştireceğiniz bir lidere teslim ederseniz, günümüzde yaşadığınız hayat ortaya çıkar. Türk-kürt-sağcı-solcu-gibi gruplara bölünürsünüz, birbirinizle kavga ve savaşlarla hayatınız geçer. Yani boşa geçmiş olur, toplumsal sistem için bir şey üretmeden yaşamış olursunuz.
Karar size kalmıştır ve önümüzdeki seçim dönemi karar vermeniz için bir fırsattır. 

Toplumsal sisteminize sahip çıkıp, onu tepeye bağımlı olmaktan kurtarmak ve huzurlu bir toplumsal sisteme dönüştürmek istiyorsanız, bireyden-topluma grubuna
>hem kendinizin üye olmanızı,
>hem de tanıdıklarınıza bu yazıyı ileterek onları üyeliğe davet etmenizi rica ediyoruz.
Üyelik için başvuru adresi şudur:
http://groups.google.com.tr/group/bireyden-topluma/sub?s=iJjyMAwAAADSOvZ4QykRSiP1BMZNedvw&hl=tr 

 
Toplam blog
: 45
: 973
Kayıt tarihi
: 14.08.10
 
 

K.T.Ü.de paleontoloji ve tarihsel jeoloji öğretim üyesiyim (Prof. Dr.). Yeryuvarında hayatın oluşum ..