Dönüp dolaşıp geliyor cinnet saatleri / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Dönüp dolaşıp geliyor cinnet saatleri

Dönüp dolaşıp geliyor cinnet saatleri
 

"RESİM:ALINTI"Tek suçum kendimi sürgün etmekti sevdana. Tutsaktım işte yok ki başka izahı.


Tik tak, tik tak çarpıyor işte yine yüreğimin cinnet saati. Sensizliğimle baş başayım. Günler geçiyor bir şekilde de… Ah geceler. Karanlık dinmek bilmiyor. Sis huzmesi gibi çöküyor üzerime her köşeye, bedenimin her yerine sinmiş izlerin. Bu nasıl bir tutsaklık! Nasıl bir sürgün! Ne vardı bu kadar delice sevecek seni?

Her gece kendime ve sana doğru çıktığım yolculuk. Ayaklarıma batan çakıl taşları, cam kırıkları. Dizlerimde açılan yaralar bereler. Karanlık evler. Issız caddeler. Çıkmaz sokaklar. Islak kaldırımlar. Sahipsiz âşıklar. Yalnızlar. Berduşlar. Ayyaşlar. Bakımsız kediler, tüyleri dökülmüş köpekler. Bir de ben. İçimi bin bir kez titreten zalim rüzgâra karşı yalpalayan ben.

Bir kentten diğerine göçü kolay mı zannediyordun? Lime lime anılarımın hırpaladığı, duygularımın ayyuka çıktığı zavallı gönlüm hep dilsiz. Sessiz hıçkırıkları yüreğimi ara sıra yalayıp geçen, hala ölmediğini ama süründüğünü resmeden.

“Ağla yüreğim, ağla, açılırsın.”

Yalnızlık kokusu genzime doluyor, yakıp kavuruyor ateş gibi tam şuramı. Sensiz güz mevsiminde sararıp solmuş yapraklardan farksızım. Savruluyorum oradan oraya işe yaramayan, modası geçmiş bir aksesuar misali. Ezip geçiyor tanımadığım ayakların adımı. Yürekleri kanatan hışırtım sessizliği yırtan haykırış adeta. Yankılanıyor durmadan, yeni baştan. Bir de senin kadife ama bir o kadar da alaycı sesin “Şımarık seni. Derdin yok dert arıyorsun.” diye sesleniyor arkamdan. Kahkahaların duvarlara çarpıyor, kurşun olup kalbimin tam da ortasından vuruyor. Kan kaybediyorum her gün biraz daha.

Gözlerin görmez, kulakların duymaz, kalbin sevmez, aşkın gaddar olmuş senin. Kabuk değiştirir gibi kimlik değiştirmişsin. Belki de hep böyleydin de ben fark edemedim. Sana olan aşkım kör etmişti belki de gözlerimi. Tutkum öyle derindi ki sana kötü tek kelime edecek olsa biri yanımda, nasıl da savunurdum seni. Hiç bir şeye değmediğini anlamamın bu kadar acı olacağını nereden bilebilirdim ki?

Hala bir umut ışığı doğsun istiyorum sensiz geçen gecelerin sabahında. Kapım çalınsın, gelen sen ol, diye dualar ediyor, mucizeler bekliyorum.

Gelmiyorsun. Ne bir ses ne de bir seda var senden. Gittin, gidiş o gidiş. Kuşlar bile vurmuyor pencereye. Aramıyor sormuyor kimseler. Hak ettim ama ben bunu. Varlığında küstürdüm etrafımdakileri senin yalan aşkına kanıp da. Oysa onlar, sadece beni sana karşı uyarmayı borç bilmişlerdi kendilerine. Bunu şimdi anlayabiliyorum. Geç kaldım hem de çok geç.

Bunları yaşadığıma inanamıyorum tıpkı senin sevdamıza arkanı dönüp gideceğine, beni terk edeceğine inanmadığım gibi. Yanılgım büyük oldu.

Hak etmiş miydim bu tavrını? Tek suçum kendimi sürgün etmekti sevdana. Tutsaktım işte yok ki başka izahı. Hala da öyle.

Akıllanıyorum yavaş yavaş da olsa. Gün gelecek hiçbir iz kalmayacak senden geriye. Saçının rengini, yüzünün siluetini, gözlerinin karasını, sesinin tınısını unutacağım. Öyle beyhude göçler yaşamayacağım olur olmaz zamanlarda. Yüreğimi esareti altına alan güz mevsiminden kurtulacağım, söz.

Allah kahretsin!

Anılarda kalan izler bırakmıyor ne kadar uğraşsam da yakamı. Dönüp dolaşıp geliyor cinnet saatleri. Tik tak… Tik tak… Tik tak…

18.05.2010

 
Toplam blog
: 755
: 776
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..