- Kategori
- Aşk - Evlilik
Dil ile beyin arasındaki mesafe...

Dil ile beyin arasındaki mesafe...
Annem hep söylerdi, dilinle beynin arasındaki mesafe çok kısa diye. Uzun yıllar ne olduğunu anlamaya çalıştım bu cümlenin. Bu nasıl bir mesafe olabilirdi acaba, neyle ölçülür neyle geğerlendirilirdi.
Şimdi şöyle bir geriye baktığım zaman, ne kadar çok güzel anımın berbat bir şekilde bitmesine neden olduğumu farkedebiliyorum. Şükür ki geç değil bunun farkına varabilmek için. Ama daha erken de olabilirdi. Düşünmeden konuşmamalıymış insan, yada söyleyeceğini ölçüp tartmalıymış önce beyninde, dilinin ucuna göndermeden.
Anlattıklarınız karşınızdakinin anlayabileceği kadardır derler ya, hep kendimizce anlattık birşeyleri ve hep anlaşılamamaktan yanlış anlaşılmaktan şikayet etmedik mi yıllarca. Hep derdim ki dobrayım ben, aklıma geleni söylerim, içimde tutmam, dürüstüm yani birazcıkta ne düşünüyorsam söylerim karşımdakine. Ama değilmiş işte...
Evet dobra olmalı insan hayatında, düşüncelerini söylemeli, içinde tutmamalı ve dürüst olmalı gerçekten karşısındaki insana. Beyaz yalan diye birşey ok aslında hayatta yalan yalandır. Hep dolaşmadı mı sizlerinde ayağına kendinizce söylediğinizi "beyaz yalanlar".
Özür dilerim anne. Bana yıllarca anlatmaya çalışmana rağmen, beni anlamadığını düşünerek seni anlamaya çalışmadığım için. Ve özür dilerim (...). Bana tuttuğun aynada, senin gördüğün beni göremediğim için.
Zamanla büyüyormuş insan. Yaşanan her olay anlatıyormuş biraz daha aslında, dile ile beyin arasını biraz daha uzatmak gerektiğini. En güzel anlarının nasıl "en güzel an" olarak tutabileceğini. Nasıl anlayabileceğinin ve anlatabileceğini karşındakinin anlayacağı gibi.