- Kategori
- Dostluk
Dostuz biz

Evet, bizler birbirimize yeni değiliz ve bizi sürekli okuyanlar bunu bilirler...
Arkadaşlığımız 19 yıl öncesine dayanır; ikimizin de, Cengiz Topel Deniz Hava Üssü’nde, ilk görüşte aşka yakın bir duygu seline kapılmamız ile başlar ilişkimiz. Ve öyle ki askerde karı koca olduğumuzu iddia edilecek kadar ileriye giden bir ruhsal bağlantı oluşmuştur aramızda ve bugünlere kadar gelmiştir. Çok nadir olmakla birlikte ailecek de görüşürüz. İkimizin de eşi 38 yaşındadır, ikimizin de büyük oğlan, küçük kız olmak üzere, 2 çocuğu vardır. Falan-filan...
Aslında Yunus Antalya’da yaşamasına rağmen, kendisi İstanbul’ludur. Ben de Bursa’da yaşamama rağmen, ben de İstanbul’luyumdur. İkimizin de iş hayatı başlangıcı havayolu şirketidir. İkimiz de İngilizce’ye son derece önem vermişizdir. Ben has bir Rockçıyken Yunus daha çok progresif müzik sever. İkimizin de resme karşı son derece kabiliyeti vardır. İkimiz de –bu özelliğimizi beğenmesek dahi- son derece mükemmeletçiyizdir. Yunus benden daha fazla Felsefe ve Edebiyata ilgi duyar. Bu konuda son derece okur ve hatta sosyal platformlarda tartışır, düşünce üretir ve paylaşır. Ben ise daha çok kendi kafamın dikine giderim. Bugün Felsefe ile, yarın Futbolla, ertesi gün Salsa ile uğraşırım. Ama sonuçta neyle ilgilenirsem ilgileniyim, herşeyimi ama herşeyi Yunus ile paylaşabilirm. Birbirimizi eleştirecek az konu bulsak da, eleştirmekten çekinmeyiz. Ve medeni olmak kaydıyla tartışırız da!
Her hafta yarım saatten az olmamak koşuluyla yazdıklarımız konusunda da karşılıklı değerlendirme yaparız. Hatta aile hayatımızı dahil masaya yatıracak kadar birbirimize karşı dürüstüz.
Bu yüzden dostuz. Belki de benim hayattaki tek dostumdur. Benim arkadaşlarım çoktur ama dostum pek yoktur. Mesela eşim bile çok samimi arkadaşımdır. Ve ben kolay,kolay, kimseye dost payesi vermem. Mesela babam da benim dostumdur.
Niye mi bunlardan bahsediyorm?
Bizim ilişkimiz Türkiye’ye ve MB ortamına örnektir. Ortak yönleri bu kadar çok olmasına karşın, karakteri birbirbiri ile alakası olmayan 2 insanın, sevgi, saygı ve genel örf kurallarını çiğnemeden, ozanlar gibi çatır, çatır, birbirlerine gerektiğinde yüklenecek kadar medeni bir ilişki içinde olmaları, gerçekten, Türkiye’ye örnektir. Hem birbirimizi eleştirir, hem de söylediklerimizi, dikkate alırız. Diyaloğu kesmeden, anlamadığımız durumlarda dahil, sabırla, konuyu karşı taraf anlayıncaya kadar anlatmayı ve bu konuda karşı tarafa saygı duymayı sürdürürüz...
Bu yıllardır böyle yaşana gelmektedir.
İkimizin de zor dönemleri olmuştur. İkimiz de kendimizi bu toplumda öcü hissederiz. Fakat yine de ülkemize ve halkımıza inancımızı devam ettiririz. Bunca idealistliğimize rağmen her türlü yenilgimizi de kabul ederiz. Örneğin tüm gıcık olmalarına rağmen kendisi kamu görevlisi olmuştur. Ben tüm ahkam kesmelerime ve deneylerime rağmen, klasik bir Türk evliliği yapmışımdır.
O hala kadınlarla dostluklarını devam ettirirken, ben ise kadınlar ile arama sürekli mesafe koyuyorum. Hatta bana bir kadın düşmanı bile denebilir.
Yıllar evvel iş arkadaşım Birsen, erkeklerle de dost olmam gerektiğini söylemişti. Bugün ise durumum tam tersi! Buradan Birsen’in kulaklarını çınlatayım; halen kendisiyle görüşüyorum...
Neyse...
Bu da benim tarzım, yazılarımı kişiselleştirip, yaşar hale getirmeyi seviyorum. Böylelikle canlı ve heyecanlı oluyorlar. Benim en büyük özelliğim duygularımı ve düşüncelerimi doğru ve gerçekçi ifade edecek kadar cesaretli olmam.
Ne de olsa soyadım YİĞİT değil mi?
Kalın Sağlıcakla...
Saygılar,
ANIL