- Kategori
- İzmir
Dün İzmir'in karşı, yakasında beraberdik.

Efendim, Karşıyakalı blog yazarı arkadaşlarımızdan, hani 8 Eylül günü İzmir toplantısını düzenleyen İlyas Bey, geçen günler de Karşıyaka’dan kalkmış Konağa gelmiş. Bizleri yanında getirmiş ama yanında ben yoktum. Her neyse, iyi de etmişte gelmiş. Benim hiç haberim olmadan da Konak’ta bulunan Kemeraltını sizleri gezdirmekmiş amacı. Bloğunda da bir güzelce anlatmış. Blogta çok güzel olmuş ha.
Neyse İzmir bilirsiniz plakası 35’dir. Ama Karşıyaka’yı biz İzmirliler olarak 35,5 deriz nedense. Ama ben o görüşte değilim. İzmir, İzmir’dir işte tek bir bütündür parçalayamazsın. 35 miş, 35,5 muş ben oralı değilim de meşhur bir çarşısı vardır Karşıyaka’nın hani bizim Kemeraltını aratmayacak cinsinden. Hep gitmek isterim oraya ama hiç ulaşamam mesafenin uzunluğundan dolayı. Benim ev ile Yeşildere’den, Altınyol’dan Karşıyaka İskelesi
Blog yazmak için bana, güzel bir malzeme olmuştu, İlyas Beyin Kemeraltını anlatan bloğu. Böylece bana da gün doğdu. Karşıyaka’yı iyi tanıtabilmek için nereden başlasam acaba sözlerime. Hani diyorum ya vapur Konak'tan daha yeni hareket etmişken yolculuğumuz yaklaşık 20 dakika falan sürer gibi, bu vakti değerlendirmek maksadımdır bir yerde. İlk önce güzel Karşıyaka’mızın bir geçmişini inceleyelim ne derseniz.
"Efendim Eski İzmir'in yerleşim alanı Bayraklı Karşıyaka sınırları içindedir. Bu Karşıyaka için hem bir övgü kaynağı hem de yatırım alanıdır. Eski İzmir Ege tarihinin AİOL-İyon kültürünün merkezi, odak noktasıdır. Ozanların hocası Homeros burada doğmuş, destanların yücesi burada yazılmıştır. İliada ve Odeysseia burada yazılmış ve dünyaya, çağlara ışık saçmıştır. Çağdaş uygarlığın, kültürün, tarihin temelinde İzmir-Karşıyaka vardır."
"Karşıyaka Yamanlar Dağı'nın eteği ile deniz arasında kalan, eskilerin "Kordelya" da dedikleri bir e ğlence ve dinlenme yeridir. Kafeleri, lokantaları, barları, sahil banyoları ile sahilde bin Avrupa şehri, Soğukkuyu taraflarıyla bin Türk şehri de erlendirmeleri Karşıyaka içindir."
"Karşıyaka'nın eski ismi Cordelieu veya Cordelio idi. Cordelio ismi, Richard Coeur de Lion'dan gelmektedir. (Arslan Yürekli Rişar) Coeur de Lion'un sondaki "n" harfi yüzyıllar içinde kaybolmuş ve Cordelio olmuştur. 1190'lı yıllarda 3. Haçlı Seferi'ne katılan ve Selahattin-i Eyyübi'ye karşı çarpışan Arslan Yürekli Rişar'ın İzmir'e geldiği bilinmemekle beraber, karayolundan Kudüs'e giden bazı hıristiyan şövalyeler grubu, İzmir'in karşısındaki ormanlık sahil şeridine gelmişler ve ordugah kurmuşlardır. Buraya Avrupa'nın en şanlı kahramanının adını vermişlerdir."
Türkler de en eski ça ğlardan beri İzmir'in karşı sahiline Karşıyaka demişlerdir. 1081'de İzmir'de Çaka Bey döneminde ve daha sonra Aydınoğlu Umur Bey zamanındaki İzmir savaşlarında "Karşı-yaka" ve "karşı-sahil" tariflemesi, Selçuklu silahşörleri arasında söylene gelmiştir.
"Karşıyaka'nın en önemli özelliği, denizin kenarına kadar inen Yamanlar ormanları, yemyeşil bahçeleri ile İzmir'de bir mesire ve eğlence yeri olarak parlamasıdır. 18. yy.'ın sonuna kadar bu bölgeden gelip geçmiş ünlü batılı seyyahlar Cordelio denilen bu cennet yeşili, sahili anlatmadan edememişlerdir. 18. yy.'da Karşıyaka, özellikle zeytinlikleri ile ünlü bir köy olarak kayıtlarda geçmektedir."
"1865 yılında geçen tren yolu Karşıyaka'nın hızla gelişmesine yol açmıştır. 1891 Aydın Vilayet Salnamesi'ne göre 832 ev ve 1080 kişilik bir nüfus vardır. 1884'te kurulan Hamidiye Vapur Şirketi'nin Karşıyaka'daki tahta iskeleye vapur seferlerine başlaması, gelişmeyi daha da hızlandırmıştır."
"Bu yıllarda Karşıyaka'da ikili bir yerleşme atbaşı ilerlemiştir. Sahil şeridine, buradan büyük arsalar alan levantenler ve yabancı tüccarlar yerleşerek yalılar ve köşkler yapmaya başlamışlardır. İzmir Tümen Komutanı Giritli Ferik Hüseyin Hilmi Paşa ise Soğukkuyu civarını Türklerin iskanına açmıştır. Böylece yüzlerce yıl önceden Yamanlar'ın Alurca-Sıralıköy yörelerinde yaşayan Türkler yaygın bir şekilde Soğukkuyu'ya yerleşmeye başlamışlardır."
"Karşıyaka'nın ilk Belediye Başkanı Çömezzade Hacı Mehmet Efendi, 1874'te Soğukkuyu Camii'ni inşa etmiş ve beldeye büyük hizmetler vermiştir. İzmir Tümen Komutanı Ferik Hoca Osman Paşa, tramvay caddesi üzerinde çarşıya doğru ikinci camiyi inşa etmiştir. Bu yıllarda levantenlerin mülkiyetindeki sahildeki evler daha çok yazlık sayfiye olarak kullanılır, Pazar günleri kordon boyu çok kalabalık ve şenlikli olurdu. Papa Scala veya Papas Köyü olarak isimlendirilen Bostanlı ise Menemen'in karpuz ve kavununun boşaltıldığı, gemilere yüklendiği bir iskele idi. Türkler de bu yüzden ona Bostanlı demişlerdir."
"Bağımsız belediye olarak 1984 yılında kurulmuş olan Karşıyaka Belediyesi'nin bu tarihten sonraki ilk Belediye Başkanı Nevzat Çobanoğlu'dur(1984-1988). Daha sonra Cihan Türsen(1989-1994), A.Kemal Baysak(1994-1999), Şebnem Tabak (1999-2004) Belediye Başkanlı ı görevlerinde bulunmuştur. Şu anki Belediye Başkanı Cevat Durak'tır."
Evet, yavaş yavaş vapurumuz Karşıyaka iskelesine yaklaşmak üzere. Şöyle bir Karşıyaka'ya yaklaşmışken denizden görüntüsünü alayım bakayım. Ah şöyle. Oldu işte.
Karaya indikten sonra ilk durağımız Karşıyaka girişinde bulunan anıt. Onun için İzmir’e doğru ilerliyoruz. İskeleden
Orada ki trafik lambalarından karşıya geçip geriye dönüyoruz. Yani "U" dönüsü yapıyoruz. A o da ne. Yalnış bir şekilde park edilmiş bir otomobil trafik ekiplerince park edildiği yerden kaldırılıyor. Fotoğraf makinemle olayı görüntülüyorum. İkinci durağımız SEDA bisiklet mağazası. Bülent beyin yanına gidiyorum. Hakiki Koç otobüs firmasının yanında bulunan sokaktan girip ilerliyoruz. Sol tarafımızda CUMHURİYET İLKÖĞRETİM Okulu var. Karşıda da Seda Bisiklet var. Bisikletimi burada almadım ama buranın sahibesi Bülent Beyi yıllarca tanırım.
-“Selam arkadaşlar”
-“Hoş geldin Ahmet Bey”
Hal hatır derken burada Bülent Bey yıllarca Karşıyakalılara hizmet ettiğini söylemeden edeme yeceğim. Bisiklet konusunda Karşıyaka biraz şanslı çünkü yollar düz ama nüfusuna göre yine burada bisiklete binenlerin sayısı az. "Arabaya binme, bisiklete bin kampanyası" ne kadar yapılsa de destekleyen yokmuş.
Burada öyle bir bisiklet var ki bu bisikleti görenler “Bu fiyatla ben araba alırım, yat bile alırım” diyenler bile varmış. Yorumu size bırakıyorum. Fiyatı mı? 8.790 YTL. Şaşırdınız mı?
Yolumuz çok uzun. Hadi hoşça kalın deyip Karşıyaka çarşısına doğru ilerliyoruz. Sahil yoluna çıkıp İskelenin karşısında ki Çarşı önüne geliyoruz önünde duruyoruz. Burada bir kadın heykeli var. "Özgür Kadın Heykeli".
Evet, nihayet Karşıyaka’nın meşhur çarsısına ulaştık. Trafiğe kapalı sevgi yolu gibi ve içeriye giriyoruz. Sağdan soldan çeşit, çeşit dükkanlar, bankalar. Yolun uzunluğu
Yol boyunca lokantalar açık. Bu Ramazan ayında dönerli lokantalar müşterilerini çekebilmek için aşçılar tarafından ateşin yanındaki eti ince, ince kesiyorlar. Herhalde Ramazan ‘da pek Karşıyakalı özellikle gençler oruca rağbet etmiyorlar. Yan sokağa giriyorum. Balık pazarı var. Çeşit, çeşit balıklar. "Gel, gel balığa gel!" diyen bir ses müşteri çekerçesine bağrıyor.
Tekrar çarşıya dönüyoruz. Yolun ortalarında solda bir cami var. Meşhur Karşıyaka çarşışının "Kemalpaşa Camisi." Buraya da uğramak istiyorum. Çok ilginç minare yapısı ile her namaz vaktinde olduğu gibi cemaatini bekliyor cami. Bir de burada bir söz dikkatimizi çekiyor.
"Bismillahirrahmanirrahim".
-"Allah yolunda mallarını harcayanların örneği, yedi başak bitiren bir dane gibidir ki her basakta yüz dane vardır. Allah dilediğini kat kat fazlasını verir. Allah'ın lütfu geniştir. O her şeyi bilir." Bakara süresi, ayet 261.
Caminin çevresinde dini kitap satan işportacılar var. Dükkanlar ve cemaatin namaz vaktini beklemek için burada küçük kahvehaneler de mevcut.
Yoldan ilerliyoruz. Bazı aktifetelere rastlıyoruz. Mesela Mc Donalds’ta çocuklara balon veren palyaço, diğer yandan da gözleri görmeyen bir müzisyen kendi çabında enstrüman çalıp şarkı mırıldanıyor. İlerde de bir ressam potre çalışması yapıyor.
-“Kolay gelsin” deyip yanına yaklaşıyoruz. Yaptığı reim gerçekten güzel olmuş ve hemen oracıkta fotoğraf makinemle yaptığı potre resmini görüntülüyorum. Geçmişte benimde potre çalışmalarım olmuştu.
Bu çarşı ile benim hiç alakadar olmadım. Yeşilyurt’a oturmamdan dolayı buralara sık, sık gelmem. Alışverişte yapmadım nedense. Ama buraları genelde Karşıyaka’ya özgür bir çarşı. Gençliğim de 20 sene önce falan hep buralara Karşıyaka’nın kızları için gelirdim. Karşıyaka’nın kızları. İnsan alışveriş yapmasa bile sık, sık kızları için gelir buralara değil mi? Hayır, İzmir’deyiz ve İzmir’in kızları meşhurdur.
Yolun sonuna doğru geliyoruz. Ne o ummalı bir çalışma var. Kamyonlar, iş aletleri. Hemen anlıyorum. Tren yolu kalktı, metro çalışmaları vardı. Rayları yerin altına almışlar. Anlaşılan metro yerin altından geçecek. Aynı şey Tepecikte de rastlamıştım. Menderesten Aliağa kadar metro hattı döşenecekti. O çalışma herhalde. Düzenlemeler yapılıyor.
Bir de İstasyon kahvesi buradalardaydı. Eh! İşte orada. İnşattan dolayı Girne Bulvarı'na çıkacağımız yan yol kapalı. Ara sokaklardan geçip Girne bulvarına oradan sahile çıkalım. Meşhur Yunuslar için yapılan anıtın önünden sahilden Karşıyaka iskeleye doğru bir yürüyüş yapıp Karşıyaka turumuzu tamamlamak istiyorum.
Girne Bulvarı, Aksoy. “Esman Beş Yıldız”... Bunlar bana bir şeyleri hatırlattı. Buradan geçerken geçmiş günleri hatırladım. “Esman Beş Yıldız” tencere firması idi… Karşıyaka Bürosu ah işte orada o binada idi. Ama şimdi ne olmuş yıllar ne çabuk geçmiş. İnsanın inanası gelmiyor. Tamı tamına 20 sene önce. Belki o günlerde eviniz de tencere toplentılerı olmuştur. Bir zamanla buralara şık, şık gelirdim. Büro Müdiresi Mine Mısırlı vardı. Siparişimiz varsa, toplantı aldıysak (toplantı usulü çalışırdık), ya da bir eleman getirmek için Cumartesiler buralarda toplanır çalışmalarımızın raporunu sunardık.
İlerde de Yunuslar Anıtı. Buradan da İzmir ve Hilton Oteli ne güzel endamlı şekilde bize bakıyor Karşşıyaka'ya.
Yunus Anıtın'dan daha yeni çıkmıştım ki yolun ortasında İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'nin asmış olduğu bir panoya gözüm takılıyor. Panonun bizim sol tarafımıza gelecek şekilde Türk bayrağı ortada Atatürk ve sağ tarafımız da Atatürk'ün o güzel sözlerinden biri var.
"EY YÜKSELEN YENİ NESİL! GELECEK SİZİNDİR. CUMHURİYETİ BİZ KURDUK, ONU YÜKSELTECEK VE YAŞATACAK SİZSİNİZ." İmza: K. Atatürk.
Sahilde bir yürüyüş ve bulunduğumuz noktaya geliş. Bu yoldan yürürken Atatürk Anıtının önün de oradan geçen gençlere resmimi çektirdim. KARŞIYAKA SPOR KULÜBÜ'nü de objektifimin içine alıyorum. Çimenlere gençler oturmuş başbaşa kimbilir ne yapıyorlar? Bir yandan da balık tutanlar.
Nikah dairesinin önünden de geçiyorum. Ramazan dolayısı ile pek evlenen yok galiba. Bu saatler de insan kaynardı, ama nafile. Olsaydı ne güzel olurdu. Tanımasak bile bir tane gelin resmi çekmek güzel olurdu. İnşallah başka bahara.
Telefonumu elime alıp İlyas Beye merhaba diyorum. İlyas Bey benim halen Salihli’de olduğumu zannediyor. İzmir’de olduğumu şimdi Karşıyaka’da Karşıyaka’yı gezip bloğumu hazırlayacağımı kendisine iletiyorum. O da bloğumu merak ettiğini söylüyor.
Derken vapura biniyorum dönüş için. Güneşte batmak için batıya yönelmiş bile. Saat 17.30. İftara bir buçuk saat kalmış. Vapur hareket ediyor. Bende İzmir'in karşı yakasına el sallıyorum martılarım eşliğinde.
Dip not: Karşıyaka’yı ben İlyas Bey gibi anlatamadım galiba. Anlayışla karşılayın Kayşıyaka'ya o kadar uzağım ki bazı yerler de hata yapmış olabilirim. Beni mahsur karşılayın. Olmaz mı? Güzel bir blog olmadığını da biliyorum, benim kişi öylesine bir gezi idi.
http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=66386
Karşıyaka ile ilgili daha fazla bilgi için
http://www.karsiyakarehber.com/KSK_tarihi_yapilar.html
http://www.turkmania.com/showthread.php?t=3376