- Kategori
- Güncel
Dünya bir oyun sahnesi

"RESİM:ALINTI"
William Shakespeare’in “Bütün dünya bir sahnedir. Ve bütün erkekler ve kadınlar sadece birer oyuncu; girerler, çıkarlar. Bir kişi birçok rolü birden oynar.” cümleleriyle başlar Dünya Bir Oyun Sahnesi.
Geçen Cuma günü baştan sona izleme şansına sahip oldum bu kaliteli yapımı. Geç saatte başlaması ve yaklaşık iki buçuk saat kadar sürmesi bile kıpırdatamadı beni koltuğumdan. Başladığı günden itibaren Dünya Bir Oyun Sahnesi’ne Cem Yılmaz, Halil Ergün, Haluk Bilginer gibi çok değerli sanatçılarımız konuk olmuş. Cuma geceki konuğu ise görmeyi çok özlediğimiz Sayın Mehmet Aslantuğ idi.
Pek de bilinmeyen bir özelliği ile yansıdı görüntüleri ekranlarımızdan bizlere. Türkü söylüyordu Aslantuğ. Pek de güzeldi sesi. Sonrasında sıcak bir aile ortamında dost sohbetinde gibi telaşsız, sözler konuğun ağzına tıkılmadan, bir önceki sorunun cevabını henüz vermeden başka bir soru yöneltilmeyen, konuğun söylemek istedikleri kesilmeden, istediği şekilde konuşmasına olanak sağlayarak devam etti söyleşi. Tansiyon yükselmedi. Stüdyoya haliyle de evlerimize dinginlik yayıldı. Yormadı program bizleri. Kenan Işık’ın konuğuna yönelttiği sorular, bu konudaki hâkimiyeti de görülmeye değerdi. Demek ki sanatçı olmak böyle bir şey. Aynı dili konuşmak, belki de birbirini anlamanın en etkili yolu.
Çocukluğundan gençliğine pek çok şey konuşuldu Aslantuğ’un, paylaşıldı seyredenlerle. Taşra da büyüyen, dört yaşında babasını kaybeden bir çocuğun, yirmi bir yaşındaki erkek kardeşini kaybedişinden tutun da tiyatro sınavında ilk beşe girdiği halde ikinci elemede sınavı kazanamadığından ve yetenek sınavlarına inanışını kaybedişinden, iktisat okurken gönül verdiği oyunculuğu yapabilmek adına okuluna veda edişine kadar her şey. Ne doğru bir tercih yapılan. Peş peşe gelen ödüller… Üç altın portakal sahibi olan tek erkek oyuncu. Olağanüstü bir yetenek. Filmlerinden unutulmaz anlarla da renklendirildi söyleşi. Belki de bilmediğimiz yönleriyle bir kez daha tanımamız sağlandı Mehmet Aslantuğ’u, beraberce geçmişine yapılan yolculukta. Çocukluk anıları, ilk sinema filmi, televizyon dizileri, tecrübeleri, oyunculukla ilgili görüşleri… Hayattaki duruşu, oyunculuğun yanı sıra vizörün arkasında olmak isteyişi, şimdilerde kıyı hikâyeleri konulu film çekimleriyle haşır neşir olduğu. Büyük maliyetlere mal olsa da bu çalışma, karavanlara yüklenen malzemelerle yolculuğa çıktıkları. Düşündüm de yapılan iş sevilmese, bu kadar öz veride bulunulabilinir, tüm güçlüklere katlanılabilinir mi? Ama sevmek, gönül vermek, böyle bir şey olsa gerek.
Aslantuğ’un denize olan tutkusunun yanı sıra türküye de gönül verdiğini anlatan karelerde, şiir yazdığını da öğrendik. Çok güzel bir şiiri seslendirildi program akışında. Programa seyirci olarak katılan İletişim Fakültesi öğrencilerinin sorduğu soruları yanıtladı programın sonlarına doğru ve onlara filmlerde canlandırdığı kahramanların kullandığı eşyalardan hediye etti. Çok güzel bir jestti.
Seyretmek isteyenlere unutmadan fısıldayayım, bu çarşamba tekrarı varmış programın. Dünya Bir Oyun Sahnesi programının yapımcısı Nebil Özgentürk. Sevgili Kenan Işık’ın sunumuyla katılan sanatçıların kalitesiyle farklılığı ilk solukta göze çarpan bir yapım Dünya Bir Oyun Sahnesi.
Böyle kaliteli bir programı evimizin konforunda bizlere seyretme imkânı veren, programda emeği geçen herkes sonsuz teşekkürler.
Satırlarımı, aktörü ve oyunu en güzel anlatan bir tiyatro oyunundan (*) FASULYECİYAN'ın kapanış tiradı ile noktalamak istiyorum.
“Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır. Yok olunca da sesimiz bu bos kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız. Görüyorum hepiniz gar dolaba koşmaya hazırlanıyorsunuz. Birazdan tiyatro bom bos kalacak. Ama tiyatro iste o zaman yasamaya baslar. Çünkü Satenik'in bir sarkısı şu perdelerden birine takılı kalmıştır. Benim bir tiradım şu pervaza sinmiştir. Hiranus'la Virjinya'nin bir diyalogu eski kostümlerin birinin yırtığına sığınmıştır. İşte bu hatıralar, o sessizlikte saklandıkları yerden çıkar, bir fısıltı halinde yine sahneye dökülürler. Artık kendimiz yoğuz. Seyircilerimiz de kalmadı. Ama repliklerimiz, fısıldaşır dururlar sabaha kadar.
Gün ağarır, temizleyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır. Perde!”
Bakalım bu hafta Dünya Bir Oyun Sahnesi’nin konuğu hangi sanatçımız olacak?
(*) Tomas Fasulyeciyan