Dünya değişir CHP değişmez / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '10

 
Kategori
Siyaset
 

Dünya değişir CHP değişmez

Deniz Baykal gitti Kemâl Kılıçdaroğlu geldi ama tas da hamam da değişmedi.

“Dağ fare doğurdu” diye bir darb-ı mesel vardır. Vardır ama mevcut durum için, bu darb-ı meseli kullanmaya bile, şu an imkân yok. Zîra ne CHP zannedildiği gibi bir dağ. Ne de Kılıçtaroğlu sanıldığı gibi sempatik bir fare. Her ikisini de, uzun zamandan beri, nereye koysam uymuyorlar. Herhangi bir kalıba uymaları da mümkün değil. Çünkü uyduklarını iddia ettikleri kalıpları dahî, yarım asır önce CHP, yarım hafta önce de Kılıçtaroğlu dinamitlemiş durumda. CHP’nin başta Atatürk’e ihanetiyle başlayan sergüzeştinin, hükmî şahsiyetine uymayan ihanetlerini, burada saymaya kitap yetmez. Zannım odur ki; Kılıçtaroğlu da, yerine oturacağı Deniz Baykal’a, ihanet etmiş durumda. Bu ihaneti kiminle gerçekleştirdiğine bakacak olursak; bu kişi de parti genel sekreteri Önder sav. Şu alışıla geldik teamüllere bir bakar mısınız? İşte CHP, kanıksadığı bu davranış biçimlerinden dolayı, çabalasa da yol alamayan bir kaptanın, dibi midye bağlamış gemisi gibidir. Dün olmuyordu. Bugün de olacak bir şey yok. CHP’nin yarın ise, tamamen meşkûk.

Birkaç gün sonra 27.Mayıs!.. Bu tarih, tarihi bilenlere çok şeyler anlatır. Adnan Menderes ve kabinesinin hangi haksızlıklara, ne sebeplerle uğradıklarını anlatır? Bu işlerde CHP’nin ne denli rolü olduğunu anlatır? Satılmış basının rezil manşetlerini anlatır. Anlatır da anlatır. Bu haksızlıkları bizler gibi yaşamayanlar, bugün olanları anlayamazlar. Derin devletin ne olduğunu, hayâllerinde bile şekillendiremezler. Bu sebeple Onlara Ergenekon safsata gibi gelir. Yukarıda “teamül” kelimesini bilerek kullandım. CHP teamüllerinden vazgeçmez, Vazgeçemez... Vazgeçerse zîra, makul bir noktaya ulaşmış olur. Çalışmaya, çözüm üretmeye, çare bulmaya, sadece makul olmaya değil; makbul olmaya da mecbur kalır. Kendini yaratan liderini, her yerden ve milletinin beyninden silmeye kalkmış olan, demokrasiyi hazım edemediği ve halâ da öğrenemediği için, rakibinin ipe gitmesinde en büyük rolü üstlenmiş bulunan CHP kadroları, statükoya sırt dayama, memur olma ve öylece kalma, tabii hiç çalışmama reflekslerini ve alışkanlıklarını, ne kadar üzerinden atabilirler ki?.. Onlar için ülkenin ileri ya da geri gitmesi, zaten kayda değer bir mesele olmamakla; ülkeye ve insanlarına verdikleri zararlar da, gözlerine hiç batmamakla, gerim gerim gerinen kişilerdir. Yıllardır süren bu manzaraya rağmen, bu parti ve yönetimine, bel bağlamış olan, seçmen zevatını da anlamak mümkün değildir. Bence Onlar, bu hazin resmin esas sorumlularıdır. Onların yerinde Dünyalı bir akılla olanlar, Oylarını verirler başka bir sol partiye. Herkes görür ne, hangi sebeple ve kim kimlerle nerede? Ve herkes katlanmasını öğrenir alınan neticeye.

CHP bir rüzgâr yakalamış diyorlar. Ve süphan Allah!. Atatürk, İnönü, Ecevit, Baykal, Kılıçdaroğlu. Şu dizine bir bakın hele. Atatürk’ten sonra alayı, değil rüzgâr, üfürük bile olmazlar. İşte bu gerçek sebebi ile benim sürekli “CHP müzeye kalkmalı.” demem. Atatürk gibi bir adamın gölgesinde, Onun sandalyesine oturan bu zevatla, hiçbir iş olmaz. Hiçbir mesele çözümlenemez. Kıbrıs bile yıllardır ne halde?!. Atatürk olsa Kıbrıs’ı ilhak ederdi. Her mesele de orada biterdi. Kim her ne derse desin. Bu liderler ile çabalamak boştur.

Kılıçdaroğlu konuştukça uykum geldi. Adam hangi yılda, hangi Türkiye’de, hangi Dünya’da, hangi konjonktürde konuştuğunun farkında bile değil. Türkiye’nin gerçek meselelerini okumak bir yana, bu konuları henüz hayâl dahî etmekten aciz. AKP’nin gerçeklerinin vardığı yere, muhteremin rûyaları dahî varamamış bir herhalde. Başbakana “-Recep Bey” diye hitap etmeyi bir marifet zannediyor. Sadece Recep Şaban Ramazan aylarının İslâm için kutsiyetini düşünecek olsa, millet nezdinde bu sevdadan vazgeçer. Bir konuşma ki; her neresinden tutsan elinde kalıyor. İşin enteresan yanı: Böyle önemli bir konuşmada olması gereken, üslup ile Türkiye için önemli konular da yok. Ancak olmaması gereken her şey var. Ve de Maalesef, önceki hali ile de, bu hali ile de, solu yok eden bir parti olma vasfını, ortadan kaldıramayacak CHP. Uzun zamandır CHP olmasa, gerçekten sol kurtulacaktır. Mutlaka başka birileri çıkıp, doğru ve düzgün bir sol muhalefet yapacak ve belki de iktidara o insanlar gidebileceklerdir. Türkiye’nin beklediği de budur. Esasen durumu iyi okuyan bir akıl, Türkiye’nin Amerika gibi, İki partili bir döneme doğru gittiğini de görebilecektir. Zaman terazinin karşı kefesini doldurma zamanıdır. Milleti uyutma zamanı hiç değildir. Ve bu tavır Dünya’da da Türkiye’de de biteli çok olmuştur.

Bu yakın gelecek ve gerçek ortada dururken, Fukara muhabbeti açan, havuzlu villâlara takıntı yapan, aslı astarı olmayan vaatlerde bulunurken, gerçek sorunlara değinmeyen Kılıçdaroğlu, bu ülke için hiç bir hedef vaat etmemektedir. Kafası Kemâl Kılıçdaroğlu, bedeni Önder Sav olan CHP de, Deniz Baykal ile çoktan toslamış olduğu duvardan, bu kerre yere de çakılacak demektir. Ve bu durum AKP’nin işini daha da kolaylaştırır. Bu duruma ve bana göre: gerçekten çok fazla yazık olmuştur, Deniz Baykal’a... CHP aynı tas aynı hamam keşke devam ediyor olsaydı; hiç değilse kravat takmayı ihmâl etmeyen, medenî bir tavra sahip, Deniz Bey’i muhatap görürdük bu kurultayda da karşımızda. Ve de giydiklerini bile, el tezgâhında kendi dokuyan Gandi’ye, benzetmekle kravatsız garip bir adamı, çok ciddi bir hatada bulunmazdık.

Haydar Volkan

Çiftehavızlar: 23.05.2010

 
Toplam blog
: 148
: 492
Kayıt tarihi
: 04.02.09
 
 

Haydar Volkan: 21.05.944 Rebabi bestekar Sabahaddin Volkan ve Piyanist Mukadder Volkanın oğlu olar..