- Kategori
- Güncel
Dünyada neler oluyor üzerinden 'İmralı süreci'ni zorunlu kılan ittifak okuması !..

Görsel netten alıntıdır
Dünyaya, yaşadığımız coğrafyaya dair pekte umutla bakamadığımız 2013’ün ocak ayını tükettik. Suriye’de süren emperyalist güçlerin taşeronları aracılığıyla süren savaş, Fransa’nın Mali’ye saldırısı derken İsrail’in Suriye topraklarına yaptığı saldırı. Sular ısınıyor; Suriye ve İran’ın karşılık vereceklerine dair açıklamaları...
2013 zor geçecek! Dünyanın kapitalist efendilerinin yaşadığı ekonomik krizlerden kurtulma yolu olarak seçtiği savaş, gücü/iktidarı ellerinden kaçırmamak için kurguladıkları uzun erimli senaryoları hayata geçirmekten başkaca yol/seçenek ortaya koyamamaları, geçmişte yaşanan büyük savaşların tekrarlanacağına dair emareleri barındırıyor.
Tek kutuplu dünyanın sonunu getiren yükselen Asya ekonomileri... CIA’nın yayınladığı küresel trendler raporuna göre; 2030’da ekonomik merkez/belirleyen olacak olan Asya/doğunun olası egemenliğini kırmak, dünyayı kendi küresel çıkarlarına göre dizayn etme ihtiyacı perspektifinde değerlendirmeler yapıldığında Dünyayı/yaşadığımız coğrafyada yürütülen bilek güreşini anlamak kolaylaşıyor.
Türkiye siyasetine de bu bilek güreşinin yansımalarını görüyoruz; küresel efendilerin iç sorunlarını çözmüş bir Türkiye’ye olan ihtiyaçları “barış süreci/İmralı süreci” olarak “Kürt sorununun” çözümüne yönelik çabaların artması ve de sonuç vermesine yol açıyor. Bazı kaynaklara göre son aşamasına kadar mutabakata varılan süreç, 2014 seçimlerine kadar hayata geçirilecek. Eli rahatlayan Erdoğan’ın Çankaya’ya düşlediği gibi çıkması sağlanırken küresel efendilerin çıkarlarına göre oluşturmak istedikleri dünya dizaynında “biçilen rolü” Türkiye layıkıyla oynama yeteneği kazanacak.
“Kürt sorununu “çözmeye yönelik hamleler uygulanırken farklı gerekçelerle tutuklu yargılanan askerleri de içerde tutmak, “ordu sevgisi(!)” ile teşne seçmeni rahatsız edeceği için gerekli düzenlemeler ve direktifler verilecek! Nitekim Erdoğan’ın askerlerin tutuksuz yargılanmasına dair yaptığı açıklamalar gündeme düşünce eski emekli Genelkurmay Başkanı Özkök AA’na İzmir’deki evinde gerekli açıklamayı yaptı.
“Esasen tüm TSK değil tüm ulus, bu sıkıntıları seslendirme arzusuyla doludur. Sayın Başbakanımızın söylediklerini tüm kalbimle destekliyorum. Bu aynı zamanda tüm Türk ulusunun isteklerini ifade eden bir anlatım tarzıdır. TSK, silahlı bir örgüttür ama TSK'yı terörizmle ilişkilendirdiğiniz zaman işler o kadar değişiyor ve konu o kadar acıklı ve yakıcı bir hale geliyor ki bundan sadece sıkıntı, üzüntü değil şimdi ifade edemeyeceğim çok daha acı şeyler hissediyoruz. TSK'yı terörizmle ilişkilendirmek çok yakıcı olmuştur. Bu nereden kaynaklanmaktadır bilemiyorum. Kanundan mı kaynaklanıyor yoksa bir ifade yanlışlığı mıdır? Bu tabi hepimizi çok çok üzmüştür. Hele hele TSK'nın en yüksek makamını işgal eden bir arkadaşımıza, Genelkurmay Başkanımıza bu gibi bir suçlamada bulunurken çok düşünmek gerekirdi.”
Özkök’ün açıklamalarına bakıp yorum yapmak bu satırların yazarını aşar! Malum “Darbe Günlükleri” sorulunca “Var da diyemem yok da diyemem” diye yanıt veren Özkök, tutuklu silah arkadaşlarının “Tanık olarak ifade versin” beklentilerini de duymazdan gelmişti...
Şimdi Başbakan tutuklu yargılanan askerler için “Tutuksuz yargılansınlar” diye görüş(!) açıklayınca Özkök’te demeci veriyor. Eminim tutuklu silah arkadaşları “Daha önceleri nerelerdeydiniz” diyorlardır...
Sahi daha önceleri nerelerdeydiniz!
Eylül 2011’de yazdığım yazıda; “..Türkiye’nin önünde zorlu bir sınav var. İktidar, uygulayacağı politikaları sekteye uğratacak “yapıları” oyundan attı. Eli rahat, halk tepkisiz . Eh bu ortamda Kürtlere ya diz çöktürmeyi deneyecek ya da “müzakere”lerde varılan mutabakatları bir bir yerine getirecek. İlk yol adeta olanaksız. İkinci yolda toplumun / Türkiye’nin hazmetme katsayısı belirleyici olacak. . Tünelin sonunda ‘Öcalan’ın ev hapsi’ ve ‘KCK, Ergenekon, Balyoz vb.’ davalardan tutukluları da kapsayacak genel af görünüyor öngörüsünde bulunmak için kâhin olmaya gerek yok.” demiştim, başka laf etmeye gerek yok...
Tekrar ile bitiriyorum, Türkiye siyasetine de bu bilek güreşinin yansımalarını görüyoruz; küresel efendilerin iç sorunlarını çözmüş bir Türkiye’ye olan ihtiyaçları “barış süreci/İmralı süreci” olarak “Kürt sorununun” çözümüne yönelik çabaların artması ve de sonuç vermesine yol açıyor. Bazı kaynaklara göre son aşamasına kadar mutabakata varılan süreç, 2014 seçimlerine kadar hayata geçirilecek. Eli rahatlayan Erdoğan’ın Çankaya’ya düşlediği gibi çıkması sağlanırken küresel efendilerin çıkarlarına göre oluşturmak istedikleri dünya dizaynında “biçilen rolü” Türkiye layıkıyla oynama yeteneği kazanacak.
İyi seyirler...