- Kategori
- Kitap
Düşeyazmak

Bir kitabı okumaya nasıl karar verirsiniz? Ya biri tavsiye etmiştir, ya medyada reklamını görüp almışsınızdır ya da bir kitapevinde ilk sayfasına göz attığınız bir kitap ilginizi çekmiştir.
Sevgili Akdenizli Milliyet Blogda zaman zaman “Düşeyazmak” adlı romanından kısa bölümler yayınlamış ve devamı için “Kitabı bekleyin” demişti.
Okumak için sabırsızlandığım Düşeyazmak nihayet elimde. Her zaman yaptığım gibi kitabın ilk sayfasına göz atmak istedim.
“BİR SÜRE ÖNCE VURULARAK ÖLDÜRÜLDÜM. Durun hemen ürkmeyin, sakince dinleyin. Hem korkacak bir şey yok, merak etmeyin. Neden öldürüldüğüme gelince; …..”
İşte ilk sayfa ve ilk satırlar… Siz olsanız ne yapardınız bilemem ama ben bu satırlardan sonra kitabı elimden bırakamadım.
Bir yazısında der ki Sevgili Hakan Karaduman “Roman yazmak büyük emek ister.”
Kendisinin nasıl bir emek verdiğini ise sadece şu detaya dikkat etsek dahi anlayabiliriz. Romanın bir bölümünde, kahramanı Beyoğlu’nda bir sokakta yürüyecektir ve o sokağı anlatabilmek için kendisi, bir arkadaşına telefon ederek sokağın fotoğraflarını çekmesini ister. Arkadaşı fotoğrafları çeker ve gönderir. Yazarımız fotoğraflara bakarak kahramanının o sokaktaki yürüyüşünü tasvir eder.
Böyle bir çalışmaya, böyle bir özene saygı duymaktan başka ne yapılabilir ki?
Hadi diyelim ki bu romandı ve böyle bir çalışma gerekiyordu. Milliyet Blogda yazdığı yazılara ne demeli? Her yazısı için ayrı güzellikte bir fotoğraf çekmesi yazmayı ne kadar ciddiye aldığını göstermiyor mu?
Her zaman söylerim; Onun cümleleri insanın ufkunda yeni pencereler açar ve okuyanı zenginleştirir.
Edebiyat dünyamıza iki güzel eser kazandırdığınız için teşekkürler değerli arkadaşım.