- Kategori
- İnançlar
Seninle başım dertte!

Aya Yorgi'den...
—23 Nisanda Büyükada’ya gidelim mi?
—Harika bir fikir, piknik mi yapacağız?
—Hayır” dedi, “Piknik değil, Aya Yorgi’ye gideceğiz dua edip dilek dilemeye ama sen bir şartla gelebilirsin.
Herkesi şartsız şurtsuz kabul eden ada ve Aya Yorgi’ye ben neden bir şarta bağlı gidebiliyorum anlamadım.
Anlattı!
Gözlem yapıp hemen yazıya dökermişim. MB’da yayınlanınca da reklam olurmuş. Bana haksızlık ediyor. Şimdiye kadar hiç “Feray” diye isim verip onu reklam ettim mi?
Şartlarını kabul ettim ve 23 Nisandan bugüne tek kelime yazmadım ada gezisiyle ilgili. Yazmamam konusunda şart ileri sürerken “hemen yazıyorsun” demişti, hemen yazmıyorum gördüğünüz gibi. Olayın üzerinden 2 ay geçti.
Ayrıca bana malzeme vermeseydi yazamazdım, uyduracak değilim ya.
Önce, ada vapuruyla keyifle gitmek varken motorla gidelim diye tutturdu. Vapur adanın ön tarafına yanaşıyormuş, kilise adanın arkasında olduğundan faytona binmek zorunda kalırmışız. Motor ise adanın arka tarafına dolanıp kiliseye yürüyerek çıkılabilecek yokuşun dibindeki iskelemsi betona yanaşıyormuş.
Bindik motora, martılara simit ata ata vardık adanın arkasına. İskele süsü verilmiş betona yanaştık ama inemedik. İri yarı bir kaç adam yolcuların inmesine izin vermeyerek, motorun kaptanıyla bağıra çağıra kavgaya başladı.
—Cin olup adam mı çarpıyon len?
—Çok konuşma kırmızı kafa!
Şeklinde gayet medeni bir tartışma sürerken konu anlaşıldı. Kırmızı kafalı adam ve yanındakiler, motorların adanın arkasına yanaşmasıyla müşteri kaybına uğrayan kızgın fayton sürücüleriydi.
Sonunda bir şekilde anlaşma sağlandı ve adaya ayak basabildik.
Kiliseye doğru çıkan yokuşun başı mum ve makara satıcılarıyla doluydu. Dilek dilerken mum yakacaktık, aldık birer tane. Sen sevgili arkadaşım, bir tane de makara aldın da ne oldu? Yokuşun başlangıcında makaranın ipini salmaya başladın, yarı yola varmadan makarandaki ip bitti. Üstelik de diğer insanların yol kenarına minik taşlarla yaptıkları evcikleri ipinle geçerken yıktın. Seninki adaktı da ahalininki neydi?
Üstüne üstlük kilisede yakarız diye aldığın mumlar da ipsiz çıktı, yakamadık. Mumu diktiğimizle kaldık, “önemli olan mumu dikmekti yakmak değil” diye teselli bulmaya çalıştık. Gerçi aşırı kalabalıktan kiliseye de giremeyip mumu bahçeye diktik ama bence bu da sorun yaratmamalı. Kiliseye girmeyi başarıp mumu içeri dikenlerle aramızda
Kilisenin bahçe duvarına zift gibi bir şey sürmüşler. Eline minik bir taş alan, bu ziftli bölgeye taşı yapıştırmaya çalışıyor bu arada da dilek diliyor. Kadının biri canla başla uğraş verdiği halde taşı bir türlü yapıştıramadı. Eğilip yerden bir yanı düz olan minik bir taş alıp tek hareketle yapıştırdım. Bu arada kadına bakarak içimden “baaak benimki nasıl yapıştı” diye hava atmaya çalışırken dilek dilemeyi unuttum. Taşım yapıştığı ile kaldı.
Ben, taş yapıştı yapışmadı diye heyecan yaparken baktım kilisenin kapısı önündeki kalabalıktan bir ses yükseliyor “Açılııın ben hamileyim”. Feraycığım, o koca yokuşu çıkarken hamile değildin, tazı gibi çıktın. Yer mi ahali senin o ucuz numaranı?
Neyse ki bu kiliseye girme çabalarının sonuç vermeyeceğini çabuk anladın da kalabalıktan sıyrılıp yanıma geldin.
Ayrıca ben sana demiyor muyum “Başkalarının bebeklerine durup dururken tezahürat yapma” diye. Gördün işte neler oldu. Sen yanlarına gidene kadar karı koca minik bebeklerini gezdiriyorlardı. Uyuyan bebeğe avaz avaz “Ayyyy.. Ne şeker şey” diye tezahürat yaptığında babası “Ben yaptım, beğendiyseniz size de yapayım” dediği için niye sinirlendin?
Hem dönüş yolunda hıncını yol kenarındaki iki hanımdan çıkarman da büyük haksızlıktı. Münasip bir eş isteyen genç bir hanım minik taşlardan kendine bir ev yapmaya çalışıyor ama bir türlü başaramıyordu. Taşlar sık sık devriliyor genç hanım evlenebilmek için adağını adayamıyordu. Yanındaki hanım “Senin yerine ben yapayım, ben her yıl gelir yaparım” diye yardımcı olmak istedi. Niye hemen olaya müdahil olup “her yıl geldiğinize bakılırsa çok da başarılı olduğunuz söylenemez.” dedin ki? Sana neydi yani?
Sonuç olarak;
23 Nisanda yokuşu tırmandık ama kiliseye giremedik. Mumu diktik ama yakamadık. Taşı yapıştırdık ama dilek dileyemedik.
Hadi Allah kabul etsin.