Düşman toprağı mı mübarek? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Aralık '12

 
Kategori
Güncel
 

Düşman toprağı mı mübarek?

ODTÜ rektörüne “Bravo” diyerek başlıyorum; bir başka demokratik ülkede bu tür bir açıklama bu kadar alkış ve tepki almaz ama o ülkelerde zaten öğrenciler, öğretmenler ve tüm vatandaşlar beğenmedikleri bir durumu protesto etme haklarına sahiptirler. Hatta, şaşıracaksınız belki ama o ülkelerin başbakanları, cumhurbaşkanları falan binlerce polis eşliğinde de dolaşmazlar zaten!

Bir başbakanın yurt içinde her hangi bir yere girerken ordu gibi polis eşliğinde girmesi, kimse kusura bakmasın ama, resmen, kışkırtıcı durumun ta kendisidir!

Bir “Düşman” belleme, düşmandan korunma durumunu akla getirir ki insan ister-istemez şunu düşünür: Başbakan bir İlahiyat Fakültesi’ne giderken de aynı sayıda polis kendisine eşlik eder mi?

Hayır yani, işin bir de “Demagoji” tarafı var ki; “Gurur duyulması gereken bir ortamda bu yapılır mı?” tarzında…

Ayol, madem gurur duyulacak bir şey yapıyorsun, ne diye polis ordusuyla kutlamaya gidiyorsun?

Göktürk 1, 2 muhabbetine bile girmiyorum, farkındaysanız…

Anlayamadığım tek şey: Niye bir ülkenin başbakanı “Polis Ordusu” ile dolaşır?

Polis ordusu ile gittiği yerlerdeki insanlar kendisini öldürecek mi? Suikast mı yapacaklar? Böyle bir beklentisi ya da korkusu mu var?

Gittiği yer neresi? Başbakanı olduğu ülkenin bir üniversitesi…

Rahmetli Ecevit, bırakın polis ordusuyla dolaşmayı, kendi otosuyla dolaşırdı…

Demirel, kendi otosuyla dolaşmazdı, bildiğim kadarıyla, ama polis ordusuyla da dolaşmazdı!

Yani; demem odur ki: Bir başbakan “başbakan” olduğu ülke sınırları içinde şahsi koruma ordusu ve dahi polis koruma ordusu ile dolaşıyorsa bir vatandaş olarak durum nasıl algılanır:

a)      Başbakan bu ülke vatandaşına güvenmiyor!

b)      Başbakan bu ülke vatandaşına güvenmiyor, suikast bekliyor!

c)      Başbakan bu ülke vatandaşına güvenmiyor, her an bir darbe bekliyor!

d)     Başbakan bu ülke vatandaşına güvenmiyor, her türlü kötülüğü bekliyor!...

Her türlü kötülüğü bekleyen bir insanın ya da her daim iyimser olanların içsel dünyasına indiğimizde gördüğümüz tek bir gerçek vardır: Kişi kendi algıladığı gibi sanmaktadır tüm diğer insanları!...

******

Bir “Kediler” muhabbetidir gidiyor; Adnan Oktar’ın kedileriymiş… Yargılamanın çok ağır bir suç olduğunu biliyorum ama elimde değil!

Bu kadar birbirine benzeyen, bu kadar doğallıktan öte kızların kullanıldığı amacın ne olduğunu bile merak edemiyorum: Kızlara acıyorum lakin varsak baksak maddi açıdan o kızlar bizlere acıyordur!

Hayır yani; “Cennet hurilerini peşinen ayağınıza getirdik” mi demek isteniyor, anlamadım da, cennet hurileri bu kadar yapay mı yahu?

Hoş; bu kediciklere, yani bir anlamda cennet hurilerine, aklı gitmeyen erkek sayısı hiç de az değildir; evlenmelik değil eğlenmelik tarzında… Hımm, o hurilerden hiç biriyle evlenmeyi düşünmeyen insanlar ibadet edip de o hurilerle vakit geçirmeyi planlıyorlar!

Şey gibi: Çocuğunun anası namuslu olsun, namuslu olan çocuğunun anasına fantezi de yakışmaz!

Fantezi yapılacak birileri olsun, çok günah ise öbür dünyada olsun!

******

Hoş, “Demagoji” her türlü sıkıntıya bir çözüm üretir, o başka, inananlar alkışlar da avuçları patlayıncaya, inanmayanlar için her bir “demagoji” bir başka soruya sebep olur, ki dikkat ederseniz gerçek problem demagojik ifadeler nedeniyle farklı bir savunma durumunda bırakıyor insanı ki gerçek sıkıntı da budur!

******

Göktürk 1, 2 atılmış, atılmamış, asgari ücret ile kaç lira kira ödenir, kaç lira elektrik, su parası? Kilosu yirmi liradan, bir asgari ücretli yukarıdaki tüm giderleri çıkardıktan sonra, kaç kibrit kutusu peynir yiyebilir bir ayda?

******

Bir başbakana, normal şartlar altında, böyle bir soru sorulabilmeli ve karşılığı da dikkatlice dinlenebilmeli!


 

http://twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com

 
Toplam blog
: 1269
: 1343
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..