​ Düşünceler denetlenemez / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '13

 
Kategori
Deneme
 

Düşünceler denetlenemez

Düşünceler denetlenemez
 

Düşüncelerini dışarıya yansıtmayan insan hür olamaz.


İç dünyasındaki düşüncelerini, dış dünya'ya  yansıtmayan insan hür olamaz.

İnsan var olduğunu ancak düşünerek bulabilir. Düşünmek bilince açılan en doğru şazmaz yoldur.

Düşünmek yaşamaktır.

Düşünmenin yaşama geçirilmesi, insanın insan olma yolunda attığı enbüyük adımdır.

Düşünce, insan ile öteki varlıkları ayıran en büyük ayırıçtır.

Düşünce eyleme, yaşama geçirebildiğinde düşüncedir.

Kişinin iç dünyası ve düşüncesi denetlenemeyeceğine göre açıklanmayan düşünce, düşünce değildir.

Öyleyse açıklanmayan düşünce, düşünce sayılamaz. Hür olmayan insan istediği kadar dağlar hürdür, taşlar hürdür desin kimse ona inanmaz. Çünkü adamın kendisi hür değildir.

İfade vaya açıklama özgürlüğü var olmadıkça düşünceler edinmeye yarayan özgürlükler ve kanaat özgürlüğü bir anlam taşımaz.

İnsan toplum içinde yaşayan,Toplumsal bir varlık olarak yaşadığı toplumun kültürel değerlerini öğrenir. Onları kendi hareketlerine ölçü olarak alır.

Düşünür de toplumun bireyi olduğuna göre o da içinde yaşadığı, eğitimini aldığı, dilini konuştuğu, dinine bağlandığı, ahlak kurallarına uyduğu belli bir toplum parçasıdır.

Aydın bir kişiden, dağlarda koyunlarını otlatan bir çobana kadar her insanın kültür seviyesine, inançlarına bağlı olarak bir bakışı vardır.

Nasıl yaşayalım?

Nasıl yaşarsam mutlu olurum?

Bunu dünya görüşü kavramı ile ifade ediyoruz.

İnsanoğlu dünya'ya  ayak bastığından bu yana şöyle, ya da böyle bir düşüncenin varlığından söz etmek mümkündür. Bu bakımdan düşüncenin  tarihi insanlık tarihi kadar eskidir.

Bir zamanlar yargıyı sevk ve idare edenler " yargı bağımsız değildir " diye feryat ediyorlardı. Sonradan sesleri kesildi. Demek ki onlarda hür değildi. İnsan düşünmeden edemiyor. Acaba yargı bağımsızlığına kavuştu da ondan mı sesleri kesildi?

Ne güzel söylemiş " Zulm ile âbad olanın ahiri berbad olur"

Meselenin mahiyetini iyice anlamak için Neyzen Tevfik'in bu dörtlüsü yeter sanırım.

"Dersimi aldım musibetten, nasihat istemem, 

Haddini bilmek, Cihanda bir  vazifeyse eğer,

Varsa isti'datı halkın hakkını almak için,

Zalimin bir yumruğu binlerce Cebrail eder...

İç dünyamızdaki  bir düşünceyi şöyle açıklasak;

Boş yere yazdığımın farkındayım...

Devleti soysaydım da aşırı derecede zengin olsaydım, her sözüm bir vecize kabul edilirdi. Hakaret etseydim iltifat sayılırdı.

Dert etmiyorum...Etmeye de niyetim yok. Üç kişiye sesimi duyursam bile yeter..

Haksızlık, adaletsizlik, eşitsizlik, inanç ve ırk ayırımı gözetmeden, senden, benden ayrımı yapmadan herkese eşit davranan, İnsan hakkı savunucuları, yöneticileri, ilim ve bilim adamları elbette her zaman takdir edilmesi gerekir. 

İradesinde özgür olmayan kişinin düşüncesi de sağlıklı değildir.

Alman düşünürü Kant şöyle der;

Hiç bir kurum insan soyunun aydınlanmasına engel olacak bir anlaşma yapamaz.

Hiç bir dönemin,kendisinden sonraki dönemin,bilgileri genişletmemesi, yanılmalardan, kurtulmaması, aydınlanmada ileri gitmemesi için sözleşmeler yapmaya hakkı yoktur.

Böyle bir şey insanın yaradılışına karşı cinayet olur. Çünkü insanın doğasının belirlenimi olan ilerlemeye aykırıdır.

Ünlü Volter ise;

" Düşüncelerinize katılmıyorum, ama açıklamanız için ölümü bile göze abalirim"  

Düşünce yazımızı Nasrettin Hoca'nın  bu ünlü fıkrası ile bitirelim;

Hoca bir gün pazarda adamın birinin papağan sattığını görür. Kendisine göre küçücük bir kuş için istenen fiat aşırıdır.

Bunu gören Hoca hemen eve koşar ve hindisini getirir satışa çıkarır. Ama Hoca'nın da istediği fiat bir hindi  fatının çok üstündedir.

Görenler şaşırır derler ki " Hoca sen şaşırdın anlaşılan. Hiç bir hindi bu fiata satılırmı"?

Hoca'nın yanıtı hazır " Küçücük bir kuş o kadar ederse, kocaman hindi elbet daha çok eder"

Gülüşmeler arasında " İyi ama " O konuşuyor"

Hocanın yanıtı yine hazır" Bakın bu da düşünüyor" der.

Kıymetli okurlarımıza saygılar sunuyorum.

Mehmet BURAKGAZİ / MERSİN

 
Toplam blog
: 608
: 2204
Kayıt tarihi
: 12.04.12
 
 

Bingöl'de, Baharın son ayında, ikindi üzeri un ambarı (kiler) arkasında, ebesiz, hemşiresiz, Emin..