Düşünceleri düşlerine karıştı / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '14

 
Kategori
Öykü
 

Düşünceleri düşlerine karıştı

Düşünceleri düşlerine karıştı
 

Ceylin ve Cenk
Gün ışıyordu ama şehrin sesleri kafasındaki sesleri susturamadıktan sonra uyumak mümkün değildi. Kafasında milyonlarca fikir, göz kapakları uykuya yenik... Kalkıp aklından geçenleri yazmayı düşündü genç kız. Sonra düşünceleri düşlerine karıştı... Bu geceki uykusuzluğunun nedenleri vardı, uyku nedenleri geride bıraktı... Ve huzurlu bir şekilde uykuya daldı kıvrıldığı kanepede. Bu evde ilk kez kalıyordu ve ilk kez kaldığın evde gördüğün rüya gerçek olur derlerdi. Kız öyle hızlı geçiş yaptı ki düşüncelerden düşlere.... Düşümde onu görürmüyüm diye düşündü son kere. Onu görmenin içinde oluşturduğu duyguları düşündü. Genç kızın düş kokan hayalleri geride kalmıştı biraz mantık ağır basmaktaydı. Bir taraftan da kalbini dizginleyemiyor kalp uçmak istiyordu. Dengelemek istedi sendeledi. Şarkıdaki gibi ne zaman anlaşmıştı ki kalple beyin. Kalp uçmak isterken beyin dur diyordu. Aktı zaman geçti geçmişte kalan.Bir hoşgeldin sözüyle 2 yıl 4 aylık suskunluk son bulmuştu daha önce konuştukları olmuştu ama bu bir ilkti Ceylin için. İlk defa bu kadar çok sohbet etmişlerdi. Şimdi ezan okunuyor ve Ceylin yatakta o yirmi dakikalık uykunun ardından sanki saatlerdir uyumuş ve uyumaktan yorulmuş bir duyguyla uyandı. Cami eve ne kadar yakın diye düşündü. Ceylin Cenk'in müzik yeteneğini düşündü, taklit yeteneğini sonra... Ve tabiki üniversite yıllarında tiyatro oynadığı günleri düşündü... Cenk ne büyüktü gözünde ve hayalleri ondan da büyüktü.... Kalemlerin tükendiği bu noktada tükenen sevdaya inat veya sevda bile olamayışına.... Her cümle yarım kalıyordu.

Ceylin uyku ile uyanıklık arasındaki ince çizgide Cenk'e dokunmak istediğini düşündü. Bunu sevgili oldukları dönemde hissetmediğini fark etti. Ve Ceylin bunları yalnızca birkaç dakika içinde düşündüğünü bitmeyen ezan sesinden fark etti. Zamanı güneşin doğuşuna göre ayarlayan eski insanlar... Sakin huzurlu yaşamları düşüdü.Ve sonra huzursuz ruhlar alemini... İkisini onu ve Cenk'i...

Ceylin Cenk'in onu düşünüp düşünmediğini değil; onu düşünmediğini düşündü. Hatırlanmayacak özlenmeyecek olmak kötüydü... Ceylin onu ne kadar özlediğini o ince ellerine uzun parmaklarına dokunup seni çok özledim demek istediğini hatırladı. Gece Cenk'in ellerine takıldığında gözü bunlar geçmişti aklından. Üşümüştü elleri titriyordu; ama soğuktan değil heyecandan. Uzun zamandır kalbi buz tuttuğundan O'ndan sonra kimse ellerini sıkı sıkı tutup yüreğine dokunamadığından. Onunla geçen 9 saatin 9 dakika gibi gelmesi ve ona dokunamamak bu 9 saatlik zaman diliminde.

Ceylin yataktan kalktı. Başı dönüyordu.Hayır sarhoş değildi Ceylin, aşk sarhoşu hiç değildi. Biliyordu ki bu aşk da değildi. Ama ilk defa onunla bu kadar vakit geçirmek sabaha kadar oturmak başını döndürmüştü. Özlemişti onu, katılmadığı fikirleri de dahil tüm fikirlerini dinleyebilmeyi... Özlemişti sesini,gözlerini,alaycı gülümseyişini...

Bir balona binip uçmak istiyorum ya da ilk uçağa binip kaçmak istiyorum! Nereye mi? Sonsuza belki de Mars'a. Mars'a gidilse 5 dakika durmam demişti Cenk. Ceylin, giderken beni de alır mısın dememişti diyemezdi de zaten. Onunla geçirdikleri o dokuz saatten sonra yalnızca bir saatlik bir uykunun ardından uyandı Ceylin. Gözler hala uyuyor beyin ise çalışıyordu. Kalp yavaşlamıştı uyuyup uyanmanın mantık uyandıran etkisini barındırıyordu. Ceylin evde olsa internete girer ve Cenk'in paylaştıklarına bakardı. Cenk tam bir internet manyağıydı. Cenk çok değildi Ceylin'in dünyasına ama böylesine bir renk... Yine yarım kalmış fikirler geçiyordu Ceylin'in aklından. Kendisinin bile yorumlayamadığı veya itiraf etmekten kaçındığı. Ve herşeyi akışına bırakmayı düşündü ama sabırsız ruhunun bunu engelleyeceğini biliyordu. Aşırı dozda eski sevgili yuttum semptomları duygusal karışıklık oldu diye saçmaladı. Saçmalama hakkını kullandı. Herkesin düşünmek gibi saçmalama özgürlüğü de yok muydu sanki.

Ah Cenk... diye geçirdi. Ne hissediyorsun hissizlikte misin yoksa sen de derinlerde bir yerde bir şeyler hissetmekte misin? Kafiyeler dikkatini çekti yazar yazmaz Ceylin'in. Ceylin bir yerlerde şizofrenlerin çok kafiyeli konuştuğunu okumuştu. Dudaklarının kıvrımı yukarı kıvrıldı ve yüzünde ay dede gibi bir gülümseyiş, içinde sevinç özlem sarmaşık bir çiçek ve artık vakit çok geç...

Cenk uyandı, kendine yiyecek birşeyler hazırladı, ocağa çayı koydu ve aklında Ceylin yoktu. Ceylin'i çoktan unutmuştu. Ve ona kalırsa unutmamasını gerektiren birşey de yoktu. Bir an için nergisler geldi aklına ona aldığı nergisler, sonra tecrübesizliği ve ona olan gerçek sevgisi. Ama dediğim gibi herşey geçmişti. Dün onu görmek Cenk'in üzerinde büyük bir etki yaratmamıştı. Cenk'in de duygusal bir tarafı yok değildi aslında. Cenk kahvaltı yaptı, bilgisayarını açtı. Gözü gazetedeki bir habere takıldı, oradan mailine, sosyal paylaşım sitelerine ve nedensiz bir şekilde kızın sayfasına baktı. Cenk bir sigara yaktı. Günün ilk sigarası başını hafif döndürürken Ceylin'i düşündü. Ceylin mazideydi ve mazi geri dönmeye değecek nitelikte değildi. Cenk Ceylin'in dış görünüşünü düşündü. Beyaz tenin üzerindeki o parlayan gözler,siyah saçlar ve gülümseyişi... Masum belki saf bir görüntüsü vardı Ceylin'in. Masum ve mahzun... Ona kuzum,yavru ceylanım derdi.

Ceylin zayıftı o zamanlar... Ceylin onun yarısı kilosundaydı ve ondan neredeyse 20-25 cm kısaydı. Ufak tefek bir kızdı Ceylin yüreği kelebeğin... Sesi dinlendirici,ince. Cenk aslında bunların hiç birini düşünmedi yalnızca gökyüzüne baktı ve nedensiz bir şekilde Ceylin'in gözleri geldi aklına. Ceylin'in gözlerini kapatmaya yetmiyordu kalın gözlükleri... Gözlüklerinin numarası büyümüştü belli ki ve Ceylin artık biraz şişmandı. Cenk,Ceylin'in kilo almasının nedenini hiç merak etmemişti onunla ilgili pek çok şeyi merak etmediği gibi... Cenk kendisinden bahsetmeyi severdi, karşısındakini çok dinlemezdi.

Ceylin'in o gece yaşadığı duygu fırtınasından bir parça rüzgar esmiyordu Cenk'in evinde. Cenk siyah kedisine mamasını verdi, kedi bir ciğer bulmuş gibi sevindi. Pencereyi açtı Cenk, eve gökyüzünün o parlak aydınlık içi açan havası girdi.

Cenk uykusuz yorgun ve aksiydi. Kendisiyle inatlaşıyor gibiydi. Kendi doğasına karşı çıkıyor kendini fiziksel ve psikolojik olarak zorluyordu. Bir martı geçti gökyüzünden ama Cenk bunu düşünecek kadar şiirsel bakmazdı hayata kalktı saate baktı saat 13.20 ydi. Ceylin çoktan kalkmıştır diye düşündü ve bunun onu ilgilendirmeyeceğini söyledi kendi kendine. Cenk düş kurmayı sevmezdi. O materyalist bir insandı. Hayatta yalnızca kendisine inanırdı. Biraz egoist biraz da narsistti belki... Hem nergis de severdi Narkisos gibi....

Ceylin kendi dünyasında çok da temiz olmayan saçlarıyla oynadı. Saçlarının daha temiz olmasını Cenk'in parmaklarının saçlarının arasında dolaşmasını düşledi. Cenk'e şu an da kahvaltı hazırlıyor olmayı isterdi. Kendi elleriyle en sevdiği yumurta kıvamını ayarlamak isterdi. Aslında yumurtayı hep Cenk yapardı. Kayısı kıvamını kaynadıktan sonra 2 dakika diye açıklardı.

Ceylin ve Cenk... Zıt kutuplar,birbirini çekemeyecek kadar uzakta ve yeniden biraraya gelemeyecek kadar uzaklaşmış. Ve bir daha birbirlerine o gözle bakamayacak kadar duygusuz. Ceylin bunları karaladı sayfaya. Sonra sildi çünkü ona bunları yazdıran bir duyguydu o kadar da duygusuz değildi. Ancak çok soru işareti vardı kafasında. Tüketmek istemiyordu herşeyi hızla. Ceylin Cenk'i aramak istedi. Numarası vardı ama Ceylin'in onu arayacak ne şarjı ne de cesareti vardı. Ceylin bir vapur düdüğünün sesiyle oradan uzaklaştı. Ama nereye kaçarsa kaçsın düşünceleri onunlaydı. Aklını kaçırmaktan korktu. Düşüncelerinin yükü ağır geldi. Dertlerini denize atmak istedi ve dünyaya biraz da Cenk'in gözünden bakabilmeyi istedi...

Hazal Yıldız

22.10.2013 

 
Toplam blog
: 45
: 522
Kayıt tarihi
: 21.10.13
 
 

1991 doğumluyum, avukatım ama burada bulunma amacım hukukla ilgili değil. Ben yazmaya tutkunum. Y..