​ Düşünebilme ihtimali / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '11

 
Kategori
Siyaset
 

Düşünebilme ihtimali

Düşünebilme ihtimali
 

"Yeni" Türkiye'de suç unsuru olan eylem olarak gündeme damgasını vurdu "düşünebilme ihtimali". Oysa 12 Eylül rejiminde bile düşünmek özgürdü. Düşünce suçu, siz düşüncenizi paylaşmaya başladığınız anda eğer düşünceniz muhalif ya da sol bir perspektifteyse başlıyordu. sonrası malum... İşkenceler, gözaltılar, gözaltında sandalyeden düşüp ölmeler...

"Yeni" Türkiye'de; ileri demokrasinin fink attığı BOP'un merkezinde artık düşünebilme ihtimali bile terör örgütü üyeliği ya da terör örgütüne yardım ve yataklık kapsamında suç unsuru olabiliyor...

Allende'yi katlederek Şili'yi yıllarca kasıp kavuran Pinochet'nin bile aklına gelmeyen, harika (!) bir fikir bu...

"Ya yarın önümüze bir taş koymaya kalkarsa" diye taş koyabileceğini düşündüğün herkese böyle bir şeyi düşünebilme ihtimalin var diye Silivri yolunu açıverirsin...

Hakkında iddia bile sunulmadan apar topar gözaltına alınan bir gazetecinin bırakın basılmayı, basım için anlaşma bile yapmamış bir kitap suç unsuru olabilir...

Düşündüğünüz andan itibaren her an terör örgütü yandaşı olabilirsiniz. Hatta gerçekten düşünmenize bile gerek yok, teşkilatın sözde hukukçuları sizi olmayan ses kayıtları ve sehven delillerle yıllarca esarete mahkum edebilirler...

Aslında temel iş akışı olarak düşünürseniz 12 eylülcülerin, 12 Martçıların düşünce suçluları için uyguladığı yöntemler, "İleri Demokrasi Türkiye'si"ndekiler ile paralellik arz ediyor. Eskiden de düşünce suçluları bir terör örgütüne üye olmakla suçlanıyor, dövülüyor, işkenceden geçiriliyordu. Genellikle haber bültenlerinde spikerin donuk bakışları ve soluk bir ses tonuyla okudukları iki satırlık bir haber oluyorlardı insanlar: Yasadışı sol örgüte mensup bir kişi karakolda kendini oturduğu sandalyeden atarak/karakolun camından atlayarak/sorgucunun silahını alarak intihar etti"...

Yargısız infaz o derece normalleşmişti ki kamu vicdanında, insanlar belki de sadece broşür dağıtan bir çocuğun gözaltında dozu kaçırılmış bir işkence nedeniyle öldürüldüğünü farketseler bile dozu kaçıranların ardına sığındıkları "yasadışı sol örgüt" iddiasına inanmak zorunda kalıyordu... Daha çok da kendini korumak için buna ses çıkaramıyordu...

Şimdi, yıllarını bu ülkeyi korumak için harcamış, ve önündeki yılları da bu uğurda gözünü kırpmadan hizmete sunmuş insanlar, haklarında "terörist oldukları" iddiasıyla açılan davaları, gözaltıları gururlarına yediremiyor... İntihar ediyor, çöküntü yaşıyorlar...

Onur, dürüstlük, vatan sevgisi, kısaca erdemleri var çünkü. iki tane susurlukçu ve karanlık geçmişi olan 12 Eylül'ün çocuklarıyla aynı kefeye konmak ağırlarına gidiyor... Takiyye yapmayı bilmiyorlar çünkü. Öyle bir kültürden gelmediler.

Ama onları özgürlüklerinden edenler, onlara 12 eylül döneminin karanlığını yıkmak isteyenler, bir öyle bir böyle konuşmalarına rağmen "Tutarlı Siyasetçi" ve "istikrar abidesi" olarak lanse edildiler, bu milletle dalga geçer gibi... 

Daha dün kendi çocukları için bedelli yasalarını meclisten geçirenler, askerliğin yan gelip yatma yeri olmadığını söyleyenler, yeni nesil askerlik teklifi için "öyle tatil gibi askerliğin olmayacağını" haykırıp "gerekirse referanduma götürürüm, olmaz öyle şey" buyurdular...

Daha dün "Nato'nun libyada ne işi var, öyle saçmalık olur mu" diyenler çark ederek önce Nato'nun özgürlük getireceğinden bahsettiler, sonra teskereyi bile beklemeden peşinen gemileri ve uçakları yolladılar... 

Bunlar yüzlerce tutarsızlıktan sadece ikisi, ama ileri demokrasi fazla öksürük yapmasın diye buraya yüzlerce benzerini yazarak sizleri de yormak istemiyorum.

Düşünebilme ihtimali olanları toplamak, imha etmek ise düşük rütbeli imamlara bırakıldı...

12 Haziran seçimleri işte bu nedenle önem kazanıyor... MHP ve CHP'ye büyük iş düşüyor. Henüz imamın ordusu gerçek kampanyasına başlamadı, ama seçim zamanı youtube tezgahları ile türlü iğrençlikler ve iftiraların havada uçacağı kesin...

Sahi, yıllardır kapalı olan Youtube, acaba bu iftiraların daha kolay yayılabilmesi için mi bir gecede açılıverdi? 

 
Toplam blog
: 4
: 561
Kayıt tarihi
: 17.06.08
 
 

Su sporlarına, doğa yürüyüşlerine sınırsız zaman ayırabilirim. seyahat etmeye; gezmeye, yeni yerler ..