- Kategori
- Siyaset
Kaynayan kazan kapak tutmaz!

Kazan kaynıyor!
Kadıköy’deki İthaki Yayınevi polisler tarafından basılarak “İmamın Ordusu” isimli kitabın yayınevindeki kopyası silinmiş, ikinci baskında ise polis hard diske el koymuş.
Yani kitap yasaklanmış.
Kitabın içeriği neydi ve kimleri korkuttu?
Savcı Öz, bunun bir kitap olmadığını, örgütsel bir doküman olduğunu söylemiş.
Oysa ki kitap sadece Gülen cemaatinin 1960-70'lerden itibaren yayınlanmış kaynaklardan bir analizi ve Gülen’in cemaat içerisinde yükselişini anlatıyormuş. 20-30 sayfasını okuyabilmiş olan İthaki Yayınları Editörü Ahmet Öz böyle söylemiş.
Zaten ülkemizde belki de dünyanın çok yerinde Gülen hakkında yazılanlar okunmuş, Gülen de tanınmıştır. Başka bilinmeyen ne ola ki?
Bu güne kadar sayısız kitaplar yayınlanmıştır Türkiye’de . Bunların bazılarında devlet adamları olmak üzere eleştiriler, hoşa gitmeyen şeyler doğru veya yanlış olarak yazılmıştır.
İsteyen okumuştur istemeyen okumamıştır. Hiç de fırtınalar kopartmamışlar ve böylesine baskınlarla yok edilmeye çalışılmamışlardır.
Bu kitapta bu kadar ilgi çekecek hatta kıyamet kopartacak gibi ne vardı?
Kitap basılmış olsaydı belki bu kadar ilgimizi çekmeyebilirdi ama böylesine yasaklanması söz konusu olunca önemli olduğu akla geliyor.
Öyle ya! İnsan merak ediyor, acaba neler yazılmıştı? Halkın bilmesini istenmeyen neler vardı içerisinde?
Bir kitap niçin yasaklanır diye düşündüğümüzde insanlara düşünme fırsatı vermemek için veyahut ta politik nedenlerden ötürüdür geliyor aklıma.
Böyle olması, düşünceyi ifade, yazarların yazma ve yaratma haklarına yalnızca kısıtlama değil tamamıyla yasak getirmiş olmuyor mu?
Referandum öncesi özgürlüklerden bahseden başbakan bu yasaklamaya ne diyecek çok merak ediyorum.
Topu yargıya mı atacak?
Özgürlük sadece devleti yıkmaya kalkan, Kürt Halkı adına kışkırtıcılık yapan, polise tokat atan, askere pusu kuran, her gün bir yerleri yakıp yıkan, PKK yandaşı olanlara mıdır?
Libya
Libya’da olanlar ve olacaklar da tamamıyla bir ruh hastası diktatörün vebali çok büyüktür.
Dünyaya kafa tutan bu adamın akıl sağlığının iyice bozulduğuna inanıyorum. Amerika’dan sonra Fransa dünya liderliğine soyunurcasına ilk bombayı Lidya’ya atan ülke olarak tarihe geçti.
Libya halkını korumak amaçlı Nato’nun devreye girmesi inşallah Irak işgaline dönmez diyelim.
Acaba bombasız bir çözüm olamaz mıydı? Sanırım olurdu.
Polise tokat
Köşe yazarlarından teki BDP li milletvekili Sabahat Tuncel’in bir baş komisere tokat atmasını ve yine BDP li Bengi Yıldız’ın polise elindeki taşla yol kesmesini öylesine sözlerle mazur göstermeye kalkmış ki hayret!
Sabahat Tuncel’in Polise attığı tokadı mazur göstermek için ' (bence tam tokat değil, kontrolsüzce üzerine yürüme daha çok) diyivermiş.
Sonra da;
“Ve ne yazık ki Türk polisi artık kendi vatandaşını korumak yerine Stasi'leşmeye başladı” Demiş.
El insaf sayın yazar, el insaf!
“Aynı polis gücü onlarca işçinin, öğrencinin üzerine gaz bombası, biber gazı sıkarken neden hiç sesiniz çıkmadı acaba?” Diye sormazlar mı insana.
Ankara’da Tekel İşçilerinin eylemleri sırasında CHP İst. Milletvekili Çetin Soysal’ın gözlerinin içine biber gazı sıkılıp, itilip kakıldığında neden hiç sesiniz çıkmadı? O milleti temsil eden birisi değil miydi?
BDP li milletvekillerinden de bu güne dek işçilere yapılanlar hakkında hiçbir ses çıkmadı ama iş kendilerine gelince feryat ediyorlar. Bu bir ayırımcılık haksızlık olmuyor mu acaba?
Sabahat Tuncel için
“Ajite olmuş, sinirleri boşalmış, kontrolünü kaybetmiş bir hali vardı. Belli ki kışkırtılmış, bir patlama anı yaşıyor. Eminim, o sırada ne yaptığının kendisi de farkında değil.” Diye yazmış muhterem.
O zaman kontrolünü kaybeden herkes polise karşı gelip tokatlamaya hatta işi daha da ileriye götürüp sopalamaya kalkarsa ne olacak bu ülkenin hali?
Bana kalırsa insanları ötekileştirmeden hak aramalıdır. Polisi severiz veya yaptıklarını asla onaylamayız ama şunu unutmamak gerekir ki polis te tıpkı asker gibi aldığı emri uygulamaktadır.
O zaman polise bu emri, yetkiyi verenleri sorgulamak gerekmez mi?
Halkı polise düşman eden anlayışta kabahat yok mudur?
Unutmadık, Silopi’de aranan bir kişinin gözaltına alınmasından sonra polis otosuna saldırılmış ve bir polisimiz linç edilmişti. Saldırganlar, kanlar içinde yere yığılan polis Aziz İ.’nin öldüğünü sanarak bırakmışlardı..
Bunlar olmaması gereken olaylardır. Polis de bizimdir, asker de bizimdir. Onlar bizim insanlarımızdır.
Halkı ayaklandırmaya, isyana sürükleyen BDP lilerin müdafaa edilecek hiçbir tarafları yoktur.
Bugün polisin kasketini başından çıkartan yarın da askerin silahını almaya kalkarsa ne olacak o zaman?
AKP yanlış üzerine yanlış yapmaktadır.
PKK Diyarbakır'da saldırdı Ben bu satırları yazarken PKK nın Diyarbakır Hani’de akşam saat 20.45 sularında yan yana bulunan ilçe Jandarma Komutanlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne roketatar ve uzun namlulu silahlarla saldırı düzenlendiği haberi televizyonlara düştü. Bu kadar kışkırtma ve halkı isyana sürükleyenlerle uğraşmak varken bir kitap için bu telaş niyedir hala anlamış değilim. Sevgiyle kalın.