- Kategori
- Gündelik Yaşam
Düşünenlerin duraksadığı yer

İşten çıkmış, kalabalığa uyum sağlayarak mekanik hareketlerle yürüyorum. Düşüncelerim kendimle yoğunlaşmış ve gözüm kimseyi görmüyor. Herkesi ıskalıyorum; çevremde olanı, olacak olanı ve olmaya çalışanı ayırt edemiyorum. Fiziki varlığıma, bilimsel öngörülerime aykırı olsa da, yoğunlaşmış duygularım başka bir boyuta geçmemi sağlıyor, o yerin varlığı aniden benim gerçekliğim oluyor. Bedenim buna kusursuzca uyum sağlıyor ve beynimin derinliklerinde beliriveriyor. Beni, kimsenin kabul etmediği, kabul etmek istemediği ama, aslında kendilerinin de bilmeden uğradığı, doğa üstü bir yere taşıyor. Algılarımın ve içe kapanık ruh halimin izin verdiği ölçüde başarıyorum bu geçişi. Düşünenlerin duraksadığı, düşünmüş olanların tekrar gelmek üzere ayrıldığı, ışıltılarıyla iz bıraktığı bir yerdeyim.
Bu diyarın varlığını kendimce keşfetmem için bu kadar uzun bir süre mi geçmeliydi diye hayıflanıyorum. Sonra bunu kendime yaptığım bir haksızlık olduğu kanısına varıyorum. “Düşünmek başarmanın yarısı” özdeyişini yıllar önce oldukça küçük bir yaşta duymuş olmama karşın, “bunun anlamına yeterince kafa yormamam” benim suçum olmamalı diyorum.
Kendi kendime “düşünenlerin duraksadığı” bu diyara gelmeseydim, nereden bilecektim onları diye soruyorum.
Yemyeşil, tertemiz dağlarını; nefis kokulu çiçeklerin yetiştiği ovalarını; kömür ve is kokusunun asla ulaşamadığı bol oksijenli havasını; sanayi atıklarının bulaşmadığı masmavi denizlerini; deterjanın, kanalizasyonun, bok kokusunun sinmediği, içilebilir berrak suların şakırdadığı derelerini, nehirlerini; hormonsuz, gerçek tadında meyve ve sebzelerin yetiştiği bağ, bahçe ve tarlalarını; tarihinde “savaş” kelimesinin yazılmadığı insan ırkını; diğer ülke kaynaklarına göz dikmeyen, sömürmeyen toplumsal düzenini; para ve adaletin herkese adil dağıtıldığı ekonomik ve hukuk sistemini ; parlak gözlü, tatlı dilli, güleç yüzlü, birbirlerine her zaman anlayışla bakabilen, çalışkan insanlarını; bunları nereden bilecektim ve tanıyacaktım.
Eve gelmek üzereyim. Mekanik hareketlerle kapıyı açıyorum. Bedenim düşünenlerin duraksadığı diyardan sıyrılıyor. Televizyon, radyo, gazete, internet, tüm haber kaynaklarına bakıyorum ve yaşamın gerçekleri suratıma çarpıyor.
Tüm yılgınlığıma karşın, “düşünmek ve ardından kaygı duyabilmek başarmanın yarısıdır” diyorum.
Düşünenlerin duraksadığı yere beklerim efendim. Ben orada olacağım.
Görsel : Remember When, Pino