Duygular otobüsünde... / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Duygular otobüsünde...

Duygular otobüsünde...
 

 

 

Kaçmak istiyorum arada sahil kıyılarına yalnız, yapayalnız..

Yürümek istiyorum, içimdeki fırtınalar olmadan, o dingin suların kıyısında. Bırakmak istiyorum, ruhumu darmadağın eden, yıkan o fırtınalara sebep duygularımı geride..

En azından bir müddet! Kısa bir süreliğine…

Ama olmuyor, gidemiyorum!

Kaçmak için ayaklanıyorum duygularımdan… Ben ayaklandıkça, onlar da ayaklanıyor ardım sıra..

Hangimiz ayrılmak istemeyen ve hangimiz alna kondurulacak veda busesini esirgeyen, en azından geciktiren?

Bilmiyorum.

 

Hoş.. Vedalaşırken buse de neyin nesi anlamıyorum ya!

Ama alışkanlık olmuş işte.. Belki de insanın duygularına ‘’Ben size kırgın değilim ama beni biraz rahat bırakın’’ haykırışını daha yumuşak anlatablmesi içindir, kimbilir?

Kondurmak istiyor insan bu buseyi illa ve vedalaşmak istiyor duygularıyla. Kendine başlarda hiç de konduramadığı yıkıntıların ardından, kurtulmak istiyor bir an önce. Çıkıp kurtulmak, soluk almak istiyor ruhuna çökmüş o duygusal enkazının altından..

Ve…

Ve başına yıkılan duygularla vedalaşmak istiyor bir süreliğine!

Ama olmuyor, olamıyor.

Dedim ya;

Ne zaman buse kondurulsa da veda niyetine karşılıklı, insan duygularından bir adım öteye dahi uzaklaşamıyor, biliyorum..

Ve biliyorum ki; ne zaman ayaklanacak olsam ben, onlar da kapatıyorlar/kapatacaklar hep valizlerini benimle birlikte...

 

Tek kişilik bilet kestirmiş olsam da uzak diyarlara; peşim sıra bir otobüs dolusu kaçak yolcular olarak yerleşiyorlar hepsi kalbimdeki koltuklarına.

Yalnız oturuyor görünsem de ben koltuğumda, içimde onlar tam kadro çıkıyorlar yola!

Kendi otobüslerinin şoför koltuğunda oturuyor ısrarla cesaret, tüm gücüyle basıyor gaza. Hemen arkasında endişe var oysa. Onun yanında da korku..

Bakıyorum; sevgi yalnız kalmış koltuğunda nedense ve yanında güveni arıyor ısrarla; yola onsuz devam edemeyeceğinin farkındalığıyla..

Ama güven arka sıralara kaçmış nedense ve biraz gömülmüş sanki koltuğuna, hatta kestirmekte usul usul.

Sevginin önünü kestiğini fark edememenin rahatlığı ve rehavetiyle, tatlı tatlı şekerleme yapıyor. Ama onun bu şekerlemesi, acı bir tat bırakıyor benim damağımda, niyeyse!

Sevginin de başı önüne düşüyor sonra yavaş yavaş… Ve kapanıyor usul usul gözleri bir süreliğine.

Şoför koltuğunda gaza bastıkça cesaret, yoldaki macera çukurlarına girip çıktıkça tekerler, beklenmedik bir sarsıntıyla gözünün tekrar açılmak zorunda kalacağını biliyor sanki…

Ve dua ediyor bu sırada ümit; sevgi gözünü açıp uyandığı zaman, cesaret şoför mahallini sakın kaygıya devretmesin ve muavinliğini de hayal kırıklığına yaptırmasın diye.

Öbür koltukları da dopdolu otobüsün:

Teselli, şefkat, güven; mutluluk, hayal kırıklığı, üzüntü, coşku, huzur, hepsi ve diğerleri,

Aynen yaşamdaki karışık düzenleriyle yerleşmişler yerlerine, fedakarlığın önderliğinde..

Hele vefa!

Hepsini toplamış bir araya ve amigoluklarını yapıyor elleri havada! Bakıyorum da, en vefalısı duygularımın gerçekten. Öyle bağlı ki bana!

 

Aslında çok iyi niyetli onlar. Farkındayım…

Korumaya çalışıyorlar beni; insanlığımı. Korumaya çalışıyorlar içimde ‘’beni asıl ben yapan’’ onları!

Ve biliyorlar kendileri olmadan insan kalamayacağımı..

 

Ama anlamıyorlar da öte yandan, anlatamıyorum ‘’şehvet hariç’’ hiçbirine! Çünkü bir tek o farklı biraz diğerlerinden!

Diğerleri kabul etmekte çok zorlanıyor söylediklerimi, anlamıyorlar, anlamak istemiyorlar! Kabullenemiyorlar ısrarla; çıktığı yaşam seyahatinde, tüm bu duyguları yanına almamış olan birine, kendilerini altın bir tepsiyle sunmanın anlamsızlığını…

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 117
: 2206
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1969 İstanbul'unda açmışım gözlerimi bu dünyaya... Ege Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu, şimd..