- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlüğün çenesi düştü...
Hani yemek önünüze çok sıcak gelir de, soğutmak için üflersiniz. Akşamları ağaçların esintisini ona benzetiyorum. (yok bu örnek olmadı. parantezi kapatıp yeni örnek vereyim) Hani çok terlersiniz de nefesinizle başınızı eğip vücudunuzu üflersiniz. İşte tam öyle bir şey. Gündüz kavuran sıcağın peşinden, akşamları ortalık öyle güzel esiyor ki. Sanki doğa çok sıcaklamış da, nefesiyle serinlemek için vücuduna (ağaçlar da vücudundaki kıllar oluyor) üflüyormuş gibi. Gerçektende bir süre sonra hava serinliyor ve nefes alınabilir bir ortam oluşuyor. Çok güzel çok. Bu dengeyi hiç bir güç bozamaz. Bozmaya çalışanlar, kendilerini üfleyecek zaman bile bulamazlar.
Merhaba e-günlüğüm. Dünyanın en yaşlı insanı Hindistanlı Habib Miyan dizanteriden öldü 138 yaşında hayata gözlerini yuman Miyan doğum belgesi olmadığı için Guinness Rekorlar Kitabı'na giremedi. Tüh çok acı bir kayıp. (rekorlar kitabına girememesi) Kimbilir neler görmüştür. Yaşayan tarih ölmüş. Acaba o benim yaşımda iken elektrik faturası kaç para geliyordu? Ne demek ne alaka? Merak ettim. Geçen sene iş yerin de bu seneden farklı olarak, derin dondurucu çalışıyordu ve ayda 40 ytl elektrik parası geliyordu. Bu sene derin dondurucuyu çalıştırmadım ve son zamlardan sonra (hükümet herkesi gelgenekon, kene, zayıflama, cumhuriyet, key ödemeleri, pirinç, kuraklık, terör gib haberle oyalarken) bu ay 80 ytl fatura geldi. su kullanımında da bir değişiklik olmadığı halde su faturamda iki kat geldi. Aman şikayet etmeyelim. "Beterin beteri var. Bak ne güzel yaşıyoruz. Devlette kazanacak tabi. Her yerde savaş var, kıtlık var. Bunada şükür." gibi laflarla meditasyon yapma dönemlerindeyiz galiba. Memurlar ve işçiler de bir garip oldu. Gelen zamlara sesleri çıkmıyor, kendileri üç kuruş zam alamayınca kıyamet koparıyorlar. Hiç mi kafası çalışan yok içlerinde. Maaşlarına yapılan zam onlardan katlamalı olarak geri alınıyor.
Sudan bahsedince aklıma su tasarrufları için yapılan öneriler(!) geldi. Efendim; diş fırçalarken suyu boşa akıtmazsak bir sende 16 ton tasarruf yapıyormuşuz. Ben hiç diş fırçalamıyorum, demek ki 32 ton su tasarrufum var. Su tasarrufuna bir önerim olacak: Piyasa da sağlıkla, beslenme ile ve yaşamımızla hiç bir alakası olmayan, hayati önem taşımayan
ve % 90 -95 'i su olan bir sürü abuk sabuk ürün var ve yılda onların yapımına bilmem kaç tirilyon ton su harcanıyor. Bunlar, sıvı deterjanlar, şampuanlar, parfümler, kolalı (coca cola, pepsi vs.) içecekler başta olmak üzere, bütün gazlı içecekler, saf olmayan meyve suları, biralar, rakılar (rakılara dokunmayın)... Hepsini ortadan kaldıralım, sıkıyor mu? Bir çelik kesmek için kaç yüz litre su harcandığından kimse söz etmiyor... Bir araba en az 30 lt su ile yıkanıyor, İstanbul da bahçeler içme suyu ile sulanıyor. Neden suyu arıtıp tekrar kullanmadıkları , bilinmeyen bir muamma olarak kalmaktadır. Kızılderili arkadaşımın söylediği gibi; bu insanoğlu, paranın yenip içilemeyen bir şey olduğunu ne zaman anlayacak? (Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam, paranın yenemeyen bir şey olduğunu anlayacak) Başına gelince, iş işten geçtikten sonra...
İnsanlar çay, kahve içmesinler, dondurma yemesinler diyeceğim ama abartı olmasın diye demiyorum.
Dün gece doğa, sıcaktan bunalan vücudunu nefesi ile üflerken, ben onun kılları arasında oturmuş, %95'i su olan rakımı içiyordum. Hava artık erken kararmaya başladı ama Boss oyun oynarken hiç aksamıyor. Ben bile topu nereye attığımı görmediğim halde o yakalayıp getiriyor. Sıcaklar da epey kilo verdi. Manken gibi oldu. Çok sağlıklı ve güzel bir yaratık oldu. Yakında onu manken ajanslarına yazdıracağım.
Bunları yazarken yine aklıma başka bir şey geldi. Bir abonemizin Türkiye birinciliği almış köpeği (Albi) Bodrum'da (evin bodrumu değil, yanan Bodrum) düzenlenen köpeklerarası yarışmada yine birincilik almış Hediyeler şöyle: 100 ytl para, cep telefonu, hazır mamalar. Artık Albi'yi cepten arayabiliriz, 100 ytl yi de eminim barlar da veya dişi köpek çok olan barınaklarda harcar. (çiftleşmek için barınak bekçisine rüşvet verir) Mamalarıda sahibi verdikçe yer.
Bu sabah düne göre daha fazla bir hareketlilik yaşadık. Abonem olan Ana okullarında su tüketimleri arttı, yani çocuk sayısı arttı, yani, insanlar tatilden gelmeye başladı. Kuaförlerde de su tüketimi arttı. Bize de bir daha ki hafta yansır.
Elmar bu gün yok. Kız arkadaşı ile buluşacakmış. Akşama doğru canı sıkılır gelir yine.
Yabancı kökenli bir kimya firması (plastik, ve bilimum zehirli madde üretip, ithal ediyor) Başarı ve kalite ödülü almış. Çok ilginç. İnsanları ve doğayı en kısa sürede zehirlediği için mi acaba? Yoksa ürünlerini doğa bile yok edemediği için mi? Ödül ödüldür. (lafa bak) Almış işte. Biz doğaya iyi bakıyor ve uyum sağlıyor diye ödül alamadığımız için kıskanıyoruzdur. Canım sıkıldı, gidip biraz orman yakayım diyeceğim ama o da kalmadı...
Cango gün geçtikçe iyileşiyor, barınak travmasını atlatıyor, havlamaya başladı. Anne kedi artık gelmiyor. Kargalar, güvercinler, kumrular iyiler, ellerinden gagalarlar.
Saygıdeğer e-günlüğüm; Dün gece herhalde fazla oksijen aldım, bu gün yine çenem düştü.
Linda ile yemeğimizi de (üst kattaki abonem köpeklerime bir sürü tavuk, köfte, sosis getirmiş.) yedik artık gideyim.
Sana da, bana da doyum olmuyor. Yarın yine yazışırız. Hoşçakal
Biliyor musun: Türkiye kişi başına alkol tüketiminde dünya üçüncüsü, sigara tüketiminde ise dünya dördüncüsü imiş... (bunca sorunla yaşayan bir toplum için birincilik yakışırdı...)
Güzel söz: "Başarısızlığın formülü: Herkesi mutlu etmeye çalışmaktır..." Herbert B. Swope (başarının formülünü nasılsa herkes biliyor...)