- Kategori
- Gündelik Yaşam
E-günlük de karne heyecanı ve cuma gecesi ve günlük:))
Oooo gençler karne almışlar. Ne güzel. Bir tane iyi notları yok. Vay terbiyesizler. Hiç ders çalışmadınız mı, hiç sınıfta hocanız anlatırken dersleri dinlemediniz mi? Şaka şaka aldırmayın. Notları iyi olan çocukların öğretmenlerini kutlarım. Notları iyi olmayan çocukların da kendilerini kutlarım... O notlar sizin değil, sizi eğitmeye çalışan öğretmenlerin kendilerine verdikleri notlar. Size bir şey öğretemiyorlarsa kendilerine zayıf not veriyor, ama öğretebiliyorlarsa yine kendilerine iyi not veriyorlar. Ne yazık ki bu sizlerin karnesine yansıyor. Çünkü öğretmenlere karne veren bir kişi veya kurum yok. (Aslında ben veriyorum)
Merhaba e-günlüğüm; Anlamadın mı? Peki. O karnelerde ki notlar öğretmenlerin kendilerine verdikleri notlar. Her çocuğun ayrı bir öğrenme yeteneği, değişik ilgi alanları, değişik becerileri, değişik dünya görüşleri, olaylara bakış açıları vardır. Hiç bir çocuk eğitim adı altında bir meta gibi standartlaştırılamaz. (belli bir kesimi ne yazık ki standart olabiliyor) Öğretmenin görevi ise, derse girip dersi anlatmaktan öte, öğrencilerin ilgi alanlarını keşfedip, onları o yönde eğitme yoluna gitmektir. Ne yazık ki bu ülkemizde olası değildir. Öğretmenlerimizin de, bu ülke vatandaşı olarak, hiç kuşkusuz kaygıları endişeleri, sorunları var. Bunca yaşam mücadelesi içinde tek tek çocuklarla uğraşıp onları eğitemezler. Bu yüzden "müfredat" denen ve yukarıdan zembille inen çarpık bir uygulamayı takip etmek zorunda kalıyorlar. Böyle oluncada akıllı çocukların karneleri zayıflarla dolu oluyor. Akıllı diyorum, çünkü onlar sistemin eğitimini henüz kabul edememiş, daha çok hayati ve yaşam ile ilgili olgularla ilgileniyorlar. (arkadaş ilişkileri, spor, eğlence, oyun, beceri, hobi gibi) Karnesinde zayıf olmayan çocuklar ise sitemin eğitim düzenini benimseyerek, (toplumsal ve aile baskıları, sosyal çevre kıyaslamaları ve karşılaştırılma baskısı) iyi not alabilme yolunu seçiyorlar. Hepsi de sonuç olarak aynı yaşta ve hepsi de sonuç olarak insan. Ancak hiç bir zaman insan olma özellikleri ile yaşayamayacaklar. Bitirdikleri okul, diplomalar, master, statü, sosyal çevre gibi olgularla anılacaklar. Karnesi iyi olanıda, kötü olanıda kutluyorum. Eminim hepsi geçen süre zarfında, bir birlerinden farklıda olsa bir şeyler öğrenmiştir. Hayat uzun. Yaşam boyu not verecek ve not alacaksınız. Unutulmasın. Düşük veya zayıf not insanlık için bir tehlike değildir...
Değerli e-günlüğüm; Dün gece bilindiği gibi gençler bizde idi. Bütün gün bunaldıkları "karne" muhabbetini çok kısa geçtik. Zaten hepsi aynı şeyi söylüyor: "bu karne aldığımız günü hiç sevmiyorum" "insanlar selam vermeden, karne nasıl? diye soruyorlar" Kıyaslama yapıyorlar yavrum, önyargılarını geliştiriyor, kendilerince kişisel analiz yapıyorlar... "Hımmm karnesi zayıf, bu çocuk tembel ve yaramazdır. Kesin ailesi de ilgilenmiyordur." gibi... Aldırmayın...
İlerleyen saatlerde, ben bahçede rakımı yudumlarken, Boss koştururken, gençler içeride batasıca "batak" oynamaya başladılar. Bir arkadaşları da geçen haftadan bana söz vermişti, piyasada bulunmayan bir film getirecekti onu getirmiş. "The Wall" Bu filmi seksenli yıllarda yaklaşık 20 kez seyretmiştim. Kopyalayayım da yine seyredeyim.
Sabah ben kahvaltımı yapıp işe gelirken bütün ahali uyuyordu. Eh bütün sezon zayıf almak için epey güç kaybetmişlerdir. Uyusunlar. Hafta sonu olması dolayısı ile hareketli başlayan bir gün oldu. Öğlene kadar hiç durmadım desem yalan olmaz. Yemeğimi yedikten sonra en sonunda uyanan gençler geldi. Onları biraz dükkanda çalıştırdım ve sonra gittiler. Paraları kalmamış, ellerine su verip, "bunları satın parası ile yemek yiyin" dedim ve gönderdim. Gerçek hayat okuldakine benzemez. Asıl bu hayatta alacakları notlar önemli.
Semtimizde, yeni düzenlenen trafik kendini gösteriyor. Alternatifsiz tek yönlü yollar da "iski" denen kurumun çalışmaları var ve trafik felç olmuş bir vaziyette. "Bir ev yansa itfaiye, bir hasta olsa ambulans giremez" diye düşünürken iki ambulans yolda mahsur kaldı. Umarım hastalar bu gecikmeden zarar görmez. Neden böyle bir düzenleme yaptılar bilinmez.
E-günlüğüm; Dün evi su basmıştı ve ben suları boşaltırken hiç farketmeden telaşla belimi ağrıtmışım. Dün geceden beri çok ağrıyor. Bu gün ihtiyarlar gibi kuşakla dolaşıyorum. Kendimi çok ayıpladım. Akşama bir şeyciğim kalmaması lazım.
Yeni paralardan hiç sözetmedim. Her kes bir kulp buluyor, "çok küçük", "oyuncak para gibi" "birbirine benziyor şaşırıyoruz" gibi sebeplerle şikayet ediyor. Ben çok beğendim. (tersi doğrudur) En güzeli, eski paralar gibi cüzdandan taşmıyor. Gerçekten oyun parası gibi ve böyle olması bana, her gün para alıp verirken, oyun oynuyormuş hissi veriyor ve daha neşeli oluyorum. Paralar küçük olduğu için insanların düşürme olasılığı artıyor ve benim de doğal olarak yolda para bulma olasılığım artıyor. Gördün mü bir sürü olumlu tarafı var yeni paraların. Neden beğenmez ki insanlar?
1989 yılı bu gün evlenmiştim, 1993 bu gün Uğur Mumcu katledildi. Kendisini saygı ile anıyorum. Yedi sene önce bitmiş olan evliliğime de geçmiş olsun diliyorum...
Bütün gün sakin sakin oturduk. Akşam bir bastırdı, bir bastırdı, ne yemek yiyebildim, ne de seni yazabildim. (gereken zamanda) Artık nasılsa geç kaldın, o yüzden rahat rahat yazıyorum. Trafik bir felaket. Felaket olması, ne araba fazlalığı, ne de yolların yetersizliği. Sadece çalışmayan beyinlerin yaptıkları düzenlemeler. Olsun. En azından hangi beyinlerin çalışmadığını bilecek kadar benim beynim çalışıyor... (mu)
E-günlüğüm; yemeğimi geçte olsa yiyebilmenin huzuru içersinde sana iyi hafta sonları diliyorum. Pazartesi görüşmek üzere. Hoşçakal (çakal'ın da "hoş" u mu olurmuş. Çakallar çok çirkindir)
Biliyor musun: Amerika'lı 7 milyon kadın ve 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor... (belkide hepsinin okurken notları çok iyiydi.)
Çirkin söz: "Kıbrıs harekatı sırasında 1’i esir, 10 Rum’u öldürdüm... "Oyuncu Atilla Olgaç’ın katıldığı bir programda popülarite uğruna uydurduğu senaryo. (daha sonra basına doğru olmadığını bildirir yazılı açıklama yapmış) (benim de annesi hakkında kafamda bir senaryo var...)
Güzel söz: "Silgi kullanmadan resim çizme sanatına, "hayat" denir..." John Christian