​ E-günlükte kontr gerilla ve hafta sonu:) / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

E-günlükte kontr gerilla ve hafta sonu:)

Öldürmesin diye,
Kardeş kardeşi,
Biz öldürdük,
İki kardeşi...

Bu dörtlüğü 1974 yılında yazmıştık. (bir arkadaşımla) Şiirin Adı: KONTR GERİLLA. Gündemdeki olaylar bana o günleri hatırlattı. (zaten hiç aklımdan çıkmamıştı) Bu son "Gelgenekon" davası sürerken ve bütün insanlar patlak gözlerle izlerken, herkes, kendince yorum yapıyor. Oluşan olayların kötü giden Türkiye ekonomisini örtbas etmek için düzenlendiğini iddia edenler, tamamen düzmece olduğunu savunanlar, "Cumhuriye elden gidiyor" diyenler, "Cumhuriyetten intikam alınıyor" diyenlerin yanında, kimileri de, büyük bir örgüt çökertildi, bir şeyler aydınlanacak, faili meçhul cinayetler açığa çıkacak, hükümet ve devlet güçleri iyi çalışıyor, derin devlet açığa çıkıyor falan sanıyor. Yok öyle bir şey. Derin devlet, Gladyo, Kontr Gerilla (uluslararası isimleri ile) gibi kurumlarda hiç bir değişiklik yok. Hepsi yerli yerinde duruyor. Hatta bu olaylar olurken, bürolarda yenileme, tadilat, revizyon, cihazların yenilenmesi gibi işler yapılıyor. ROTASYON yahu! Sadece rotasyon. Dikkat edilirse toplananların hepsi yaşlı başlı, nefes almakta zorlanan, şeker, kalp, tansiyon gibi dorunları olan, muhtemelen, erektil disfonksiyon rahatsızlığı olan, eli, silah değil, kalem bile tutamayan, tuvalete bile zor giden zatlar. İşin önemli tarafı, çok fazla şey biliyor olmaları... Bu sadece bir emeklilik ve rotasyon meselesi. Yerlerine yenileri getiriliyor, elemanlar değişiyor, yeni başkanlar atanıyor, yeni memurlar işe alınıyor. odalar ve masalar yenileniyor, boya badana işleri yapılıyor...

Merhaba e-günlüğüm; Yani bütün bunlar bir emeklilik töreni mi? Peki bunu gizli yapmaları gerekmez miydi? Neden bu kadar göz önünde yapsınlar ki? Anladım. Bu işler halkın ve medyanın gözü önünde olmalı ki bir taşla iki-üç kuş vurulsun. Hem devlet bir şeyler yapıyor görünerek halkın güvenini kazanıyor, hem olaylar göz önünde olduğu için tutuklananların can güvenliği garantiye alınıyor, (öyle olur) hem de tutuklananların yerlerine gelenler, medya olaylarla uğraşırken, gözden kaçıyor. Yani, yeni derin devleti ve elemanlarını kimse tanımıyor. Önümüzde ki dönemde çok rahat hareket edebilirler. Eskiler deşifre olmuştu, cinayet işleyemiyor, ses getiren olaylar gerçekleştiremiyorlar dı... Vay beee, amma derin mevzular mış... Tabi bu işler böyle oluyor. Eskiden "temizlik" harekatı adı altında yapılırdı. Devlete çalışmış kişiler, zamanı geldiğinde bir takım yöntemlerle ortadan kaldırılır, yerlerine yenileri gelirdi. Ama bu operasyon çok masraflı olurdu. Bir sürü adam öldüreceksin, onlara değişik kaza süsleri vereceksin, bir kısmını sessiz sedasız halledip bir yerlere gömeceksin, ailelerine bir sürü senaryo uyduracak, yalan söyleyecek, devlet yardımı yapacaksın... Ohoooo çok masraflı, çok zahmetli olur. Böylesi daha masrafsız ve zahmetsiz. Hakimler, yargıçlar, savcılar nasılsa düzenli maaşlarını alıyorlar, bir de bununla uğraşsınlar. Devlete ek bir yük getirmiyor... Bir iki seneye kalmaz, bütün bu olanlar unutturulur (değişik haberlere dikkat çekerek) ve yerlerine gelen yeni elemanlar iş başı yapıp, yeni gündem maddeleri yaratırlar. Ne diyelim Vatana, Millete hayırlı olsun...

Değerli e-günlüğüm; Cumartesi iş yerinden çıkıp eve gittikten sonra işlerimi bitirip kendimi dışarı attım. Yani bahçede takılmadım. Yanlız olduğum için bir kaç plan hazırlamıştım. (hep öyle yaparım) Bir işim çıkmazsa "b" planı olarak gideceğim yer belli idi ve oraya gittim. Yani, bahçede olmadığım gibi evde de değildim. Pazar sabahı saat 10:00 gibi eve gelip (mecburen) köpeklerimi çıkarıp, tekrar yarım kalan işimi tamamlamaya (aslında yarım kalmamıştı) geri gittim. Akşam üzeri yine mecburen eve döndüm ve yanlızlığımın sona erdiğini gördüm. Linda'yı doyurup gezmeye çıkardım (harika, kimse ile karşılaşmadık.) Ertesi güne hazırlıklarımı tamamladım (manikür, pedikür, traş, banyo vs.) ve Akşam saati geldiğinde Boss'u doyurup dışarı çıkardım. (bir "harika" daha, yine kimse ile karşılaşmadan gezdik) Hava soğuk diye insanlar köpeklerini gezdirmeyi azalttı veya saatlerini değiştirdi. İyi yapmışlar. Böyle devam etsinler... Ardından yine bahçe keyfi. Kurdum masamı koydum bir duble rakımı ve saldım Boss'u... Bir süre sonra ne soğuk işliyor, ne "gelgenekon" davası kalıyor hatırlanan. Kendi dünyana dönüyor ve kendinle hesaplaşıyorsun. Hep aynı hesapları yapıyorum. Bu "çağdaşlık, teknoloji, modernleşme" adı altında ki kirlenme ve yozlaşma ile nasıl başa çıkarım ve bu kelime oyunlarına kanmadan, hayatımın geri kalan bölümünü mutlu, huzurlu ve sağlıklı şekilde nasıl devam ettirebilirim?... (şu anda bir sorunum olmadığından gelecek planları yapıyorum)

Sabah işe geldiğimde arabamın aynasını parçalanmış olarak gördüm. Sanırım akşam birileri çarptı. Bu sefer kökten kırılmış ama yine yapmayı deneyeceğim. Aynayı kestirdim, yapışkanımı aldım ve akşam olunca yapıştıracağım.
Yine herkes hasta. Her gittiğim ev de mutlaka bir kişi hasta. Hatta gitmediğim yerlerde de birileri hasta. Mahallede selamlaştığım insanların büyük bölümü hasta. İnanamıyorum bu işe. Bu kadar sağlıksız bir toplum mu olduk? Neyse sirkeli su içmiyorlar ondan oluyor.

Trafik fena değil. Oldukça sakin bir trafik var ve gecikme yaşamıyorum. Bir de şu köprünün altına sıkışan kamyonlar olmasa iyi olacak. Köprü'nün yerden yüksekliği 2, 80 gösteriyor ama kesinlikle değil ve yol yokuş olduğu için girişi ile çıkışı farklı mesafelerde. Bu yüzden günde iki kez mutlaka bir kamyonun kasası takılıyor ve trafik yarım saat felç oluyor...

E-günlüğüm; siparişlerimiz bu gün erken geldi ve sabah siparişlerini yarım bırakıp dükkana geldim ve kamyonu boşalttıktan sonra tekrar devam ettim. Öğle yemeğini 2, 5 dakikada (süre tuttum) yedikten sonra servislere devam ettim. (yemekte, ıspanak ve çorba vardı. Tatlı olarak kabak tatlısı ve aşure.)

Derken akşam oldu ve aynı yemekleri bir daha yedim. Linda'nın menüsünde de kemik vardı o yüzden yemek saati uzadı. Yemekte de eski bir arkadaşım var dı onunla sohbet ettik.

Bu ne ya! Bu e-günlük ne kadar uzun olmuş yine. Git artık, gideyim artık. Hem saat de geç oldu. Karanlıkta başına bir şey gelirse çok üzülürüm. Yarın nasılsa yazışacağız. Hoşçakal.

Biliyor musun: Dünya'da ki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkeler de yaşıyor muş...

Çirkin söz: "Kalpten kötülükler, elin ele, dudağın dudağa değmesi ile atılabilir..." Tennessee Williams (Yetmiş bir yaşında otel odasında, boğazına bir şişe kapağının kaçması ile ölmüş... Yani kötülük el veya dudak değmesinden değil, şişe kapağından gelmiş.:)

Güzel söz: "Düşünmek zor iştir. Muhtemelen, bu nedenle çok az kişi düşünür..." Henry FORD

 
Toplam blog
: 512
: 549
Kayıt tarihi
: 06.02.08
 
 

Bir varmış, bir yokmuş... Sağlık, huzur, mutluluk. Başka hiç bir şeye önem vermem bu hayatta. Bu yüz..