- Kategori
- Sinema
Ecdat

vampir avcısı
13 yaşında bir çocuk, annesi bir gece gözleri önünde vampirler tarafından öldürülür.
İntikam duygusuyla büyüyen çocuk, 20’li yaşlara gelince usta bir vampir avcısından özel ders alarak eli baltalı vampir avcısı olur.
Gittiği şehirlerde vampirleri bularak baltasıyla kafalarını bedenlerinden ayırıp öldürmeye başlar. Bu arada hukuk eğitimini tamamlayıp avukat olur, politikaya atılır ve ülkesinin başına geçer.
Başkanlığı sırasında patlak veren iç savaşta vampirlere karşı zorlu savaşlar verir, ülke başkanı olarak vampirleri öldüren tek maden olan gümüşü savaş alanına götürebilmek için tren tepelerinde vampirlerle savaşır ve sonunda savaş alanına götürerek zaferi kazanır. Ülkesine özgürlüğü getirir.
Tüm bunlar olurken hayatının kadınıyla tanışır, evlenir ve çocukları olur. Bundan sonra işler tersine döner ailesini ve çocuklarını korumak için sarayına çekilir.
Ama bu çekiliş nafiledir, intikam duygusundaki vampirler bir şekilde saraya girerek başkanın oğlunun kanını emmeyi başarırlar ve film biter.
Eğer sizde benim gibi bulduğu her filmi izleyenlerdenseniz, yukarıda özetlediğim filme benzer çok film izlemişsinizdir.
Bu filmin en büyük özelliği tüm bu işleri yapan kişinin Amerika Birleşik Devletleri’nin 16., Cumhuriyetçi Parti’nin de ilk başkanı olan Abraham Lincoln olması. Linkoln’ün tarihteki en önemli yeri de 1860’lı yılların başında Amerikan iç savaşı olan Kuzey-Güney savaşını kazanarak köleliği resmen kaldırmış olması.
Filmi izlerken sıkılmadım değil ama yine de sonuna kadar bekledim.
Sonra da geçtiğimiz aylarda Başbakanımızın başlattığı ecdat tartışması geldi aklıma. Kesin Başbakanımız bu filmi seyretti peşinden de Muhteşem Yüzyıl dizisini. Amerikan ecdadı tren tepelerinde vampir kellesi koparırken bizim ecdadımızın haremde dolaşıp, yüzük yontup şiir okuması kanına dokunmuş olmalı ki dizinin senaristine ve yapımcısına o dönemde tren olmasa da ata bindirip savaşa gönderin bari dedi.
Obama filmin yapımcısı olan Tim Burton ve yönetmeni Timur Bekmambetov’u arayıp ecdatları hakkında görüşme yapmış mıdır bilmeyiz. Ama süper güç olmuş bir ülkenin geçmişteki önemli bir başkanını vampir avcısı yapıp dünyaya pazarlaması film endüstrisi açısından abes karşılanmadığı kesin. Dolayısıyla bizim de artık tarih ile senaryo arasındaki farkı kavramamız gerekmekte.