- Kategori
- Edebiyat
Edebiyatta Küfür ve Argo

''Harika odur ki, insanlar kendi adlarına değil, kainat adına yazarlar. Bütünselliğin dışında bir şiir yoktur. Hayat ve ölüm de bir bütündür. Şiir bu bütünden çıkan çılgınlıktır. Çok ağır geçen hayatımızın içinde ironi, bütünselliği bozmayacak ana çaredir. Bir direnç kahkahasıdır.'' demiş Can Yücel.
Bazen şiirlerinde ama genel olarak hayata karşı duruş ve uslubundaki küfürbazlığını , bütünün sadece küçük bir parçası, çılgınlığı ve kendini en iyi ifade ediş şekli olarak değerlendirip seviyor, beğeniyoruz Can Yücel'i.
Edebiyatta küfürün veya argonun kullanımı, yazan kişinin durduğu yere, zihniyetine , niyetine ve tabi ki sanatındaki ustalığına göre bir anlam kazanır. Ayrıca kullanılan argo veya küfürün bir hiciv , bir karşı çıkış olarak algılanabilmesi için de, karşı çıkışı güçlendirecek düşünsel arka plana ve niyete bakmak gerek.
Küfürbaz uslubuyla Can Yücel, Neyzen Tevfik, Hayyam huysuzdur, fırlamadır, alkoliktir, delikanlıdır, külhanbeyidir, bir şekilde de anarşisttir. Ama çoğu kez hepimizin hayattaki yanlışlıklara, baskılanmış isyanlarına ve gösteremediğimiz edepsizliklerimize de sözcüdürler.
Ben bir kadınım. Eğitimimle, sosyal konumum, yaşım, hayata bakışım, hayattan beklentilerimle, entellektüel birikimlerimle çirkinin, kabanın, kötünün tarafında olmam beklenemez. Sözde, duyguda, düşüncede, görselde estetik kaygılarım vardır, ararım.
Ama diğer taraftan muhalif, yaşamdaki olumsuzluklara isyan eden bir tarafım da var. Tıkandığım, bir şey yapamadığım, kendimi ifade güçlüğüne düştüğümde, çelişki, yanlışlık, ya da absürdlüklere isyanım çoğu kez doğru konumlanmış mizah yazılarına kahkahalarımla yumuşuyor .Ya da usturuplu bir şiir ya da söz, yazı benim sözcülüğümü üstleniyor.
Sade bir vatandaş ve bir kadın olarak ben küfür ediyor muyum?
İtiraf ediyorum ki (!) aleni olarak birisine ya da birilerinin yanında değil ama özellikle trafikte veya bir şeye çok kızdığımda kendi başıma, evet ediyorum.
Ama sözlü olarak küfürlü ve lümpen terminolojisinin çokça kullanıldığı bir ortamda bulunmaktan da hoşlanmıyorum.Tasvip de etmiyorum.Kullananları da kınıyorum.
Bunun yanı sıra dünyanın her yerinde az veya çok, derecesi o toplumun kültürü ve eğitimiyle bağlantılı olarak, günlük yaşamın ve dilin yadsınamaz bir gerçeğidir küfür ve argo. Biz kullanalım kullanmayalım. Hoşumuza gitsin gitmesin.Tamam edilmesin diyelim ama ediliyor işte bu gerçek.
Sanat da yaşamdan beslendiğine göre dili kullanan bazı sanat kollarının bu aracı kullanması kaçınılmaz. Özellikle de hayatın çelişkileri, absürdlükleri, saçmalıkları, yanlışlıklarıysa anlatılmak istenen... edebiyat ve mizah bunun en iyi ifade yollarından biriyse eğer, yazarın, şairin, mizah yazarının bu araçtan ustaca ve özgürce yararlanmak istemesi normal değil mi?.
Değil mi yoksa (!) ?...
Bence edebiyat ya da sanat belli bir anlayışın ve kesimin edep anlayışıyla kısırlaştırılamaz.Kısırlaştırılmamalı. Özgür olmalıdır.
Zekaya ihtiyaç duymayan kaba bir aykırılık ve pespayeliği ise reddediyorum. Her ne kadar çoğu kez bu kavramların da göreceli olduğunu düşünsem de.
Önemli olan bence; yazarın , şairin ya da mizah yazarının ; bu aracı amaç haline getirmemesidir. Ve genel olarak yazılanların ince zekadan uzaklaşıp argo ve magandalık kültürüne yapacağı katkının ölçüsüdür, benim ölçüm.
Tijen Taşlı- İzmir