- Kategori
- Sinema
Eğer bir gün gelirde… beni burada bulamazsan…

Resim o filmden değil ama oyuncular aynı. İdare edin...
Eğer bir gün gelir de… seni burada bulamazsam… diye bitiyordu beni, ta çocukluğuma kadar götüren ve herkeste olduğu gibi benim ruhumda da derin izler bırakan unutulmaz aşk filmi…
“Senede bir gün”
Her ne kadar bazılarının yorumladığı gibi sadist, mazoşist, hastalıklı bir ruh hali ile yorumlanabilirse de bu ilişki, günümüz ilişkilerini hangi ruh hali ile açıklayabilir, yorumlayabiliriz inanın onu hiç bilmiyorum. Üstelik yediden yetmişe hepimiz bir biçimde almışken payımıza düşeni günümüz ilişkilerinden.
Bu açıklamayı niye yapıyorum. Film konusunda internette araştırma yaparken rastladığım bazı yorumlar dolayısı ile. Tabii ki onlardan böyle bir aşkı anlamalarını beklemek imkansız. Ne olacak. Ne beklenebilir ki; yirminci yüztılın hamburger çocuklarından.
Dün ve bugünü, ilişikleri değerlendirirken, yorumlarken, dünün ve bugünün şartlarını, artı ve eksilerini hesaba katmak doğru sonuç için izleyebileceğimiz en yararlı yol olur sanırım.
Kendi adıma iş akdi kıvamında, ticari akid biçiminde süre giden, gidecek olan bir birlikteliği yürütmektense yıllarca, ya da günü birlik ilişkilerde kimliğimi yitirmektense senede bir gün yaşanacak olsa dahi böylesine bir ilişkiyi, aşkı yaşamayı tercih ederim. Başarabilir miyim onu bilmiyorum. Sadece isterim. Temenni ederim o kadar!
Konusunun yanında bu unutulmaz filmi benim için unutulmaz kılan en önemli bir diğer etken ise, "hatta çok daha ötesinde" film boyunca yankılanan o unutulmaz aşk şarkısının nameleridir. Ne zaman aşık olsam ki; biliyorsunuz artık aşkın tanımını:) “kavuşamazsan aşk olur” böyle bir aşkı özlerim.
“Yeter ki gel bana senede bir gün”
Kulağa ne kadar hoş geliyor değil mi?
Böyle bir durumda kimsenin gözünün yaşına bakmaz, aynen bu filmde olduğu gibi kaçar kaçar gider, buluşurum valla. (Eğer böyle bir şansızlığa uğrasaydım.) Beni seviyorsa izin verecek, katlanacak yanımdaki. O kadar!..:)
Sonuçta imkansız aşk ne de olsa. Üstelik aşıklardan zarar gelmez insana. Asıl aşıkmış numarası yapıp da seks kolajı yapanlardan korkmalı. Her neyse. Konuyu fazla dallandırıp, budaklandırmayalım şimdi. Siz de yorumlarınızı ona göre cicili bicili yapın ha. Uyarmadı demeyin, beni dinleyin. Karışmam!
Filmin kısa konusuna gelince… Film: Rumeli'nin Bulgar istilasına uğradığı günlerde birbirlerini deli gibi seven iki gencin sevda öyküsünü anlatıyor. Türk sinemasının kilometre taşı sayılabilecek, belki de yüz yıl sonra bile aynı tadda, lezzete izlenebilecek olan birkaç filmden bir tanesi...
Film boyunca yankılanan ve içimizde yer eden filmin unutulmaz şarkının bestesini Ayhan Özışık, güftesini ise Sadık Şendil yapmış. Şarkı hicazmış. Sanat müziğini severek dinlesem de biliyorsunuz bu konu benim biraz uzağımda. Bu konunun piri, sevgili Eymir fatihi dostumuz İlyas Bayram. Sanat müziği onun özel ilgi alanına giriyor. Bir yanlışım varsa düzeltir artık. Düzeltirsin değil mi dostum.
Gelelim filmin benim izlediğim kadrosuna:
|
Yapım : |
1965, Türkiye |
|
Tür : |
|
|
Yönetmen : |
|
|
Senaryo : |
|
|
Oyuncular : |
Kartal Tibet, Münir Özkul, Selda Alkor, Hulusi Kentmen, Ali Şen, Hüseyin Baradan |
|
Yapımcı : |
|
|
Görüntü Yönetmeni : |
Eeee bu kadar övdüğümüz o unutulmaz şarkıyı dinlemeden de gidilmez şimdi değil mi? Önce sözleri ama…
gönlümde açmadan solan bir gülsün
her zaman gamlıyım, her zaman üzgün
beklerim yolunu aylar boyunca
yeter ki gel bana senede bir gün.
ağarsın saçlarım solsun yanağım
adını anmaktan yansın dudağım
bu aşka canımı adayacağım
yeter ki gel bana senede bir gün
Offff. Offf. Getirin bana rakımı…
http://www.youtube.com/watch?v=eSuBhP56kgw&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=aFwwJN6V3n0