- Kategori
- Güncel
Eğer ille de özür dilemek istiyorlarsa benden özür dilesinler.

Özür.
Bu sözü ilk duyduğumda, cümlenin sonunu hiç merak etmemiştim.
Öyle ya, gereksiz bir cümleydi.
Yeri değildi.
Zamanı değildi.
O zaman ne içindi?
Hani bir tür sorgulamaya da gitmemiştim.
Cümle, o anda düşünülmeden fışkırtılmış, hadi ben de bir şey yumurtlayayım! Tarzındaydı.
Şimdi işin şeklinin değiştiği düşüncesindeyim.
Verilenlerin artık verildikleri adresten istenildiği bir döneme girildiğini düşünüyorum.
İstenilen yapılmazsa, “özürcülerden” talep edilenlerin farklılaşacağını düşünüyorum.
Başka bir irtibat noktasından geldiği anlaşılmasın diye Ermenilerin kullanıldığını düşünüyorum.
Zayıflamaya başladığımızı düşündüklerini, düşünüyorum.
Özürcü başının mazlum hastası milletimize uygun koşullarda lansesi için bir Türk terör örgütü tarafından tehdit edildiğine ilişkin bir terane uydurulduğunu düşünüyorum.
Ülkemiz insanının kendini koruyamayacak kadar mazlum olduğunu düşündüklerini, düşünüyorum.
Osmanlının hastalandığı dönemleri düşündüklerini, düşünüyorum.
Düşünüyor da düşünüyor, düşündüklerimi de yazıyorum.
Yahu diyorum, kanınız mı bitlendi?
Ne gördünüz bu ülkeden?
İşkence mi gördünüz?
Görenleri biliyorum.
Darağaçlarına mı sürüldünüz?
Asılan gencecik aslanları, hatta yaşı büyültülerek ipe gönderilen o çocukluk anıtını biliyorum.
Şiirler yazıp vatan hasretiyle mi öldünüz?
Nazım’ı biliyorum.
Görüşmecinizin yeşil soğan gönderdiği o koğuşta mıydınız?
Orda yatan güzelliği de biliyorum.
Kimsiniz?
Enternasyonal söylenirken de yoktunuz, camilerde namaz kılarken de.
Ne şehit askerdiniz ne de Turan için demir dövdünüz.
Ne Moskova’da Leninist, ne de Pekin’de Maocu.
Ne yurtiçinde demokrat ne yurtdışında bürokrat…
Ne milliyetçi ne de kafatasçı, ne cumhuriyetçi ne de Osmanlıcı.
Ne Türk ne de Kürt, ne Çerkez ne de Süryani, ne Arap ne de Farisi, ne Ermeni ne de Rum.
Ne muhacir ne de göçmen.
Ne sağcı ne de solcu, ne ölen ne de yaralı.
Ne etiketli ne de etiketsiz.
Ne ateistsiniz ne de inancınız tam.
Bazen çeteci bazen darbeci.
Söyleyin, siz kimsiniz?
Vuranlardan mısınız? Vurulanlardan mı?
Yananlardan mısınız? Yakanlardan mı?
Yanlışsam ne olur söyleyin, bu güne kadar nasıl sıyırdınız?
Anlatın da anlayalım karanlıktan aydınlığa nasıl çıkılacağını.
Biz yanmanın gerektiğini düşünüyorduk.
Sen yanmasan diyorduk, ben yanmasam diyorduk…
Eğer ille de özür dilemek istiyorsanız, benden dileyin.
Sizi yine affedeyim.