​ Eğitim Önemlidir de Nasıl Olacak? / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Eylül '17

 
Kategori
Güncel
 

Eğitim Önemlidir de Nasıl Olacak?

Eğitim Önemlidir  de Nasıl Olacak?
 

Lezzetli olan sağlıklı,  sağlıklı olan da lezzetli olmayabilir. Türkiye’de adettir; bir kadın çocuğuna yedirmek için hazırlamış olduğu mamayı önce tadar, sonra lezzeti, sıcaklığı, yoğunluğu kıvamı iyiyse çocuğuna yedirir.

Aileler çocuklarının gelişimi için birçok çaba sarf ederler. Maddi imkânlarını seferber ettikleri durumlarda, zengin bir aile oldukları ve çocuklarına en yüksek eğitimi verdiklerini düşündükleri zaman mutlu oluyorlar. Aslında burada başkalarının çocukları ile kıyaslanan bir durumun çocuğun eğitimi için yeterli olduğu zannediliyor. Saksıda yetişen çiçeğe, köpeğe bile daha özen ve daha fazla zaman ayrıldığı günümüzde insanlar çocuklarına özellikle de büyük şehirlerde gerekli zaman ayıramadıkları gibi, zamanımız insanları özellikle büyükşehirlerde harcanan zamanın birçoğunun, mesafeler arasında israf olması insanın kendisinin kaliteli bir zaman yaşamasına imkân vermiyorken çocuğuna gerekli zaman ayırması düşünülemez.

Zamanımızda eğitim gerçekten para odaklı olduğu, amacın mezun olunduğunda diğerlerinin bir adım önünde olması gerektiği gibi sahte ve de tam da mevcut ekonomik yapının öngördüğü aslında kendi yeteneklerini asla sorgulamadığı, aşağılanan kirli işlerin gerekli maddi yatırımları yapamayacak durumda olan ailelerin yapması gibi bir başka gerçek ancak açıkça ifade edilmeyen düşünsel altyapıya sahiptir. İnsanlar bunu açıkça ifade etmezler. Fiziksel yapılar dikkate alınmadan, akademik yapılar ön plana çıkarılır. Hâlbuki bir ağaç bile yetişirken; iklim, su, doğa, ağaca bakan kişinin önemli olduğu her ağacın her bölgenin iklimine uygun olmadığı pekâlâ bilinir.

Eğitim ailedeki şartlar ve imkânlar dâhilinde ve çocuğun isteği doğrultusunda çocuğa ailenin maddi imkânları ve devlet politikasının elverdiği ölçüde, politika yapıcıların idealleri, devletin kendi iç dinamikleri doğrultusunda birçok nitelik ve kimlik oluşturmayı da hedefler. İç dinamikler güçlü devletler için dahi, dış dinamikler tarafından da etkilenebilir. Temelde kişinin gelecekte yapacağı meslek için yapıldığı düşünülen eğitim, her zaman karşılığını bulmaz. Bu da yatırımların boşa gitmesi demek olur. Atılan ok hedefe vurmuyorsa, aileden birini vuruyor ve bu ölümcül hatayı sürekli tekrarlıyorsa bu iki şekilde düşünülmelidir. Ya program gerçekten iş bilmezlerce yapılmıştır ya da aslında gerçekten hedeflediği işi yapıyordur da planı yapanlar farklıdır.

Eğitim, her konuda çok fazla soru sordurmaya ve tüm soruların cevaplarında kişilere mantıklı cevaplar verdirmek zorundadır. Cevaplar, sorular mantıklı değilse ve sorulacak sorular sorulmuyor, verilmesi gereken cevaplar verilmiyorsa; aileler çocuklarının mamalarını hazırlarken gösterdikleri özeni çocuklarının yetişmesi için göstermiyor, bencilliği başarı, elemeyi başarı, elenmeyi ya da geride kalmayı Başarsızlık olarak görüp; sağlıklı bir toplum, sağlıklı bir düzen inşa etme amacına asla hizmet etmiyor ve toplumsal çatışmaları sürekli körüklüyorsa önce ailelerin bizzat kendisinden başlayan güncelleme yapılması şarttır. İyi olana mal ne gerek, kötü olana mal ne gerek.

Çocuklarımız hatta biz büyüklerin dahi karar vermekte zorlandığı birçok şey var ve bunun hem önemli nedenleri var, hem de çoğu zaman topluma örnek diye sunulan karakterlerin aslında toplumsal dokuyu ciddi anlamda bozup bu hale getirdikleridir.

Neyin neye sebep olduğu tartışmalı bir konudur. İyi görünen, karşısında saatler harcanan bir dizinin veya çizgi filmin daha beyin oluşma devresinde temel alınması ciddi bir hata olmuştur. Daha ne zamana kadar kendimizle kavga edeceğiz,  kendimizi aşağılık ve suçlu göreceğiz ve bizdeki aşağılık kompleksimizin nedenleri gerçekten dikkate değer bir konudur.

Türkiye’de ciddi bir dil rezaleti var. Kimse kimseyi gerçekten ya anlamıyor,  ya da anlamak istemiyor. Modernlik ve iyi eğitimin koşulları için İngilizce olmazsa olmaz anlayışının artık terk edilmesi lazım. Yani İngilizce bilse ne olacak adam, mahallesindeki başka bir adamla anlaşamıyor. Önce kendi vatandaşlarımızı barıştırmak zorundayız. Kendisinden utanç duyan bir nesil yetiştirmiş olmalıyız ki, İnsanlarımız hayatlarında gerçekte hiç kullanmadıkları İngilizceyi öğrenmek için,  yıllarca başka ülkelerde her türlü köleliği kabul ettikleri gibi, Türkiye’de burun kıvırdıkları her türlü işleri yapıyor. Genç kızlarımız, Amerikalı ve İngiliz ailelerin çocuklarının altını alıyor. Aynı şekilde erkeklerimiz de pompacılık, garsonluk başta olmak üzere her türlü işi yad ellerde yaparken, ne hikmetse bu ülkede doğrudan tepede başlama hayaliyle Türkiye’ye dönüyorlar ki, genel bir kural “çıraklığını yapmadığınız bir işin ustalığını yapamazsınız” 

Bizi sadece ve sadece dil öğrenmek üzere ki gerçekte bu insanlar bilimsel buluş yapabilir kapasitedeyse zaten bir şekilde göndermiyor, burada bozdurdukları düzeni orada onlara sağlayarak ülkemizin en dâhilerini ortaokul sıralarından başlayarak devşiriyorlar. Adamlar Boğaziçi üniversitesini birincilikle bitiren çok zeki adamaları elbette kaçırmazlar. Okutan aile, okutan bir şekilde toplam toplumsal imkânlarımızken en değerli beyinler İngiliz, Alman, Fransız, Amerikan şirketlerinde çalışıyor.

Hiçbir köylü yetiştirdiği ineğini, hatta en değerli ineğini bahçesinde otlatıp, çayırında yetiştirip sonra da sütü geldiğinde bunu koşarak gidip komşusuna vermesini istemez. Köylü ona izin vermez. İneğinin ağzına tuz verir, başını okşar onunla konuşur ve sever. Mevzu en değerli varlıklarımız evlatlarımız, geleceğimiz iken bunların beyinlerinin karıştırılmasına, ülkemizde ve yurtdışında harcanmasına izin vermemeliyiz. Bu bizim eğitimde öncelikli hedefimiz olmalıdır. Herkes şunu gayet iyi bilmeli ki, şu anda yetiştirdiğimiz insan gücü gelecekte bizim maaşımız, sağlığımız hatta bağımsızlığımızın gerçek koruyucusu olacak ancak bu lafla değil.

Biz ne ara kendinden bu kadar nefret eder, birbirinden tiksinen bir millet olduk diye düşünmeden edemiyor insan.

 

 

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..