​ Ekonomi Denilen Şey / Ekonomi - Finans / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Nisan '22

 
Kategori
Ekonomi - Finans
 

Ekonomi Denilen Şey

Ekonomi malum sınırsız ihtiyaçların sınırlı  kaynaklarla karşılanmaya çalışılmasıdır.

Bir nesnenin değerini ona olan  talep ile onun ne kadar mevcut olduğu yani arzı belirler. Arz ve talebin miktarı ekonominin fiiliyattaki-gerçek durumunu belirler.

Talep dediğimiz şey aslında fiziken veya psikolojik ihtiyaçla belirlenir ve fiyatı da etkiler.

Bir şeyden Dünyada çok fazla var ancak ona hiç  ihtiyaç yoksa ekonomik değeri yoktur.

Bir şeyden Dünyada çok az varsa ve ona fiziken ya da manen  ihtiyaç çoksa o şey çok değerlidir.

Bir madde bizim asli fiziki ihtiyaçlarımızı karşılamaz psikolojik olarak ilgimizi çekip hoşumuza gidebilir. O zaman aynı şekilde o madde de değer kazanır. Örneğin alelade bir taş işlenince hoş bir küpe olup değer kazanabilir. Çok az bulunan ve  güzel bir taş zaten çok değerlidir. Antika eşyalar, ünlülerin eşyaları, artık basılmayan paralar veya ölmüş başarılı bir sanatçının resimleri gibi bazı eşyalar da nadide olmaları sebebiyle meraklıları tarafından yoğun talep görürler ve pahalıdırlar. 

Bunlar  insanların talebini belirleyen  bazı kriterlerdir..

Bir de bir ürünün arzı yani mevcudiyet durumu vardır. Ürün üretilemez, tedarik edilemez, bulunamaz haldeyse veya üretim maliyeti çok yüksek ise fiyatının yüksek olması da normaldir. Petrol üretilen kurak bir ülkede suyun, buğday üretimi veya tedariği düştüğünde ekmeğin,  doığal afetler sonucunda  üretimi azaldığında da  meyve sebze vb.nin fiyatının yüksekliği gibi.

Ülke açısından düşünürsek;

İhtiyacımız olan bir malı ya kendi ülkemizde üretir ya da başka ülkelerden alır yani ithal ederiz. Eğer ülkemizde bir şeyin fiyatı artıyorsa;  üretimimiz artık ihtiyacımızı karşılamıyor ya da o ürün bol-seri şekilde -düşük maliyetle temin edilemiyor  demektir. Yani talep çok ama ürün azdır.

O halde ya birdenbire bizim ihtiyacımız, ani  nüfus artışı, tüketim anlayışı değişikliği,  vb. nedenlerle çok artmış ya da aniden o malın üretimi azalmış veya nakliye sorunları, savaş hali, fazla ihracat  vb. nedenlerle artık yetmez-temin edilemez olmuş demektir. Bu durumda o malın fiyatı artmaya başlayacaktır.

Talebi nüfus ve temel gıda açısından kısmak çok zordur . Geriye (fiyat artışlarını engellemek için), üretimi artırmak kalmıştır.

Burada en ideal olanı özellikle gıda ürünlerini hayvancılık ve çiftçilik yoluyla  kendimiz üretmektir. İthalat ikincil planda, hiç üretemeyeceğimiz, çok pahalıya üretebileceğimiz türde  ürünlerle sınırlı cinste ve  sınırlı oranda olmalıdır çünkü;   değişken siyasi konjonktür açısından da özellikle temel gıdada bir-iki ülkeye ve büyük miktarda bağımlı olmak çok risklidir.  "Kendi kendine yetebilmek"  burada çok önem kazanır. Çünkü yeterli üretiminiz-tedariğiniz  yoksa, fahiş fiyatı da  çok zor engelleyebilirsiniz. Fiyatlara fazlaca müdahale ederseniz de üreticiler veya satıcılar -astronomik suni-fahiş fiyata yönelenler hariç-  artan maliyet ve düşük kar oranı nedeniyle  üretimi- ticareti bırakacak hale gelebilir. Hassas bir denge vardır yani.

Üstelik,  ürünlerin azaldığı algısı oluşan  zamanlarda insanların önemli bir kısmı da; alıştığı  beslenmesini sürdürebilmek veya olabilecek fiyat artışından bir nebze korunmak için 1 aldığı üründen iki tane almak isteyecektir.   Ben buna "yokluk psikolojisi" diyorum. Eğer bolluk psikolojisi yerini yokluk psikolojisine bırakırsa, insanlar muhtemel bir yokluktan veya astronomik fiyat artışlarından endişeliyse talep katlanarak gider ve sorun da büyüdükçe büyür.

Dikkat edilmesi gereken diğer bir konu ülkedeki gıda maddelerinin azalmaması için dış pazara ürün göndermeyi yani ihracatı  da çok titizlikle yürütmektir.   Hayati, az üretilen, giderek ihtiyaca göre  daha da azalabilecek gıda maddeleri  ve riskli ürünlerin ihracatına ara verilmeli iç piyasanın ihtiyacı öncelikle karşılanmalıdır.

Hiç bir sektör tarım ve hayvancılık kadar hayati değildir. Bu gerçek son dönemde de  artık iyice anlaşılmıştır. Şu an yapılması gereken,  ihtiyaçlar yani gıda talebi kısılamayacağına göre tarımı hayvancılığı canlandırmaya başlamaktır. Acilen. Çünkü şimdi başlansa ancak birkaç yılda olumlu etkileri görülebilir. Önümüzde uzun ince bir yol olsa da tarım ve hayvancılık üretimini geliştirmede yavaş kalmak,  ertelemek, ihmal etmek en kötü seçenekler  olacaktır. 

 
Toplam blog
: 148
: 384
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyorum..