Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Aralık '16

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
285
 

Ekonomi notlarım

Ekonomi notlarım
 

Ekonomi grafiği


Genel anlamda ekonomiyi ve ekonomiye ait teorileri, kavramları karmaşık buluyor, anlamakta zorlanıyorum. Öğrenmenin iyi bir yolu olan kavramı daraltarak sade hale getirilip algılamaya çalışıyorum. Ekonomi, bir insan topluluğunun ya da bir ülkenin, yaşayabilmek için üretme ve bunları bölüşme biçimlerinin ve bu eylemlerden doğan ilişkilerinin tümü diye tanımlanmaktadır. Başka bir deyişle, üretim, ticaret, dağıtım ve tüketim, ithalat, ihracattan oluşan insan etkinliğidir. Toplumların gelişmesi temelde ekonominin gelişmesine bağlıdır. Ekonominin temeli de üretim elemanlarının bir araya getirilerek, zorlu bir faaliyet olan üretimin başlatılması ve başarılmasıdır.

Günümüzde toplumlarını ayakta kalmaları, güçlü bir ekonomiye sahip olmaları koşuluna bağlıdır. Dünya gezegeninde var olan ülkeler, geri kalmış ülkeler ve gelişmiş (batılı) ülkeler olarak ikiye ayrılmaktadır. Gelişmiş ülkelerde yaşayan bireyler, sağlık, eğitim, barınma gibi birincil ile estetik, eğlence gibi ikincil ihtiyaçlarını gereği kadar sağlamıştır.

Ekonomistler ve sosyal bilimciler tarafından ikiye ayrılan bu ülkeler, Kuzey ve Güney olarak adlandırılmaktadır. Kuzey ülkeleri uygarlık düzeyini yakalamış, kişi başına düşen milli gelirleri yüksek, sosyal, kültürel ve ekonomik yönden dünyayı çekip çeviren, yöneten ülkelerdir. Bunlar; Japonya gibi dünyanın doğusunda Norveç gibi batısında da olabilir.

Türkiye’de yaşayan hepimiz, gelişmemiş ülkeler arasından çıkıp Kuzey ülkeleri arasındaki yerimizi almak istiyoruz. Birkaç yüzyıllık özlemimizi dile getiren bu ifadeye halen ulaşabilmiş değiliz. (Kimilerine göre ulaşmışız ama benim bu ulaşımı görmeme ömrümün yetmeyeceğine kanıyım.)

Mühendislik tanımına benzer bir tanımla (doğadaki malzemeyi insanlık yararına rantabl bir şekilde örgütleyen meslek disiplini) ekonomi de, kıt kaynaklardan sınırsız insan ihtiyaçlarını karşılayan bir bilim dalı olduğuna göre, gelişmek için, kalkınmaya bilimsel olarak bakılması ve ihtiyaçların, gereğinin yerine getirilmesi kaçınılmazdır. Ekonomistlerin çok söylediği bir sözü hatırlatmakta yarar var; “Ekonomide mucize yoktur!”

Günümüz koşullarında, sıcak ve soğuk savaşların bittiği, bilgi toplumu kavramları içinde toplumların “yeniden yapılanma” yolu ile şekillendikleri, globalleşme nedeni ile birbirine en uzak noktalardaki insanların birbirine yakınlaştıkları ve benzedikleri, dünyanın yağmalanan bir mahalleye dönüştüğü ortamda ekonomik faaliyetler de o derece karmaşıklaşmıştır. Bütün bunlardan dolayı ekonomik gelişmenin sağlanabilmesi için hamasi, boş böbürlenmeci söylemler, palyatif (anlık, geçici) çözümler yerine uyulması gereken maddeleri sıralarsak eğer;

1-Ekonomide bilimsel metotların uygulanması, bilginin evirilerek ekonomide kullanılması,

2-Ülke kaynakların planlı kullanılması,

3-Özellikle Kamu olmak üzere her anlamda israfın önlenmesi,

4-Yeni teknolojilerin kullanılması ve daha yenilerinin bulunması için AR-GE’ye önem verilmesi,

5-Nitelikli insan gücünün hazırlanması

6-Bireysel ahlakın, çalışkanlık ve fedakârlığın ön plana çıkarılması,

7-Toplumda ekonomik kalkınma için ortak bilinin oluşturulması,  

8-Ekonomik kalkınmada öncülük edecek olan teknokrat ve bürokratların güven vermeleri yanında uzman kişiler ve liyakatli olması,

9-Tüketim açısından yerli malların yabancı mallara tercih edilmesi,

10-Ekonomik normlar oluşturulması,

11-Pazarlama çalışmalarının yapılması gerekmektedir.

Ama benim bildiğim yaşamımda da uyguladığım en iyi yöntem kazandığından, ürettiğinden fazlasını harcamamak, mali disiplinden kopmamaktır. Yoksa klasik sonucu yaşarsınız hem birey hem de toplum olarak, açık verir, borçlanırsınız. Bu konu ile ilgili Francis Bacon’un sözünü önemsiyorum “Ekonomik olarak gerektiğinde, küçük paralar temin etmek için uğraşmaktansa, azar azar tasarruf etmek daha iyidir.”

Düşük ekonomi bilgimle; üretim yerine tüketimi, fabrika yerine AVM'yi, kazanç yerine borçlanmayı tercih etmekten vaz geçmek zorunda olduğumuzu anlıyorum.

Nizamettin BİBER

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Halk cebine bakıyor, ekonomi yönetiminden anlayan nüfusun % de kaçıdır ki? İnş mühendisliğindeki STATİK hesabını vatandaşın % kaçı biliyorsa ekonomi yönetimini de bilen o kadar dır. AYRICA ben hiç statik yazmadım:)) Sevgiler selamlar.

Kadri KANPAK 
 21.12.2016 15:34
Cevap :
Ben hep düşünmüşümdür vatandaş dr.lara neden fazlaca saygı duyar anladım ki direkt sağlığını etkileyen ve aklının yetmediği bir disiplin dalı olduğu içindir. Statik ile ekonomi karşılaştırman kadri bey yanlış olmuş kanımca, inşaat ile ekonomiyi karşılaştırmak daha doğru olurdu, statikle ne bileyim ekonominin alt kolu olan enflasyonu, mikro veya makro ekonomiyi karşılaştırabiliriz algı açısından. Benim ekonomi yazdığım iddiam yoktur,:) sevgi ve selam bizden de efendim.  22.12.2016 8:42
 

Nizamettin bey merhaba, bu yazınızı okurken bende zihnimi toparlayarak en özet haliyle, ekonominin; değer üretim ve dağılımın yönetimi olduğunu düşündüm. Ancak ekonomik zenginliği yeraltı ve yer üstü doğal kaynaklara dayanan devletler, kaynak bittiğinde zenginlik biteceğinden nitelikli ve gelişmiş olmayabilirler. BU doğrultuda her devletin ekonomik modeli farklı olacağından ekonomistlerin uygun model üretmesi gerekir VE Türkiye ekonomisi çok kötü yönetiliyor. Selamlar

Kadri KANPAK 
 17.12.2016 11:14
Cevap :
Merhaba Kadri bey evet ekonominin kısaca ampirik tanımı üç aşağı beş yukarı benzer, ekonominisinin yer altı ve yer üstü kaynaklarına dayanan ve şimdilerde zengin olan Ülkeler yeryüzünde çok, örneğin Arabistan. Belki bu kaynaklar ekonomi için bir motor görevi görebilir ancak olumlu sürdürebilirlik ve gelişme için yeterli değildir. Asl olan nitelikli insan zenginliğidir tabii burada erk yönetimlerinde ise en nitelikliler olmalıdır. Türkiye ekonomisinin iyi yönetildiğini halk her seçimde teyit ediyor diye düşünüyorum. selamlar  17.12.2016 21:30
 

"Nitelikli inan gücünü hazırlamak"... Bunu sağlayın, gerisi kendiliğinden gelecektir. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 15.12.2016 8:26
Cevap :
Çok haklısınız İsmail bey, hiç bir kavramı, olguyu ve olayı insandan bağımsız düşünemeyiz, dolayısı ile toplumsal motor görevini görecek olan da insandır. Teşekkür ederim, selamlar.  15.12.2016 10:26
 

Mison iki evliymis. Birinin adi "HAP" digerinin adi "HUP" mus. Her gece once birine ugrarmis. Bir gece yolda giderken yolda acik kalmis lagim cukuruna duser. Soyle der- Hap der hup'dadir.Hup der hap'tadir. Bilmezler ki Mison agzina kadar mok' tadir! Iste bizdeki ekonominin hali!!!

Newyorker 
 14.12.2016 17:24
Cevap :
Bir konuyu öykü ile hele de içerisinde zeka kodları içeren öykü ile anlatıldı mı hem iyi anlaşılmakta hem de insan zihninde kalıcılık taşımaktadır. Benzetmekte hata olmaz derler, teşekkürler, selamlar  15.12.2016 10:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 887
Toplam yorum
: 3758
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2690
Kayıt tarihi
: 06.06.12
 
 

Yeni dünya düzensizliğinde insan olmaya çalışan ve okuyarak ne kadar cahil olduğunu gören, olayla..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster