- Kategori
- Türkiye Ekonomisi
Ekonomide oha durumu
AKP nin ekonomide iyi olduğunu söyleyen kişiler ve kitleler var. Bunu söyleyenlerin ekonomisinin çok iyi olduğunu varsayıyorum. Ama o zengin ekonomi bilgisinin ayırt edemediği birşey var.
Bu; “Üretim ve Çine yatırım”. Üretim, Türkiyede üretilen ve ülkenin birçok sorununa çözüm sağlayan(istihdam, ihracat vb) yerli üretimdir. Çine yatırım ise çinde üretip satmaktır. O büyük ihracat rakamları böyle oluşuyor. Günümüzde Özdilek bile Çinde üretip üzerine Made İn Turkey yazıp ihrac ediyorsa, ihracat rakamlarının hiçbir önemi yoktur. Bu ihracatta istihdam var mı? Yok.! İçerisinde istihdamın olmadığı bir üretimin ülke ekonomisine katkısı ancak krizden çıkış aşamasında vardır. Zaten bizi kriz teğet geçti(RTE). O zaman istihdam yaratmayan üretim, üretim değildir sonucuna varabiliriz.
İhracat oranlarımızın %90 ı kadarını Çinli mallar sağlıyor, kendi ülkemizde üretilenler değil… Televizyonda gazetede çıkıp, ekonomi iyi – ihracat iyi diyen bakanı dinlerken, istihdam da iyimi diye sorasınız gelmiyor mu? Avrupa’nın da bundan haberi var. AB ye uyum kriterleri için yapılmayan şey kalmadı. Avrupa, domatesten tutun fındığa, hayvancıya – çiftçiye kadar her şeyi bitirdi. Ankara da domates 15 lirayı buldu. Büyük şehirlere olan göçler %70 i oranlarını buldu. Bir ülkede tarım bittiğinde o ülkenin ihracatından umudu kesmek gerekir. Bazı sivriler çıkıyor diyor ki, sanayi ülkeleri çok kazanıyor biz neden kazanmayalım? Ülkemizin tarım için nasıl elverişli olduğunu anlatmayacağım anladınız siz… Velhasıl şu an izlenen ekonomi politikası günü kurtarmaktır. Nam-ı diğer liberal politika. En dandik ekonomi kitabını aç ve liberal ekonominin 1929 da nasıl çöktüğünü ve Amerika’yı nasıl batırdığını görürsün.
Almanya da bugün zorda olan bankalar kamulaştırılırken, biz kamu bankalarını özelleştiriyoruz. Çünkü yönetim yok, yetişmiş insanlar yok. Satmayı biliyorlar sadece, iyileştirme yok. Birde özelleştirmeyi savunan hıyarlar var. İçlerinden bir kişi de yapılanlarla yıkılanları kıyaslamıyor mu? Kıyaslayınca istihdam sorununun bu denli büyümesini herkes mi küresel krize bağlıyor? Bir kişi de çıkıp "hacı biz bi yerde yanlış yaptık galiba!" neden demiyor? Yapılan özelleştirmeler sonucunda birçok devlet kurumu o yabancı sermayenin eline geçiyor. Adamlar emek sarf edip ülke için artı değer oluşturmuyor; yapılan işin kaymağını yiyor, amiyane tabirle üzerine oturuyor. Bırakın istihdama olumlu etkiyi, olumsuz olarak etki ediyorlar. Ki özelleşen devlet kurumlarından çıkarılan işçiler malumunuz. Yapılan politika popülisttir, halkı dilenci etmektir. Kendi ağızlarından bağırıp dururlar nice zamandır, "bizim en büyük önceliğimiz işsizlik sorunudur" diye. "geldiğimizden beri şu kadar insanı istihdam ettik" diye sayılar verip dururlar. İstihdam açığının tarihin en yüksek seviyelerine çıktığı şu günlerde*, neden tüm ekonomi politikanız özelleştirme üzerine kurulu? Hani refah devleti politikanız? Bkz: Popülizm; “…kısacası popülizm kendi başına sosyal politikaları hak haline getirmez.tersine popülizm, objektif olarak tanımlanmış yasal sosyal hakların olmaması nedeni ile hükümetlerin koşullara göre uygulayıp kaldırdığı, daraltıp genişlettiği gelir bölüşümü politikaları olarak uygulanır.popülizm eleştirilecekse tam da bu nedenle, refah devleti özelliği taşımadığı için eleştirilmelidir.”*
*arın, tülay (1997), “anayasal iktisat ve refah devleti : tisk ve tüsiad’ın asgari devlet raporlarının eleştirisi”, ekonomide durum, türk-iş, s 41 Bütün bunların günümüzde göz ardı edilmesi, AKP nin tabanına ait inanç ve düşüncelerden kaynaklanıyor. Bu siyasal İslam sorunu değildir, ben AKP'ye dini siyasete alet ediyorlar diye kızmıyorum, aksine dinini hakkıyla hür şekilde yaşamak isteyenlere hak veriyorum. Ancak AKP hükümeti, vereceği taviz konusunda bile ölçüyü tutturamayan, anı kurtarmaktan öte vizyonu dar, işgal altındaki ırak hükümeti kadar bile dirayetli olamayan bir konumdadır. İslam dininin bize kattığı şükretme, merhamet, dayanışma bilinci, gibi vasıfları arsızca sömürerek, halkımızı sadakadan medet uman kitleler haline getirmiş, geleceğimizi dünya kapitallerine, umutlarımızı bir başka ömür e ertelemiştir. "there are two ways to conquer and enslave a nation. one is by sword. the other is by debt."
türkçesi:
"bir ulusu fethetmenin ve köleleştirmenin iki yolu vardır. birisi kılıçla, diğeri borçla."
john adams, 1735 - 1826
zeitgeist addendum filminden alınmıştır şu an mevcut duruma bakıp "oha lan ekonomi süper" diyenlerin kaç tane kredi kartı olduğunu, bankaya ne kadar borcu olup "rahat" yaşadığını merak ediyorum