​ Türkiye ekonomisi / Türkiye Ekonomisi / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '10

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
 

Türkiye ekonomisi

2001 yılında yaşadığımız finansal krizin her Türk vatandaşını derinden etkilemesi sonucunda görüldü ki ekonomik sıkıntılar siyasal istikrarsızlığı beraberinde getirmektedir.

Seçmen -özellikle bilinçli seçmen-, siyasal iktidarı değerlendirirken ilk olarak ekonomik performansını ele almaktadır. 2001 krizinde iktidarda olan 3 partinin bir sonraki genel seçimlerde aldığı oy oranları bu savımızı destekler niteliktedir. Yaşanan krizden çıkarılan dersler sonrasında krizin temel noktası olan Türk bankacılık sisteminde yapılan köklü değişiklikler etkilerini bugün hala sürdürmektedir. 2008 yılı sonlarında ortaya çıkan ve bu kez küresel çapta etkilerini gösteren finansal krizin ülkemizi –diğer pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelere kıyasla- daha az etkilemiş olmasının altında da yukarıda bahsedilen köklü değişiklikler yatmaktadır.

Ekonominin lokomotifi olan bankacılık sektöründeki dayanıklılık, ülkemizin kriz karşısında hiç de kötü olmayan bir performans göstermesini sağlamış ve gelişmiş ülkelerin taktirini ve hayretini de beraberinde getirmiştir. 10 yıla yakın bir süredir bilinçli ve kontrollü bir şekilde sürdürülen ekonomik projeksiyonlar, siyasal istikrarı da beraberinde getirmiş ve Türkiye uluslararası arenada daha çok dikkate alınmak zorunda kalınan bir ülke haline gelmiştir. Bahsedilen 10 yıllık süreç aynı zamanda -tek kutuplu dünyada yeri bugünlerde sorgulanmaya başlanan-, AB’nin de yavaş olmayan bir düşüş içine girdiği dönemdir. Gerek ekonomik gerekse de siyasal olarak hegemon gücün etkisinden çıkamayan, gelişen Asya ekonomileri karşısında ABD’nin gölgesine kaçan AB, artık Türkiye için de heyecan yaratan bir topluluk olmaktan uzaktır. Türkiye, sağlam temellere oturmakta olan –bu yolda da epey mesafe kat eden- ekonomisi sayesinde AB kapısından gittikçe uzaklaşmakta, yüzünü gelişmekte olan diğer piyasalara çevirmektedir. Açıkçası bu tavrın çok da yanlış olduğunu söylemek güçtür. Çünkü sürekli vurguladığımız gibi dünya değişmektedir ve Türkiye de değişen bu dünyada kendi yerini hazırlamak zorundadır.

Bugün Türkiye ekonomisinin en büyük tehdidi yüksek seyreden cari açıktır. İhraç mallarının çeşitlendirilememesi ve ithalata olan bağımlılık bu tehdidi artırmaktadır. FED’in yüksek miktarlarda para basması, TL’nin ve diğer gelişmekte olan ülkelerin para birimlerinin dolar karşısında değerlenmesi ve ihracatın sekteye uğraması sonucunu doğurmaktadır. Türkiye ihraç mallarını çeşitlendirdiği ve kaliteli ürün ihracatını sağladığı ölçüde cari açık çıkmazından kurtulabilecektir. Aksi taktirde onca olumlu gelişmenin cari açık tehdidine kurban verilmesi çok da uzak bir senaryo değildir.

 
Toplam blog
: 8
: 555
Kayıt tarihi
: 20.12.10
 
 

Üniversiteyi Mülkiye'de Uluslarası İlişkiler bölümünde tamamladım. 5 yıldır Banka müfettişliği yapma..