​ Ekonomik küreselleşme ve su (1) / Doğal Hayat / Çevre / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '08

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
 

Ekonomik küreselleşme ve su (1)

Ekonomik küreselleşme ve su  (1)
 

Küreselleşme her şey gibi suyu da ticarileştirdi.


Bugünlerde dünyanın üzerinde bir kavram dolaşıyor Küreselleşme. Kimilerine göre bu hayalet lanetli bir hayalet ve amacı bizi mahvetmek. Başkalarına göre ise bu hayalet bizi çok seven bir atamızın ruhu ve bize, bolluk, kazanç, iyilik, haz ve keyif vermek için geldi. Onun önerilerine kulak verirsek o adeta bir Noel baba gibi dileklerimizin gerçekleşmesini sağlayacak.

Lakin gerçekler daima bize sunulan ikili karşıtlıkların ötesine geçebilmekten geçer.

Küreselleşme bir eli ile bolluk yaratan ama diğer eliyle o dağıttığı bolluğu geri alan kıskanç bir tanrıya benzemekte. Bir yandan ekonomik gelişmeyi arttırıcı süreçlere yol açarken diğer yandan da bir dizi sosyal soruna neden olmaktadır. Peki, bu büyülü kavramdan ne anlamalıyız.

Kendisi de küreselleşme denen sosyal ve ekonomik sürecin bir ürünü olan internetin küresel ve özgür ansiklopedisi Wikipedia’da Küreselleşmenin olabilecek en tarafsız tanımı veriliyor. Bu tanıma göre “Küreselleşme, ekonomik, sosyal, teknolojik, kültürel, politik ve ekolojik açılardan global bütünleşmenin, entegrasyon ve dayanışmanın artması anlamına gelmektedir. Farklı ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin, her bir ulusal ekonominin diğerlerine bağlı olduğu bir dünya ekonomisi yaratma noktasına dek genişlemesidir.”

Kavramın en merkez noktası son satırda yatıyor, ekonominin dünya ölçeğinde bir ticari ağ haline dönüşüp birbirine eklenerek küresel ölçekte bütünleşmesi küreselleşme denen sürecin üç ana ekseninden biridir. Diğer iki etken ise teknoloji ve finanstır. Teknolojik olarak dünyayı birbirine bağlayan bir dizi teknolojik gelişmenin ürünü olan enformasyon teknolojileri ve ulaşım teknolojisi oluşmasaydı ekonominin küreselleşmesinden bahsedemezdik.

Aynı şekilde bu teknik alt yapıyı yani küresel iletişim teknolojileri kullanılarak sermaye de hareket kazandı ve finansın da küreselleşmesi mümkün oldu. Bütün bu gelişmelere paralel olarak doğrudan ekonomik yatırımlar arttı ve birçok şirket ulus ötesi nitelik kazanarak yatırımlarını emek maliyetlerinin daha ucuz olduğu yerlere kaydırdı. Sermayenin küreselleşmesi sonucu çok uluslu finansman kuruluşları dünyanın pek çok yerinde şubeler açarak işlem hacmini küreselleştirmiş oldu. Böylece sanayi sermayesi ve finansal sermaye mobilize olarak göçebeleşti. İşte bugün kürselleşme deyince aklımıza gelen şey sanayi, ticaret sermayesinin ve finansmanın küresel ölçekte iş yapıyor oluşudur. Bunun sosyal boyutu ise İletişim araçları ile dünyanın küçülmesi birbirine bağlanmasıdır.

Küreselleşme olgusunu kendi içinde ikiye ayıracak olursak Sosyal Boyutu ile kürselleşemeye Ulus Devletin etki alanının sınırlanmasına karşı çıkanlar dışında muhalif olanlar pek azdır. Eleştiriler varsa da esastan değil daha çok dünyanın tek taraflı bir iletişim akışı içinde oluşuna karşı çıkılmakta, ABD Popüler Kültürünün iletişim araçları ile dünyayı tek biçimleştirilmesi eleştirilmektedir. Ancak Küreselleşme karşıtı olarak ifade edilen ve Seattle’de yaptıkları gösteriler, çeşitli ülkelerde düzenledikleri sosyal forum ile ekonomik küreselleşmeye karşı çıkanlar bile küreselleşmenin içerdiği insanlığın birbirine bağlanması, sınırların gevşeyerek ulus devletler biçiminde bölünmüş olan dünyanın ulus ötesi bir sürece doğru gidişine karşı çıkmazlar. Bu nedenle de kendilerini küreselleşme karşıtı olarak değil Şirket Küreselleşmesinin alternatifi olmak anlamında Alternatif Küreselleşme Yanlıları olarak adlandırırlar.

Biz burada küreselleşmenin sosyal boyutlarına Tüketim Kültürü ekseninde değineceksek de asıl üzerinde duracağımız ekonomik küreselleşeme ya da İMF ve Dünya Bankası eli ile yürütülen Şirket Küreselleşmesi olacak. Çünkü Suyun bir ortak mülkiyet olmaktan çıkıp bir ticari ürün haline dönüşümü sürecini oluşturan bu olgudur. Yani Şirket Küreselleşmesi ve onun siyasal ekonomik formu olarak neo-liberalizm.

Bu olguyu sosyal bir süreç olarak Küreselleşmeden ayırt etmek için Paul Hirst’in Küreselleşme Sorgulanıyor kitabının önsözünde kullandığı Küreselci ya da Küreselleştirme kavramlarını kullanacağız. Küreselleştirme, neo liberal küreselleştirme olgusunun bir yansımasıdır. Buna küresel işletmelerin ve küresel bürokrasilerin kendi küresel operasyonlarına anlam ve saygınlık kazandırmak için oluşturmaya ve yaşatmaya çalıştıkları bir kavram olarak da bakmak mümkündür.

Küreselleştirme bir tür zorlamayı içerir, genellikle Dünya Bankası ve İMF eli ile ülkelerin DTÖ tarafından çerçevesi çizilmiş ve ilk kez MAİ (Çok Taraflı Yatırım Anlaşması) de çerçevesi çizilmiş ilkelere dayanır. Bu ilkeleri tek bir kavram etrafında toplamak olanaklıdır: Serbestleştirme: Bununla gümrük duvarlarının inmesi başta olmak üzere ticari ve finansal sermayenin girişini zorlaştıran koruyucu kuralları ticari ve finansal sermaye lehine esnetmek, piyasanın hiçbir sınırlamaya tabi olmadan kendi düzeni içinde işlemesine olanak tanımak ve devletin düzenleyici rolden çekilerek, piyasanın kendi iç işleyişine müdahale etmemesi kastedilir. Bu kavramlarla birlikte düşünülmesi gereken diğer kavramlar ise "özelleştirme" ve "devleti küçültme", "bütçeleri dengeleme", "istikrarı sağlama" ve "serbest ticaret" tir. Küreselleştirme yandaşları kendine özgü bir hukuk ve koruma altında olan kamusal aktiflerin özel alana geçmesini ve böylece üzerlerindeki korumaların kalkmasını arzu etmektedirler.

Konunun su ile ilgili boyutu iki ayaklıdır, bunlardan birisi özelleştirme, diğer ise su ticaretidir.

Su ticareti suyun borular ve tankerler ile yer değiştirip depolanarak ve şişelenerek satılmasını içerirken, özelleştirme su üzerindeki kamu denetimi ve suyun dağıtımındaki kamu payının özel şirketlere geçmesini ifade eder. Su da neo-liberal küreselleştirme ideolojisinin şampiyonluğunu, ticaretin önündeki engellerin kaldırılarak su talebinin liberalleşmesini su krizine karşı bir alternatif olarak öneren Dünya Su Konseyi Yaparken, operasyonlar ise Dünya Bankası eli ile yürütülüyor. Dünya Bankasının son yıllarda su altyapısı ile ilgili tüm kredilerinde mutlaka bir özelleştirme şartı getirmiş olması sudaki küreselleştirmenin varmış olduğu aşamayı gösterir.

 
Toplam blog
: 6
: 2421
Kayıt tarihi
: 05.03.08
 
 

Yaşım 43. Doğduğum yer İstanbul dışı olsa da ben kendimi İstanbullu sayıyorum. Sosyoloji eğitimini ü..