Konu: A.B.D.'nin , bir ülkeyi nasıl ele geçirip köleleştirdiği ve ekonomik tetikçileri
Bir milleti ele geçirip köleleştirmenin iki yolu vardır.Biri kılıçla.Diğeri borçla.(John Adams'ın ne kadar doğru söylediğini yazıyı okudukça anlayacaksınız.)
Ekonomik tetikçilerin görevi petrol gibi şirketlerin imrendiği doğal kaynaklara sahip olan ülkeleri tespit etmek daha sonra o ülkeye, Dünya Bankası veya kardeş kuruluşlardan yüklü miktarda kredi sağlamak şeklindedir. Ama aslında o para hiçbir zaman o ülkeye gitmez. Onun yerine o ülkede alt yapı projelerini gerçekleştirecek olan büyük şirketlerine gider. Enerji santralleri, Sanayi bölgesi, limanlar...Sadece ülkede bir kaç zenginin faydalandığı şeyler.Ama tüm bu insanlar, tüm ülke devasa bir borç altına alınmış olur.Geri ödeyemeyecekleri kadar büyük bir borç. Plan zaten budur.
Ekonomik tetikçiler '' Dinle;bize borçlusun.Borcunu da ödeyemiyorsun. İyisi sen bize petrol sat.(Borç kelimesi bize çok tanıdık geliyor olmalı: <ı>Önce ekonomideki egemenliğini yitiren Osmanlı İmparatorluğu bir süre sonra da siyaset sahnesinden aynı akibete uğramaktan kaçınamadı. Ekonomisi iflas eden devletin hukuksal varlığı da tarihe karıştı.Şu anda yine borçluyuz ve her geçen gün bu borç artıyor...Hadi devam edelim). Petrol sat ama bizim şirketlerimize sat ve ucuz sat.Ülkenizde askeri üs kurmamıza izin ver. (İncirlik) Dünya''da her hangi bir yerde bizimkilere yardım için asker gönder. (Şu ana kadar yazdıklarımın hepsi ülkemizin içinde geçerli, heralde bunlar tesadüf en iyisi biz devam edelim...). Amaçları elektrik işleri şirketini, su ve kanalizasyon şirketlerini özelleştirmek, A.B.D. şirketlerine veya başka ulusların şirketlerine sattırmaktır.ı>
<ı>IMF ve Dünya Bankası'nın çalışma şekli mantar gibi çok derece tipiktir. Bir ülkeyi ödeyemeyecek kadar borçlandırırlar. Daha sonra bu borcu finanse etmeyi ve daha fazla faiz ödetmeyi önerirler. Ve taleplerde bulunurlar. Adlarını da ön koşul veya iyi yönetim koyarlar. (Bu size tanıdık geldi mi? Dilimin ucunda ama söyleyemiyorum.) Sosyal hizmetlerin pek çoğu, alt yapı şirketleri , hatta bazı durumlarda okulları, ceza sistemleri, sigorta sistemleri yabancı şirketlere satılır.(Bunlar bir darbe değil mi? Anayasa değişince bunların hepsi değişeçek inşallah, sonuçta darbe anayasasını değiştiriyoruz değil mi?) Bunların hepsini sadece laf olarak görenler içinde 2-3 tane gerçek örnek verelim.
ı>
<ı>1951-53-İran:Dr.Mohammad Mossadegh baştaydı. Orta doğu ve dünyada demokrasinin umudu olarak nitelendiriliyordu. Time Dergisi'nde yılın adamı olarak gösterildi. Ortaya bir şey atmıştı; yabancı petrol şirketlerinin aldıkları petrol için İran halkına daha fazla para ödemesi gerektiği ve İran halkının kendi petrollerinden daha fazla yararlanması gerektiği idi. Tabi ki bu A.B.D.'nin hoşuna gitmedi. Her zaman yaptıkları şeyi; yani ordu göndermeye de korkuyorlardı. Onun yüzünden CIA ajanı gönderdiler. Bu CIA ajanı Mossadegh'ı devirtmeyi ve petrol açısından çok daha uyumlu olan İran Şahının onun yerini almasını sağlamayı başardı.ı>
<ı>1954-Guatemala: Arbenz; Guatemala'nın başına geçtiğinde ülkenin büyük bir kısmı United Fruit Şirketi'nin ve büyük uluslar arası şirketlerin parmakları arasındaydı. Arbenz bunun üzerine gitti ve ''toprakları halka vermek istiyoruz''' dedi. İktidara geldiğinde buna yönelik faaliyetlere başladı.CIA ve ordu bu adamı oratadan kaldırmayı kafalarına koydu. Uçaklar, askerler ve çakallar gönderdiler.O görevden alınır alınmaz yerine gelen adam her şeyi uluslararası şirketlere geri verdi. United Fruit dahil.ı>
<ı>1981-Ekvador: Ekvador uzun yıllar boyunca çoğu sert olarak nitelendirilebilecek Amerikan yanlısı diktatörlerce yönetildi. Daha sonra tamamen demokratik bir seçim yapılmasına karar verildi. Jaime Roldos aday oldu ve başkan olduğu takdirde ana amacının, Ekvador'un kaynaklarının insanlar için kullanılmasını sağlamak olduğunu söyledi. Ve kazandı.Açık farkla.Ve bu politikaları uygulmaya başladı. Petrol paralarının insanlara ulaşmasını sağladı. Bu her zamanki gibi A.B.D.'nin hoşuna gitmedi. Roldos'u bu işten vazgeçirmek için'''Bak şimdi, bizim oyunumuzu oynarsan sen ve ailen çok zengin olabilirsiniz. Ama eğer söz verdiğin politikalara devam edersen, gidicisin. Dediklerini yapmadı.Suikasta kurban gitti.Uçağı düşer düşmez, tüm enkaz alanı kordon altına alındı.Soruşturma açıldığında kilit şahitlerden ikisi ifade veremeden araba kazalarında öldü. (Bunlar bir yerden tanıdık geliyor mu? Uçak kazaları, araba kazaları, suikastler...)ı>
<ı>1981-Panama: Omar Torrijos, Panama Devlet Başkanı, ülkesine gerçekten yardım etmek istiyordu. Ekonomik tetikçilerden biri ona rüşvet teklif ettiğinde cevabı şu olmuş'''Bak, o paraya ihtiyacım yok. Benim ihtiyacım ülkeme adil davranılması, bizi çok feci bir şekilde sömürüyorsunuz, Panama kanalını tekrar Panama halkına vermeye ihtiyacım var.Yani beni rahat bırak, beni satın almaya çalışma.'''Torrijos, mayıs ayında suikasta kurban giden Roldos'un başına gelenlerin kendisininde başına geleceğini biliyordu. Ve ailesini şunları söyledi'''Muhtemelen sırada ben varım ama olsun. Çünkü yapmak için geldiğim şeyi yaptım.'''Kanal, Panama halkına geçtikten yaklaşık 2 ay sonra Torrijos bir uçak kazasında öldü. ı>
Hamiş: Zayıf, daima adalet ve eşitlik ister, halbuki bunlar kuvvetlinin umrunda bile değildir.