- Kategori
- Deneme
Elleşmeyin kendimi paylıyorum
(Ayna karşısındayım... Ne var? Siz hiç yapmaz mısınız? Demek ihtiyacınız yok. Ne güzel! O halde beni benimle bırakın...)
....
Bakma öyle yüzüme hâlâ inatla mağrur!
Bu kadar dürüst olmak zorunda mısın?
Her gördüğün yanlışa “Bu yanlıştır!” diye haykırmak akıl kârı mı?
O dilini birazcık tutamaz mısın?
Saklayamaz mısın kendine gördüklerini?
Bir sen mi görüyorsun be hey kendini bilmez!?!
Ya görmekle yetinmeyip üzerine kafa yorduklarına ne demeli…
Öğrenemedin; ulaşılan her gerçek dillendirilmez...
Yok, inadın inat, ille de paylaşacaksın!
Hem görüp, gülüp geçsene, kimin ihtiyacı var senin aklına?
Sen mi herşeyin güllük gülistanlık olduğu bir dünya yaratacaksın?
....
Bakmadan kimsin, nesin?
Boy 1, 5 metre...
Kilo 43...
Üstelik kadın!
Hani var mı öyle devasa bir başarının altında adın?
Azıcık bileydin ya nabza şerbeti,
Ya da kadınlığını kullanaydın...
Anlayaydın ya az buçuk katakulliden,
Ne geçti eline şimdiye kadar dürüstlükten?
Adın da uyumsuza çıktı hem bak,
Değer mi herkes tarafından sevilmek varken?
....
Hayır bir de sadece “Yanlış!” desen...
Bir de kapı çarpıp gitmeler...
Gülünesisin hem vallahi hem billahi;
Sanırsın ki tepkine karşılık öne kondu takkeler!
....
Bak yine yüzünde o bildik alaycılık...
Kesme sözümü, en sonunda çıkacak ortaya kim akıllı kim alık...
Bir kez, iki kez yapsan ne âlâ,
35 yıl yaşadın da şu koskoca dünyada,
Nasıl işler düzeni öğrenemedin hâlâ!
Hayır, diyeceğim ki değişti herşey, sana öğretilenler kalktı rafa;
Antik çağda bile böyleydi düzen...
Senin taşıdığın; millet küflü peynirle köşe dönerken,
Kuru ekmek yemeyi ‘onur’ sayan atandan kalma kafa...
....
Gözünü seveyim duvar gibi durma, birşey söyle...
“Anlat anlat, biliyorum bunun nereye varacağını...” mı dedi sanki bakışın?...
Yok yok, biliyorsun aslında nasıl yürüyor herşey, biliyorsun da;
İşin gücün keserini kendine yontanlara ver yansın,
Dağın da umurundaydı, haklısın(!)
Etik, ahlâk, özgürlük, özgürlüğün sınırları, saygı, özsaygı, insanca yaşam...
Sen öyle oyalan dur,
Üsküdar’ı geçti atı alan...
Bi bak bakalım etrafına, hangi çarkın dişlisine yemsin öğren...
Sen mi örnek gösteriliyorsun, yoksa kimlerdir sana örnek gösterilen...
Ne oldu? Düştü yüzün?
Al işte budur senin payına düşen, hüzün!
....
Bir de politika okudun, yazık ki ne yazık!
İliştireydin ya sen de sahte bir tebessümün ucuna;
“Ruhum satılık”
Amaan, çok da dertti, nasıl anıldığı belli ‘kadın’ın,
Adı çıkmış, yalan mı? Elalem uyanık!
Sense hep zengin bir kocaya yamanma telaşındakileri aşağıladın...
Aman, ateş çıkmasın gözlerinden, tamam anladık;
Neymiş, “Yürek en sağlam kale, birini kendin gibi sevebilmek paha biçilmez varlık...”
Senin gibi düşüneni çekecekti elbette kanın...
Birlikte oturur ‘onurlu yaşamın’ kitabını yazarsınız artık...
....
Varolma savaşı vereceksin değil mi ille de?
Tutuşacaksın yanıp...
O zaman bir bakacaksın etrafına uyanıp...
Gördüklerine “Böyle olmaz ki ama” diyeceğine,
Araştıracaksın nerede öğrenilir bu her kapıyı açan yalakalık...
Doğuştan yayvan ve ıslak bir dilin yoksa bu bir engel mi?
İçinde yaşadığı dünyaya ayak uyduramayan,
‘Zeki’ geçinen ahmak seni!
<ı>(Ben biliyorum bu acıyla kıvrılan dudağı, solan benizi...ı>
<ı>Etkisini kaybetmeden üstüne gitmeli...)ı>
....
Hayır, beceremiyorsan ufak oyna, abartma,
Öyle o fener senin bu benim soymak zorunda da değilsin illa...
Hem o kadar büyük lokmalar varken yutulan,
Korkma senin yapacağın şerefsizl.. pardon ‘işini bilirlik’ kaynar arada...
Bildiklerinden başla, çevrende gördüklerinden aşinasın,
“Bilmiyorum ben” dedin değil mi, kestirip attın yine...
Hay bin kunduz, kopya çek o zaman.
Aman be ne zor insansın!
....
Bak gülme diyorum dudağının ucuyla öyle sinir sinir son defa!
Hiiiç, boşa konuşuyorum ben,
Nato mermer, nato kafa...
Kime diyorum hem, ‘salla başı’ gibi ufacık bir kuralı bile kavrayamadın ki sen...
O ne o? Dikleşmiş alnın, gözlerine inatçı bir fer gelmiş.... Hadiii...
Hah, geldin değil mi yine ‘ödünsüz yaşam abidesi’ geri...
Ne halin varsa gör be,
Bundan sonra işim olmaz seninle...
Ah o damarındaki kana ne diyeyim ben,
Hem beni yaktın hem kendini...
Ben en iyisi bir şarkı tutturayım nihâvendinden...
Kimseye etmem şikâyet.....
Eylül 2008