Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 

28 Temmuz '14

 
Kategori
Öykü
 

Elveda hayat! Bu hayattan bir Hilal geçti.

Elveda hayat! Bu hayattan bir Hilal geçti.
 

Bir pazar öğleniydi. Ekim ayının o ısıtmayan ama yüzleri güldüren güneşi misafir olmuştu evimize. Yıl Kumsal yılıydı. Kızımın doğumuyla başlayan 2011 yılı teması, her gün damaklı gülücükleriyle kendisini hatırlatmaktaydı. Açık olan pencereden içeri sızan çocuk kahkahaları evin duvarlarına vura vura hoş bir ziyafete dönüşmüşken, şöyle bir güneşe dönüp yüzümü iç geçirişim geliyor aklıma. Oysa ki apandisit ameliyatımın üzerinden beş gün geçmişti daha.

Her şey birdenbire oldu. Büyük bir gürültü koptu önce. İzmir'de büyümüş biri olarak çok da uzak değildim bu sese. Bıçak gibi keskin ağrıma rağmen hatta o ağrımı uzandığım koltuğa bırakırcasına sıyrılıp biraz ötemde uyumakta olan kızıma ulaşıp da odanın kapısında beliren bir çift gözü farkettiğimde çoktan çökmüştüm koltuğun köşesine.

Deprem hangi ilde olmuştu?

Kimse yakıştıramaz ölümü kendine ve sevdiklerine.

Saniyeler içinde beynimin loblarında evrile evrile yankılanan sorular, bulmuştu cevabını sonunda. Ölümün soğuk nefesini hiç bukadar ensemde hissetmemiştim ben. Daha çok gençtim. Hayat hikayem bukadar kısa olamazdı. Daha kaleme alacak çok hikayem olmalıydı, yeni çıkan bir kitabın mürekkep kokulu sayfalaında boğulacak, yeni bir müziğin tınısında ruhumu teslim edebileceğim... haykırışları yüreğimde közlere dönüşürken, odanın içi toz bulutu, duvarlar ırkçı şovenlerin iğrenç uygulamalarını andıran çarpı işaretiyle derin yarıklara dönmüştü bir kere. Eşim de ynımıza gelmiş ve o koltuğun köşesinde şahaadet getirdiğimiz o anı- ki hiçbirzaman çok dindar olmamış ya da olamamış biri olarak, dinin afyon olduğunu düşünürken ben-yaşamın kutsallığını, kutsal kelimesinin derinliğini bana hatırlatacak o anı, kazıdım tüm hücrelerime.

Kumsal uykunun derinliğinde hiçbir şeyi anlamadan gidecekken derinliğe, iki çift göz veda etmekteydi birbirine. Her şey bitmişti. Veda cümlelerine yetecek kadar bile zamanımız kalmamıştı. Edebi yazılarda kullanılan yuvalarından çıkacakmışcasına bakan o gözlerin silüetlerine bakıyorduk ve son kez gözlerimizle seviyorduk birbirimizi.

Elveda Hayat! Bu hayattan bir Hilal geçti. Asi ama sıcacık yüreğine dokunan dostlar unutmayın beni. Yirmi iki saniye süren bu düşünceler şairinde dizelerindeki gibi her şey birdenbire oldu dercesine de sona ermişti.

Merdivenleri yalarcasına toz bulutunun arasından yalın ayak bastığımda toprağa, güneşin sıcaklığına bıraktığımda yüzümü, ben yeniden geldim dünyaya.

Cadde mahşer yerine dönmüş, araba kornaları çığlıklar, haykırışlar göğün derinliklerine yükselirken, güneşi bir kez daha olsun göremeyenlerin son sıcak nefeslerini hissettim yüreğimin buz tutmuş  derinliklerinde. O merdivenin karanlığında ışığa doğru koşarken ben, zifri karanlığa yol tutmuştu yüzlerce insan. Benim hikayem devam etme şansı bumuşken bilinmez bir nedenle, yüzlerce gencin, çocuğun, kadının erkeğin, hayat hikayesi bitivermişti 25 saniyede.

Acımasız bir dünyaydı bu!

Haykırışlarım çığlıklara hatta böğürmelere dönüşürken karanlığa doğru  hızla koşan aklıma, bir ışık olmuştu kollarımın arasında beliren ve bana gülümseyerek bakan bir çift minik göz.

Hayattaydık.

Kasırgalara dönen yüreklere rağmen hayattaydık.

Üç yıl oldu hala düşünürüm. Daracık bir yerde hiç kımıldayamadan, aç, susuz, zifri karanlık, ceset ve kan kokusunun keskinliğinde kaç hayat günler geçirdi o enkazlarda diye. Belirsizliğin ve çaresizliğin girdabında kurtarılıp kurtalamayacağını bilmeden kaç hayat yumdu gözlerini bir bir.

Ve hayat sunulmuş bir armağansa insana

Ya yaşamak direnmektir ya da boyun eğmek!

Ve bu hikaye burada bitmedi. deprem sonrası anılarım bir daha ki sefere gün yüzüne çıkacak:)

 
Toplam blog
: 4
: 595
Kayıt tarihi
: 28.07.14
 
 

Kendini bildi bileli edebiyatın, sanatın içinde olmuş bir  edebiyat, sanat tutkununun, yaşamında ..

 
 
 
 
 

 
Sadece bu yazarın bloglarında ara