Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
515
 

Emekçi polis neden 1 Mayıs'ı kutlamaz?

"BENİM babam da işçiydi, emekçiydi; hâttâ küçükken beni yanına alır 1 Mayıs kutlamalarının yapıldığı meydana götürürdü.. Omzuna tüneyip kürsüde konuşan amcaları izlerdim, halay çeken ablalara, abilere bakardım, pankartlarda yazılanları okumaya çalışırdım, okurdum ama anlayamazdım... Eve gidince babama sorardım: Baba! Kahrolsun faşizm diye yazmışlardı pankarta; faşizm ne demek?.. Babam dili döndüğünce anlatmaya çalışırdı. Beni karşısına oturtur, emeğin, alınterinin kutsallığını anlatırdı.. Ben bu ortamda büyüdüm..."

Yok yok, bu ben değilim.. Yani ben de olabilirim aslında.. Ucundan kenarından benzer noktalar vardır mutlaka.. Örneğin, babamın omzuna tüneyip kalabalığa hitap eden amcalara dair görüntüler silinmiş değil hafızamdan.. Sizlerin de hafızasında böyle görüntüler var mutlaka. Babası işçi olan, günün birinde elinizden tutup sizi 1 Mayıs mitingine götüren, omzuna alıp kalabalığı seyrettiren...

Sen, ben, o çok önemli değil.. Kimimizin hafızasında böyle görüntüler var, kimimizin yok.

Hafızasında benzeri görüntüler olan, en başta tırnak içindeki cümleyi kuran bir polis var mıdır acaba?..

Ben onu merak ettim şimdi.

***

HAZIR OOOL! Jop çek!.. Saldııııır... Bu komutu alır almaz 1 Mayıs göstericilerinin üstüne çullanan.. Tekmeyle, yumrukla, jopla, kafayla, kalkanla, kabzayla nerelerine denk gelirse oralarına indiren.. Ya da zırhlı panzerden sıktığı tazyikli suyla şişman göstericileri hafiften sallayıp, zayıf olanların havada uçmasına sebep olan.. Yüzlercesini sırılsıklam edip, üstüne bir de biber gazı boşaltan.. Alana doğru yürümeye kararlı kalabalığın önüne, Roma garnizonunun piyade alayları gibi set çeken, sonra Allah ne verdiyse, ya da yaradana sığınıp "ya Allah bismillah" nidalarıyla cenk eden.. Öncesinde, muhtemelen birbirlerine "gazamız mübarek olsun" temennisinde bulunan...

Ama tüm bunlar olup biterken, yani eylemcilere jop sallayıp tekme savururken, hafızasında kayıtlı 1 Mayıs çocuğu görüntülerini gözünün önüne getirebilen...

Bir polis?..

Çevik kuvvet ekibinde yeni yetme polis memuru da olur, emniyet amiri de; farketmez...

Var mıdır sizce?

Vardır elbette.. Mektepte tümünün hafızasını silip beyinlerine yeni bir çip takmıyorlar ki. O halde vicdan muhasebesi yapabilecek durumdadırlar.

..Ve hemen hepsi orta halli ya da yoksul ailelerin çocuğudurlar.. Sermayedar çocuğunun polis olduğu görülmüş müdür?

Ana babaları ya memurdur bir kamu kurumunda, ya fabrikada işçi, ya tarlada çiftçi, ya küçük esnaf.

Yani, alın teriyle, emeğiyle, kol ve beyin gücüyle çalışmadan para kazanamayan insanların çocukları.

Yoksulluğu yaşamış, kısa yoldan meslek sahibi olamazsa ya kaldırım arşınlamacısı, ya kol işçisi, ya tarlada ırgat olacağının ayırdında.

O sebeple mühendislik, doktorluk, öğretmenlik gibi uzun vadeli hayallerden sıyrılıp, kısa yoldan polis okuluna atmıştır kapağı.. İki yıl okur, sonra devlet nereye gönderirse orada göreve başlar, kendi ekmeğini kazanır.

Yanisi, vicdan sahibidirler aslında.

..Ve fakat emir büyük yerden olunca.. Emirin demiri kestiği bir ortamda, "jop çek, saldır" türü komutlara uymak mükellefiyetindedirler.

Akşam üniformasını çıkarıp sivil kıyafetlere büründüğünde, televizyondaki görüntülere çivilenip, vicdan sorgulamaları da yapıyorlardır muhakkak.

İçlerinde, "şu herife az vurmuşum, hıncımı alamadım, keşke hayalarına da iki tekme savuraydım" diye düşünen yoktur.

İdeolojik perspektiften, siyasetten tümüyle arınıp, sadece 'insani' bazda durum muhakemesi yaparak, halkın polisi kimliğinin, polis devleti manzarasının gölgesinde kaldığını hissetmişlerdir.. Yani böyle hissedenlerin sayısı az değildir bence.

***

GELELİM hayalini kurduğum 1 Mayıs manzarasına.

Sendikalısıyla, sendikasızıyla, memuruyla, işçisiyle, işsiziyle, öğrencisiyle, partilisiyle, partisiziyle, 1 Mayıs'ın anlamına vakıf insanlar biraraya gelmiş, halaylar çekiyor, sloganlar atıyorlar.. Sağdan soldan gelebilecek provokatif sataşmalara hiç biri prim vermiyor.. tek dertleri insanca yaşamak ve hep bir ağızdan bunun için haykırıyorlar.

Sonra bir bakıyorsunuz, robocoplar geliyor hızlı ve uygun adımlar eşliğinde.. Kalabalığa dalıyorlar.. İçlerinden biri, muhtemelen üniversitede öğrenci genç bir kızın elini tutuyor, bir diğeri fabrika işçisinin nasırlı eline sarılıyor, kollarını havaya kaldırıp birlikte halay çekmeye başlıyorlar.

Çevik kuvvetten bir kaçı, "hepimiz emekçi çocuğuyuz, hepimiz emekçiyiz" diye haykırıyor; kürsüdekilerin "yaşasın sendikal mücadelemiz" bağırtısına alkış tutuyorlar.

Olur mu böyle bir şey?..

Bunları yazdık diye kızacaklar mutlaka.. Ardından polisin görevlerini hatırlatacaklar.

Onları biliyoruz biz.. Polisin görevini, sorumluluğunu, ne yapacağını, ne yapmayacağını biliyoruz.

Hayal de kurmayalım mı yani?..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

biliriz 1 mayıslar işçinin emekçinin bayramıdır,birlik ve beraberlikler anımsanır bir araya gelince,ben bazı yazılarımda bunu vurguluyorum,ülkenin temel direklerinden birisi yıkılmak üzeredir,sanki savaşırcasına emekçiyi hedef alan emekçi haklarını gasbeden bir iktidardan emekçi için daha fazla ne beklenebilir,şiddet uygulayanlar için tek bir sözüm var bir filmde Şener Şen abimiz diyorya""Emir erim şaban"" şaban ne yapsın bazen ısırıyor,bazen biber gazı veriyor hastalara,emir erim şaban işte öyle birşey.

Ömer SÜMER 
 05.05.2008 22:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1018
Kayıt tarihi
: 02.04.08
 
 

Şehr-i Balıkesir'de mevkutesel işlerle iştigal ediyorum; yirmi küsur yıldır yazıp çiziyorum... Yaz, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster