- Kategori
- Gündelik Yaşam
Emekli Olan Kadın Ne Yapar?

Herkes sevgi ister!
İşte size güncel bir soru: Emekliliğe adım atan bir kadın neler yapar?
Ailenizde, yakın çevrenizde ve akrabalarınızda emekli olan kadınları mutlaka gözlemlemişsinizdir. Benim şimdiye kadar gördüklerimi sıralamak gerekirse şöyle olur herhalde:
Büyük bir kısmı birkaç ay hiçbir şey yapmaz. Hepsinin dilinde "Ayy yeterince çalıştım, yeter artık evimin hanımı olacağım, "vardır. Ama nafile, vücut çalışmaya, belli bir düzene alışmış. Biyolojik saat diye bir şey var. Yıllarca sabahları yastıklara yapışan başlar, Garfield misali yarı kapalı bakan gözler, saat 07.00 oldu mu cin gibi tam açık. Yatsana işte! "Geç kaldın, " diye kızacak amirin mi var, işe yetişme derdin mi var?
Bir -iki ay sonra evde sıkılmaya başlar eskinin çalışanı, yeninin evinin hanımı Mırıltılar yükselir. Canı sıkılır , başı ağrır. Şikayetleri başlar. Ha, bu arada çoktan hastanelerden randevular alınmıştır. Mamografi, tomografi, sintigrafi, kan tahlilleri sıraya dizilmiştir. Çünkü 20-25 yıl rahat rahat doktora gidilememeştir. Sevk yaptır, izin al, çocuğuna kalacağı yeri ayarla. Rahat rahat sohbet edememiştir hastanede sıra bekleme salonlarında. Çünkü kafasında hep iş yeri ve işi vardır.
Bir süre sonra eş-dost, aile bireyleri değişik teklifler sunarlar kadına: Çeşitli hobi kursları, sosyal dernekler, altın günleri vs. v.s Büyük çoğunluğu yürüyüşe, aerobik-pilates ya da cimnastiğe başlar. Zayıflamak istiyordur mutlaka, güzel olmak zorundadır.. elalem ne der sonra!...
-Emekli oldu, kendini saldı, demezler mi?
Hobi kurslarında ilk sıralarda ahşap boyama, takı, tel kırma ve yağlıboya resim başı çeker. Tabi ki dil kursuna ve bilgisayar kursuna yazılanlar da olur. Dernekler ise genellikle adında "KADIN" sözcüğü geçenler; Çağdaş Kadınlar, Türk Kadınları, Emekli Öğretmenler Derneği gibi.
Ve kadının evde elişi yapabilecek zamanı da vardır artık. Çocuklar evlilik çağına gelmiştir ya da torunlar bir bir sıraya dizilmiştir. Onlara çeyiz lazım, yelek, patik, atkı, şapka-bere lazım. Hemen yüncülere koşulur. "Derya Baykal" tığları ve şişleri aranır. Öğleden sonra kuşağında Derya Baykal izlenir. Dergiler -modeller aranır. Bu arada unuttum sabah kuşağındaki programlara da kültür seviyesine göre abone olunur. Dizi tiryakiliği başlar. Ve tek televizyonlu evlerde aileiçi küçük tartışmalar olur, kumanda kimde ise onun dediği olur.
Bazıları benim gibi hayvansever olur, eve veya bahçeye zevklerine uygun birer hayvan alırlar. Eve kedi veya kuş, bahçeye köpek tercih edilir. Ve bu sıralama böyle gider. Kadın yine koşuşturma içerisindedir. Neredeyse 7 X 24 saat doludur. Zaman yetmez, işler bitmez. Çünkü yaş kemale ermiştir. Unuttuğu bir şey vardır ; artık eskisi gibi enerji dolu bir vücuda sahip değildir. Başında menapoz derdi vardır. Yine başa döner. Başlar mırıldanmaya. Ayakları şişiyor, kolları ağrıyordur, başı zaten her daim...
Şimdi bana soracaksınız, acaba sen ne yaptın? Ben emekli olduktan sonra bir yıl daha çalıştım. Hem de hiç çalışmadığım kadar yoğunlukta. Erbakır Fen Lisesi'nde, 96 tane dopingli çocukla. Bahçede çalıştım, ağaç diktim. Bir tane sokak köpeğini sahiplendim ve Hayvanları Koruma Derneği'ne üye oldum. Şiirler yazdım.
Ve en önemlisi bilgisayar öğrenip "blogger" oldum. Elişi zaten çocukluğumdan beri yapıyordum. Önceden var olan altın günlerimi bitirdim (ben de biraz ters oldu)...asosyalleştim. Evimi değiştirdim. Dağlara, kırlara, ormana, kuşlara, çiçeklere daha yakınım artık. Hastaneye gitmeyi bıraktım, çünkü oralarda harcayacak zamanım yok ve gerek kalmadı da...Zaman kavramını unuttum, bir yerlere yetişmek derdim olmadığı için, stresim azaldı. İstediğim vakit, istediğim işi yapıyorum.
Alış-veriş, giyim-kuşam, moda benim dünyamdan yavaş yavaş uzaklaştı...onlarmış aslında insana sıkıntı veren, başımızı ağrıtan, işin aslını şimdi anladım.
Esenkalın!