Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '14

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
206
 

Emperyalizmin Kökensel Çelişkisi

Emperyalizmin Kökensel Çelişkisi
 

“Paranoyak, üzerinde egemenlik kuracağı bir köle; nevrotik ise, üzerinde baskı kuracağı bir efendi arar.” (Lacan)

Emperyalist ve tekelci büyük sermayenin vatanı yoktur sözü, kelimenin tam anlamıyla bir palavradır.

Bu yalanı, bütün dünyaya yaymak için çırpınan kişilerin, zalimlikleriyle ün salmış efendilerine fason çalışan, ya da taşeronluk yapan yerel köleler olması ise çok manidardır.

Aslında bu insanlar, kentsoylu bile değildirler. Dünyanın her yerinde, onların sefilliği, üzerlerine yapışmış olan rüküşlüklerinden ve ikiyüzlülüklerinden yansır.

Yukarda da belirttiğimiz gibi, yeryüzünde, gerçek bir vatana sahip olmadan devleşebilen; hatta devleştikten sonra vatanıyla göbek bağını keserek varlığını sürdürebilen hiçbir organize sermaye teşkilatı görülmemiştir ve görünüşe bakılırsa, bundan sonra da pek görüleceğe benzememektedir.

İşte, tam da bu noktada Fransız psikanalist Lacan, doğrudan doğruya Hegel’e; dolaylı olarak da Hegel’in zekâ felsefesindeki özgürlük anlayışından çok etkilenmiş olan Marks’a sataşır.

Çünkü Lacan; insanın, gerçek anlamda bir özgürlük arayışı içinde olduğuna inanmamakta; dahası, insan ruhunun köleliğe daha meyyal olduğunu düşünmektedir.

Açıkçası Lacan, psikanaliz aracılığıyla keşfetmeye çalıştığı insan ruhunun yapısını yorumlarken; ezilen kitlelerin, kendilerini ezen bir avuç insana baş kaldıramamasının; fiziki zorluklardan ziyade, ruh kökenli zorluklardan kaynaklandığını söyler.

Hâlbuki Hegel’in felsefesinde, köle, daha tarihin başlangıcında, ölümü göze alamadığı için köle olmuştur.

Ancak, efendisi için çalışırken, doğayı dönüştürmeyi öğrenecek ve her geçen gün niteliği biraz daha artan bu dönüştürme eylemi esnasında, kendi içindeki ustalığı keşfedecektir.

Efendiye gelince: O, bu zorlu yolun sonunda, sadece köleler tarafından onaylanan bir efendiliğin gerçek bir efendilik olmadığını kavradığı anda, kölesinin kölesi konumuna gerileyecek; hal böyle olunca da, köle, efendisinin efendisi oluverecektir.

Burada, efendinin açmazı, kendi efendiliğinin, başka bir efendi tarafından hiçbir zaman onaylanmayacak olmasıdır. Zira onaylamak, köleleşmek demektir.

Örneğin Göring, Almanya’da herkesin efendisiyken Hitler’in kölesi olarak kalmıştır.

Evet, Hegel, “aklın yolu birdir” prensibinden yola çıkmak suretiyle, insanın, günün birinde, başkalarını nesne olarak değil, özne olarak almayı öğreneceğini iddia etmiş ve toplumsal aklın nihai aşamasının, bu olduğunu ileri sürmüştür.

Başka bir ifadeyle söyleyecek olursak: Hegel, tarihin sonunda, insanlığın kölelikten kurtulacağına ve saydam topluma erişebileceğine inanmıştır.

Marks’a umut veren, heyecanlandıran ve kafasında tasarladığı devrim için seçtiği hareket noktası da burası olmuştur.

Ama hepimizin bildiği gibi, günümüz dünya toplumu, içinde yaşamakta olduğumuz geçiş çağında, Hegel’i ve Marks’ı, (bu bağlamda) haksız çıkarmış ve Lacan’ı doğrular nitelikte tepkiler vermiştir.

Şimdi, metnin girişinde yazdığım Lacan’a ait ruhbilimsel denklemi bir kez daha tekrarlamak istiyorum.

"Paranoyak, üzerinde egemenlik kuracağı bir köle; nevrotik ise, üzerinde baskı kuracağı bir efendi arar.”

Bu gün, esaretten kurtulmak şöyle dursun; artık, efendilerinin üzerinde baskı dahi kuramaz hale gelmiş sefil köleleriz hepimiz

Bırakın Hegel ve Marks'ın öngördüğü birbirini ezmeyen insanlardan oluşan saydam bir toplumda yaşamayı; köleci toplumdan feodal topluma ve feodal toplumdan burjuva toplumuna nasıl geçildiyse; içinde yaşadığımız çelişkilerle dolu sözde çağdaş kapitalist toplumun da, sömürünün daha az, daha dolaylı olduğu bir üst topluma geçmesini arzuluyor ve bu mucizeyi, dünya gözüyle görmeyi bekliyoruz.

Umarım, her geçen gün ayrık otu gibi çoğalan zavallı kölelere mal satamadıkları için birer birer iflas eden küresel emperyalistlerle birlikte daha insani bir dünya kurarız.

Dip Not: Bu blog,  28 Nisan 2009 tarihinde “Emperyalizmin Kökensel Çelişkisi” başlıklı yazımın yeniden düzenlenmiş halidir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 158
Toplam yorum
: 1207
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 726
Kayıt tarihi
: 13.09.06
 
 

1956 yılında doğmuşum. Tanrı Bilimi Eğitimi aldım. 78 kuşağından olmanın verdiği şevkle olsa gerek;..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster