- Kategori
- Futbol
En çok taraftar kimde

Kişilik bir ‘kültür’dür dediğimiz zaman, birçok kavramın ve olgunun içiçe geçtiği çok kapalı bir tanım yapmış oluruz. Oysa kültür değişkendir. Kültürün bir birikim ve eğitim süreci olduğu da bir gerçektir. Bu birikim süreci bile uzun bir süreçtir ve birçok aşamaları vardır. Sosyal çevreden, gelenek ve göreneklerden etkilenir. Farklı ülkelerin kültür birikimleri aynı ülke içindeki insanları bile farklı boyutlarda etkiler.
Sosyalleşme süreci ise, psikolojik boyuttan çok sosyolojik boyutun uzun bir zaman sürecinde kazanımıdır. Eğitim ve etkilenme ilişkisinin devamıdır. Bu eğitim ve etkilenme farklı ülke kültürlerinin farklı bir ulusal kimlik yaratmalarına neden olmaktadır. Ulusal kimliğin, ulusal kültür ve ulusal kişilik ile anlamlandırıldığı bir sosyal yapının varoluş nedenini açıklamak ise oldukça karmaşık bir olgudur. Çünkü kültür sadece yazılı kültür anlamında ele alınamaz. Sözlü kültür içinde yaşayan toplum üyeleri de vardır.
Kültürel yapının spor üzerine etkisi daha ziyade iki yapısal özellikten kaynaklanır. Bunlardan birisi, değer yargıları, gelenek ve görenekler; diğeri de kültür değişmeleridir. Evrensel dil’in dışında, o ülkeye özgü kullanılan ulusal simgelerden söz edebiliriz. Örneğin spor, evrensel bir içeriği olan bir olgu olmasına rağmen, ülkemiz için evrensel dil’den uzaklaşan ve ulusal kimlik kullanan, gelenek ve görenek haline gelmiş spor simgeleri kullanılmaktadır:
‘En çok taraftar bizde, en büyük taraftar bizde’.
Seyircilerimiz, sporcularımız, yazarlarımız, hakemlerimiz ve spor yöneticilerimiz; evrensel dil’den uzak, ulusal bir dil kullanmaktadırlar. Adeta kendi taraftarlarının gönlünü hoş tutmak ve onların rakip taraftarlara üstünlük kurmaları için verilen sözümona gerçek bilgilerin, hiçbir kanıta veya belgeye dayanması gerekmemektedir. Taraftarın, bu bilgileri doğrulama veya yanlışlama şanslarının olmadığını, yöneticiler zaten bilmektedirler. Her zaman taraftarın nabzına göre şeker verilmektedir.
‘Benim şu kadar milyon taraftarım var, en büyük kulüp bizimki’ diyen yöneticilere taraftar inanmak zorundadır. Böyle bir sonuç nasıl alınmıştır, hangi bilimsel verilerle kanıtlanmıştır, yöntem nedir, sorularının yanıtları hiçbir zaman düşünülmez. Böyle büyük bir taraftarı olan kulübün taraftarları da en büyük olmanın öngörüsüyle bir maçta yenilmekle en iğrenç olaylara neden olmaktadırlar. Gidip kulübü basmak gerekmektedir, oyunculara saldırmak mutlak zorunluluktur, çünkü o sırada ‘büyüklük’ kavramı yer değiştirmiştir:
‘En büyük taraftar, futbolcular sahtekâr’ tezahüratı, böyle maçlardan sonra üretilmiştir.
Bu gibi olayların nedeni kulüp yöneticilerinin yanlış yönlendirmeleridir. Cehaleti cehaletle örtmek alışkanlık olduğu için bu en vahşi en iğrenç olayların sorumluları, ne vicdan azabı ne de üzüntü duyarlar. Çünkü asıl suçluların kendileri olduğu hiçbir zaman düşünülmediği için üzüntü duymaları da beklenmez. Kendileri fiziksel olarak bu yeryüzünde oldukları halde, suçluluk imgesinin sorumluluğunu paylaşmak durumunda gerçek bir hayalettirler. Bazıları da sözümona kaçak güreşip, faul yapmazlar, televizyon ekranlarında büyük bir pişkinlikle görünürler. Tatildeyken bile deniz kıyısındaki sahil kasabası villalarından canlı yayına katılırlar:
‘Bizim taraftarın hiçbir suçu yoktur, rakip taraftarlar bizim taraftarlara saldırmışlardır. Bakın televizyon görüntülerine’.
Taraftar sayıları ile ilgili yapılan ve 05.01.2007 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yayınlanan, Türkiye'nin yedi coğrafi bölgesinde 32 il ve 112 ilçede 2 bin 385 kişiyle görüşülerek yapılan araştırmada, Galatasaray'ın 2000 yılından bu yana 1,4 oranında taraftar kaybettiği ortaya çıkmıştır. Sarı-kırmızılı takım 26,7'den, 25,3'e düşerken yine ilk sıradaki yerini korumuştur.
ÜNİVERSİTELİLER FENERLİ | ||||
TAKIM | İLKOKUL | ORTA-LİSE | ÜNİ. | TOPLAM |
Galatasaray | 20,0 | 31,9 | 24,6 | 25,3 |
Fenerbahçe | 15,3 | 29,4 | 33,1 | 23,1 |
Beşiktaş | 10,5 | 13,5 | 15,2 | 12,2 |
Trabzonspor | 2,5 | 3,4 | 3,1 | 2,9 |
Türk Milli Takımı | 5,8 | 3,3 | 6,3 | 4,6 |
Diğer Anadolu takımları | 2,8 | 3,5 | 3,9 | 3,2 |
Futbolla ilgilenmiyorum | 43,1 | 15,0 | 14,8 | 28,7 |
Sosyal bilimlerdeki araştırmalarda seçilen örneklemin ve sayının, evreni temsil etmesi önemlidir. Örneklemin geçerli olduğu her araştırma bilimseldir, çünkü başkaca bir yolu da yoktur. Her araştırmada evrenin tamamına ulaşamazsınız. Ulaşabildiğiniz her örneklem sayısı, evreni temsil ediyorsa bilimseldir. Ancak, pozitif bilimlerdeki gerçeklik kadar da gerçek değildir. Dünyanın her yerinde 2 hidrojen 1 oksijen su’dur, değişmez. Ama sosyal bilimler değişkendir. İstatistik bilimi, insana yemediği eti yedi gösterse de, yıllık et tüketimi üzerine yapılan araştırmada, kişi başına düşen yıllık et tüketimi araştırması bilimseldir.
Taraftar sayıları üzerine yapılan bu araştırmadan sonra bile, bazı taraftarlar bu sayılara inanmayacak, bazıları da inanacaktır. Taraftar sayıları üzerine daha çok konuşulacaktır. Kaldı ki, genel nüfus sayımı gibi büyük bir organizasyonla yapılacak sorgulamada bile çıkan sonuçlara da inananlar ve inanmayanlar olacaktır. Sorun, yönetici ve taraftar kültüründedir.