​ En saftirik örgüt; ergenekon! / Haber / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '09

 
Kategori
Haber
 

En saftirik örgüt; ergenekon!

En saftirik örgüt; ergenekon!
 

“TANRIM! Sen aklıma mukayyet ol...

10 sene evvel İbrahim Şahin’e bir "destan kahramanı" muamelesi çekenler, bugün İbrahim Şahin’in evinde unuttuğu krokilerden yola çıkılarak yapılan "kazı / kazan" çalışmasını gözümüze sokup meydan okuyorlar...

Diyorlar ki:

"İşte bakın! Bombaysa bomba! Tekinsiz herifin teki olan İbrahim Şahin’in bomba gömüsü ortaya çıktı... Demek ki Ergenekon ciddi bir olay."

Böyle diyorlar ve beni çıldırtıyorlar...

Kim mi bunlar?

* * *

Mesela Mümtaz’er Türköne...

Zaman Gazetesi’nde yazan, eşi AKP milletvekili olan bu zat, aslen bir "Susurluk prensi"dir...

Bu arkadaş, İbrahim Şahin’e arka çıkanlar hükümetinin başbakanının danışmanlığını yapmıştır...

Bu arkadaş, zamanın Başbakan’ı Tansu Çiller’e, "İbrahim Şahin şehit olmayı göze almış değerli bir polis şefidir" demecini verdirmiştir...

Bu arkadaş, Susurluk’a arka çıkanların arkasındaki isimdir...

Şimdi çıkmış, "eski" dostu İbrahim Şahin’in Ankara’nın kuytu yerlerinde gömdüğü bombalardan güç alarak áleme nizamat vermeye çalışmaktadır...

Üstelik bu Mümtaz’er, "Susurluk prensliği"nden "derin devlet karşıtlığı"na zıplarken, bir küçük özeleştiri vermeye bile tenezzül buyurmamıştır...

* * *

Hadi Mümtaz’er’in tıyneti bunu kaldırıyor...

Peki ya kendisine her daim saygı duyduğum Nazlı Ilıcak’a ne demeli?

Yazdığı "İbrahim Şahin güzellemeleri"nin mürekkebi bile kurumadı...

Ama o, bugün hiçbir şey yokmuş gibi çıkıp, "İbrahim Şahin’in gömdüğü bombalar" meselesinden söz ederek "Ergenekon ciddidir / Gözaltılar haklıdır" sonucuna varabiliyor...

10 sene evvel yaptığı "İbrahim Şahin günah keçisi değildir" kampanyasını unuttuk mu sanıyor?

Ya da şöyle söyleyeyim:

Bunlar bizim zekâmıza ve hafızamıza hakaret ettiklerinin hiç mi farkında değiller yahu?”

Ahmet Hakan’ın köşe yazısından bir bölümü sayfama aldım. Geçmişte farklı bu gün farklı görüşler öne süren iki yazarı iyi yakalamış doğrusu.

Günümüz medyasında yazı yazan kalem sahipleri ne yazık ki araştırma, sorgulama gereği duymuyorlar. Ahmet Hakan’ın hafızası yardım etmese bu gerçekliği öğrenme olanağımız olmayacaktı. Gerçi hafıza konusunda Yalçın Küçük ile yarışamaz ama okur olarak teşekkürlerimizi göndermekten hiçbir güç alıkoyamaz; Teşekkürler Ahmet Hakan.

Ülkede aylardır süren Ergenekon davasının geldiği noktada ciddiye almayan çevreleri; “Dur bir dakika, herhalde ciddi şeylerde var” dedirtecek ivme kazandı.

Sosyalistler hala “yiyin birbirinizi” diye uzaktan bakarken dava yeterince toplumsal destek bulamayacak.

12 Eylüle ve Maraş’a, Çorum’a yönelmesi için gerekli toplumsal desteği vermeli ama nasıl. Yoksa sadece deşifre olan cenah cem edilip tarih tekerrürden ibaret olmaya devam edecek!

Adına ne derseniz diyin; ister “derin devlet, ister kontrgerilla” günahını vebalini ödetmedikçe yani tarih ile hesaplaşmaya girilmedikçe hiç kimsenin gelecek için güzel ve iyi düşler kuracağı iklimler oluşmayacak bu topraklarda.

Kendini vatanın sahibi sanan ilkelliğin döktüğü kanlar, kardeşliğe sıkılan kurşunların çıktığı silahların tetiklerini düşüren parmaklar sorgulanmadan mevsim bahar olmayacak, çiçeklerin boynu bükük kalacak korkarım, güneşi göremeyecek...

Sözüm ona bir zamanlar toplumda duyarlılığı artırmak için aydınların kanı üzerinden siyaset ve siyasi istikbal hesabı yapanlar olduğu yönündeki kuşkuları yanıtlamak yine bu dava üzerinden beklentiler kurmamızı zorunlu kılıyor. SP partisi Genel Başkan Yardımcısı bağlandığı televizyon programında bu noktaya parmak basıyor. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalıların katillerinin, faili meçhullerin ortaya çıkarılmasını istiyor. Ve ekliyor;”İktidar bunu başaramazsa altında kalır!”

Buraya kadar olan değerlendirmelerimiz bulunan kanıtların ve özellikle silahlarla ilgili kurulan ilişkilendirmelerin ışığında oluştu. Varsayım olup olmadıkları mahkeme sürecinde ortaya çıkacak kuşkusuz. Diğer taraftan bu “ergenokon” örgütü herhalde dünyanın en saftirik oluşumu ki krokileri evde saklıyorlar, hatta silahları da ve dava yirmi aydır sürerken ayıkmıyorlar, uyanmıyorlar…

Ancak ne varki dalgalar, tutuklamalar hep gündemin iktidarın tarafına değişmesine vesile oluyor. Birileri projektörü ne yana çevirirse onun izin verdiği kadarını görüp üzerine beyin cimnastiği yapıyoruz. Üstelik hadise üzerinden süreci anladığımızı sanıp, zeki ayaklarına yatarken sazan (aptal balık gibi oltayı yutuyorsak) olmanın garipliği yazar zarar hanesine. Ya da yukarılara doğru uzanır. Bir zamanlar astığı astık, kestiği kestik vatandan geçinenler bu sefer yırtamazlar, yaptıkları yanına kâr kalmaz kim bilir…

 
Toplam blog
: 1114
: 827
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..