Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

En yeniden başlıyoruz

Son birkaç aydır seferde olan bedenim istirahatte şimdi! Ondandır ki ne pijamaların içinden çıkmak ister ne kapının dışını merak eder. Arsız ruhumun, zihnimin bitmek bilmeyen keşif sevdası yordu yıprattı sanıyorum kabını. Biraz da şu aslı içinde olsa da içindekini taşıyan, dış dünyayla temasını kuran aracıyı şımartma vaktidir. İçindekini tek başına yolladım bu sefer! Son birkaç gündür bedenim evde nicedir özlediğim kitaplarımla yatağın içinde, ruhum kendi başına derin, içe dönük, dingin bir seyr-ü seferde!

Aylar, yollar sonra özlediğim bir monotonluğun dibinde, evde oturup yatmaktan sıkılmanın tadını çıkarıyorum. Ordan burdan biriktirdiğim güzel anları anımsatması adına edindiğim anılıkları serpiştirdim odamın dört bir yanına. Yeni kitaplarımı özenle dizdim raflarıma. Kitap ayraçlarımı koydum aralarına. Kart postalarım şimdi kah defter aralarında kah masamın üzerinde, kimisi kalmış yollandıkları zarfın içinde. Defterlerimin her zamanki gibi sabit bir yeri yok ben neredeysem orada. Elimin altında, başımın ucunda yani her daim başımın üstünde! Kalemlerim kalemliğimin içinde bembeyaz masamın üzerinde, hangisine elimi atsam mürekkebini sala sala yazıyor. En çok haz duyduğum ayrıntılardan biri ne bulursam onla yazmak zorunda kaldığım seyahat hallerinden sonra!

Odamı toplarken cdlerimi sıralıyorum bir bir, çalan müzik sürekli değişiyor. Nerden çalsam oraya uçuyor ruhum. Nerde, ne zaman alınmış, neler yaşanmıştı? Rengi solmuş tişörtlerimi, elbiselerimi kaldırıyor, alamadığım güneş kremi kokusuna rağmen ‘yaz geçer’ dizelerini anarak Murathan Mungan’dan; bavuldan çıkan şallar, kazaklar ve hırkalarla yeni bir mevsime merhaba diyorum. Açmak istemediğim giysi dolabımın kapağını alelacele kapıyor yine kitaplığımın başına geçiyorum. Bilmem kaçıncı kez indirip teker teker yeniden diziyorum cancağazları. Ondan bir sayfa bundan bir bölüm, aaa bunun arasından çıktı o not, ahhh şu gün şurda okuduğum bu dizeler, bu hikaye, bu sözler derken kararan odamın ışığında gözlerimin yorulduğunu farkediyorum.

Atıştırmak üzere mutfaktan bir şeyler kapıp kanepeye seriliyorum elime kumandayı alıp. Sonra yine defter, kalem ve elif!. Sheakspear and company’nin bana kazandırdığı yabancı dostun bana kazandırdığı Langston Hughes’ den kazandığım ilk dizelerini özenle yazıyorum defterime, büyük bir minnetle. Bir yeni keşifle beraber dünyam bir başka kılıfın içinde şimdi, gökkuşağının bir rengi daha var, evimin fazladan bir penceresi, söylenecek bir çift yeni söz daha… hoş geldin diyorum Hughes’e hoş bulurken dünyasını bir yandan da. Ve altını çiziyorum özenle ‘ilk’ şiirin başlığının ‘deffered dreams!’ sonra kendi ertelediğim düşlerin peşine düşüyorum. Büyük lokmalar yememek adına küçük küçük parçalar haline getirmeyi öğrendiğimi farkediyorum düşlerimi ve mutlu oluyorum.

Düşünüyorum ve çok güzel bir ayrıntının daha farkına varıyorum paylaşmak istediğim. Mutluluk son zamanlarda küçük ayrıntılara gizlemiş kendini hayatımda. Tesadüfler, küçük ayrıntılar, birkaç cümlelik sözler büyük anlamlar taşır olmuş geri dönüp gördüğüm en yakın zaman dilimi içerisinde. Bugün burada Langston Hughes tanışmam da yine bir tesadüfün eseri olduğu gibi. Yeni bir okur, yeni bir dost ve yeni bir yazar kazanmış olduğum gibi, Hayatta tesadüflere inanmayanlardan olsam da! küçük ayrıntılardan mutlu olmak demişken nereden nasıl bağlamam gerektiğini bilmeden bir mutluluk daha çıkmaya çalışıyor kalemimden. Beni de an, beni de yaz diye! Yazmayı, içimden geçenleri paylaşmayı bu kadar çok severken elbetteki okunmak, bir kişi dahi fazla olsun okura sahip olmak benim için ne denli kıymetli artık siz hesap edin. Hal-ı ahval böyleyken bir de bir İspanyol arkadaşımın bloglarımı İspanyolcaya çevirip anlamaya çalıştığını öğrendim dün. yazmanın benim için önemini anlayıp, bana ve dolayısıyla yazdıklarıma önem verip anlamaya çalışmasının bu dünyada hiçbir başka karşılığı yoktur benim nazarımda. bunu da çevirir misin bilmiyorum sevgili Alvar ama eğer denersen sana senin dilinde teşekkür etmek istiyorum. Muchas gracias!!!

Tüm bu dinginlik dolu ruhumun küçük seferinden notları da aktarmışken her yazmak sonrası çöken o halsizliği hissediyorum. Üzerimden tonlarca yük kalkmış ama bir adım daha atacak halim kalmamış gibi… enerjim tükenmiş, elim ayağım boşalmış, olduğum yerde kestirmek ister gibi tatlı bir yorgunluk!

Bavullar boşalmış, kıyafetler yıkanmış, kitaplar yerleşmiş, güzellikler anılmış, teşekkürler edilmiş, karnım doymuş, bir sene daha böyle devam edecek hayatım ufaktan düzene girmiş, mutlulukların adı konmuş, tüm bunlar da kağıda dökülmüşken ben de gönül rahatlığıyla başıma yastığa koyup, biraz geç olsa da güç olmaması dileğiyle yarın yeni bir seneye başlamak üzere ruhumu da gittiği diyarlardan geri çağırabilirim artık.

Biz döndük ve en yeniden başlıyoruz!

 
Toplam blog
: 48
: 919
Kayıt tarihi
: 09.06.09
 
 

1990 Muş doğumluyum. Şu an İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde okumaktayım. Elim kalem tuttuğ..