​ Enkaz altından siyaset yapmayın bari… / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '11

 
Kategori
Siyaset
 

Enkaz altından siyaset yapmayın bari…

Enkaz altından siyaset yapmayın bari…
 

Pazar günü saat 14 sıraları…


Arabamın içinde gidiyorum. Radyo’yu açtım, haber kanalı buldum. Radyodan ya haber dinlerim ya da türkü…


Önce anlayamadım, spiker canlı bağlantıda bir şeyler söylüyor, birileri ile heyecanlı heyecanlı konuşuyor. Dikkat kesildim “N’oluyor” diye…


Olaya aklımın basması zaman aldı. Çünkü her zaman olduğu gibi, böyle haberleri “Şak” diye duymak kolay değil. Haber “Van’da deprem oldu” diyordu. Hem de 7,2 şiddetinde…


Bu şiddette bir deprem, özellikle merkez üssünü ve civarını yıkar geçer Türkiye koşullarında…
 

Acele eve döndüm ve televizyon kanallarını gezmeye başladım. Gördüğüm manzara içler acısı, yıkılan bir binada insanlar can havliyle “Kurtarma(!)” çalışması yapıyor, belki birilerini kurtarırız umudu ile…
Henüz “Kurtarma ekipleri” bölgeye intikal edememiş. İlk anların verdiği telaş, şaşkınlık ve koşuşturmaları seyrediyoruz ekranlardan…


Tabi oradaki arkadaşlarımız, dostlarımızı da merak ediyorum.


Hemen telefona sarılıp Cihan Koyuncu ve Faysal Değer kardeşlerimi arıyorum. Telefonlar bir türlü düşmüyor “Yanlış numara” diyor her zaman görüştüğüm numaralar için.


İçimi korku sarıyor. Yusuf Cahit Koyuncu’yu arıyorum. Şükür cevap veriyor. Telefonları arama yapamıyorlarmış. Aradığımızda hat düşerse cevap verebiliyorlarmış…


Onların sağlık haberlerini alıyorum, ancak Van’daki yıkımın ve zararın “İlk bakışta” çok olduğunu anlatıyor. Esas felaketin Erciş’te olduğunu, köylerden henüz haber alınamadığını söylüyor…


Gecenin geç saatlerine kadar televizyon haber kanallarından sürekli takip ettim. İzlediğim en son saate kadar 100 ün üzerinde hayatını kaybeden, verilen sayıya göre de 366 yaralı var…


Son ve kesin rakamları alabilmemiz için köylerden gelecek haberi beklemek gerek. Çünkü yöreyi ve bina yapısını bilen birisi olarak söylemek gerekirse, ne yazık ki “Kayıp” çok olacak. Maddi kayıp, insan kaybı karşısında “devede kulak” elbette, insan hayatı ile karşılaştırmak mümkün mü?


Her depremde olduğu gibi, bu depremde de ne yazık ki aynı şeyleri yaşayacağız. Yardımlar yerine zamanında ulaşamayacak, insanlar yaklaşan kış mevsiminde çok zahmet çekecekler, bir süre de olsa “Kargaşa” yaşayacağız. Geçmişten edindiğimiz tek deneyim, ne yazık ki bu… Sonuçta yaraları her zaman olduğu gibi saracak olsak bile…
 

Şimdi “sevindiğimi” desem yanlış mı anlaşılır bilmiyorum. Bana “Neresine sevindin arkadaş” denilebilir. Elbette bu olayın hiçbir yerine sevinilemez, sadece “Canlı” kurtarılıp hayata bağlanan insanların varlığını bilmek dışında…


Sevindiğim şey, ülkenin dört bir yerinden “Yardım eli”nin hemen harekete geçebilmiş olması…


Kızdığım şey de var…


Bu sabah, haber sitelerine düşen iki beyan…


Birincisi Selahattin Demirtaş’tan geliyor: "Türkiye’nin dört bir yanından gelen yardımlarda kardeş kokusu, kardeş selamı var. Herkese teşekkürler."


İkincisi ise Van Milletvekili Özdal Üçer’den: "Enkazın altında kalan hükümet, devlet."


Her iki söylemde de ne yazık ki “siyasi beyan” var… Her ikisinde de “Enkaz altından siyaset yapma” amacı var.


Birincisinde yine “ayrımcılık” kokusu var. Sanki “ayrı bir millete yardım” edilmiş gibi gösterilmek isteniyor. İkincisi ise Sayın Milletvekili “Tabanına” mesaj vermeye çalışıyor. “Bakın” diyor kendi kafasına göre “devlet size yardımda gecikiyor” demeye getiriyor.


Hani derler ya “Koyun can derdinde, kasap mal derdinde” diye…


Bizim içimiz yanıyor, adam bu felaketin altında sözüm ona “siyaset” yapıp yine ayrımcılığı körüklemeye çalışıyor.
 

O kafadakilere söylenecek tek bir şey var. Vatanın dört bir köşesinde yaşanan felaket, hepimizin felaketidir. Vatanın dört bir köşesinde felakete uğrayanlar da bizim kardeşlerimiz, dostlarımızdır.
 

Önce bunu öğrenin, daha öğrenemediniz çünkü…


24 EKİM 2011
İBRAHİM PEKBAY 
 

 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..