​ Entellektüel adamın kafa karışıklığı 2 / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '13

 
Kategori
Deneme
 

Entellektüel adamın kafa karışıklığı 2

Entellektüel adamın kafa karışıklığı 2
 

Ömrünü edebiyata adamış bu adamın, yazı emekçiliğine, sonsuz saygı duyuyorum.


Bu aralar, Hilmi Yavuz okuyorum. Kendisinin bana en büyük faydası, okuduğum her yazısında, felsefe, edebiyat tarihi, felsefenin ve edebiyatın değerli ve önemli kişileriyle ilgili hem bilgimi, hem entellektüel düzey ve vizyonumu  geliştirmeme yardım etmesidir.

Ancak, kendisini okurken beni fazlasıyla rahatsız eden bazı durumlar da var. Bunlara örnek vermem gerekirse:

Sayın Yavuz'un, bir konuyu anlatırken, lafı çok fazla dolaştırdığı kanısındayım. Lafı bu kadar uzatması, yazılarının ritmini düşürdüğü gibi, hantal ve monoton bir ruh halinin okura geçmesine de neden oluyor bence.

Her iki cümlesinden birinde, başka yazar, şair ve düşünürlerden alıntı yapması, gereksiz bir bilgiçlik havasının, yazıları esir almasına yol açıyor. Latince, Fransızca terim ve kelimelere sık sık başvurması, okurunun ilgisini dağıtıyor. En azından, benim ilgimi çok dağıttı.

Ve açıkçası, Hilmi Yavuz'un şahsında, yazılarında, şunu görmeye, şunu düşünmeye başladım ben. Acaba diyorum, bir insanın ya da yazarın, sıradan bir insandan çok daha fazla bilgi birikimine sahip olması, onu, gereksiz tedirginliklere, yersiz kendine güvensizliklere, hiç gereği olmayan yeni kafa karışıklıklarına mı itiyor? Çok düşünmekten, çok irdelemekten kafası zaten ziyadesiyle yorulan bir entellektüel adamın, akif okur - yazarın, felsefe veya edebiyat adamının zihni, fazla mı bulanıyor acaba? Ne dersiniz? 

Bu kafa karışıklığını, kendi okuma - yazma serüvenimden edindiğim deneyimlerimle de örnekleyebilirim aslında: Geçmiş yıllarda, yazdığım, söylediğim  birçok düşünceyi " kesinlikle " ifadesiyle bitirirken ben; zaman geçip, okuma - yazma görgü ve tecrübem arttıkça, yazılarımda, söylediğim cümlelerde " kesinlikle " sözcüğü, yerini daha çok " herhalde " lere bırakıyor.

Belki de, insanın fazlaca yaşam deneyimine sahip olması, bir yandan onu daha donanımlı, daha entellektüel bir düzeye taşırken, bir yandan da duygu ve düşüncelerinin kesinliği hakkında tereddütlerini artırıyordur. Hangisi doğru, hangisi yanlış kesin olarak kim bilebilir ki?

Bir duyguyu, bir düşünceyi anlatan, ister en sıradan insan olsun, ister en entellektüel adam... Yazarken, anlatırken olabildiğince sade olmakta, en yalın yazım ve anlatım dilini kullanmakta sayısız faydalar var bence.

O yazıyı, o kitabı yazan Hilmi Yavuz bile olsa... Bilmem, böyle düşünmekte, haksız sayılır mıyım?

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..